"Sana itaat etmek zorunda değilim " bağırdım. Ama her zamanki gibi babamın umrunda olmadı.
"Kes sesini .Sen Tolga Geyik kızı İzel Geyiksin . Kendine gel sen benim çizdiğim hayatı yaşayacaksın" Ve yüzüme inen bir tokat.Boş boş yüzüne baktım babamın yüzüne artık acıtmıyordu . "Sen Öyle zannet "dedim umursamazca ve kararlı adımlarla yürüdüm babamın arkamdan bağırmasını umursamadan.Kapıyı çarptığımda tok bir ses yankılandı .
Samanyolu Galaksisinde AV kolunda "Drapus " Gezegeni ...
- Dünyada yaşayanlar bizim olmadığımızı sadece dünyada yaşamın olduğuna inanıyorlar peh çok biliyorlar onlar . -
Ve o gezengende "Orion Şehri " . Ben Tolga Geyik kızı İzel Geyik . Bir zamanlar annem vardı benim , abim ...
Annemin gidişi babamın da ölümü oldu . Koran doğup annem vefat etti . Abim zaten kendi isteği ile gitmişti. O günü dün gibi hatırlıyorum . Ağlayıp yalvarmalarımı halbuki ben abimi çok severdim .
Ama o beni bırakıp gitti .
Annemin ölümü de dün gibi aklımda üff seviyordum o anı hatırlamayı.
12 YIL ÖNCE YAZARIN ANLATIMINDAN
"Anne" dedi küçük kız "Söyle güzelim" minik adımlarla annesine yaklaştı kız . Annesinin büyümüş kocaman olmuş karnına baktı. "Kardeşimi sev - " Kızın söylerinin tamamlanmasına alacaklı gibi çalınan kapı engel oldu.
"Evet Efendim D-Durun içeri giremezsiniz " Salona takım elbiseli iki adam girdi . Telaşla yerinden dogruldu kadın küçük kızı korkmuş paçasına sarılmıştı.
Adamlardan biri kadının konuşmasına izin vermeden konuştu "Barlaz Abinin selamı var " Ve kadının göğsüne bir kurşun . Yere yığıldı genç kadın korumaları bile kendi tarafına gecirmişti Barlaz denilen adam .
Kadın acı şekilde konuştu fısıldadı küçük kızına "Babanı Ara " Gözleri kapandı bilinci kaydı kadının .
Küçük kız hemen sehpanın üzerinde duran annesinin telefonu aldı ve babasını çevirdi .
.....
"Güzelim "diye bir ses yükseldi telefondan
"B-Baba " dedi kızı titrek çıkan sesi ile . Adam hızla kalktı yerinden
"İzel babacım noluyor? Niye ağlıyorsun bebeğim" Bir süre bekledi adam karşıdan ses gelmeyince tekrar konuştu .
"Anlat babaya , hadi güzel kızım " Hıçkırık sesi yükseldi telefondan "Baba ... Annenin Kolundan vişne suyu akıyor iki tane adam geldi senin oyuncağıdan vardı elerinde çoook büyük gürültü oldu . Anne kızdı onlara ehe . Baba annem neden yerde uyuyor uykusumu var ?"
Şok oldu adam duyduğu şeyler ile nediyordu kızı , vişne suyumu ? Kandı o, onun oyuncağındanmı? Silahtı o hayır, hayır
"Evet babacım annenin uykusu gelmiş. Baba şimdi geliyor tamamı güzelim. İzelim adamlar bir şey söyledilermi ?"
"Buraz galiba öyle birseydi baba abinin selamı varmış öyle dedi adam "
Barlazdı bunu yapan . İhaleyi kazanamamıstı Tolga'nın kazanmasını yedirememişti kendine ...
Acilin kapısında kızı ile bekliyordu adam .
Ve acı haber yankılandı .
"Başınız sağ olsun tolga bey "
Günümüz
Babam yoktu benim .
Orion herkesin nefret ettiği bir ülke çünkü kötülüğü ile tanınıyordu . Her yıl nisanın Ondördüncü gününde seçim yapılırdı. Onyedi yaşına gelen herkez seçim yapardı.
Biz yıllardır ne almıs ne vermiştik onüç yıldır böyleydi bu durum .
Ve ben tarih yazcaktım onüç yıldır olmayan şeyi değiştirecektim .
Ben Oriondan ayrılcaktım.
Bunun ilki benim olacağım düşünülemezdi çünkü Tolga Geyik kızıydım ben . Güya Çok güzel bir hayatım vardı.
Telefonumdan bir şarkı açıp gözlerimi kapattım sesim güzeldi ama söylemem yasaktı.
Etrafına sarı kurdeleler sarılmış...
Ve ben büyüdüm...
Ben yıllar önce yedi yaşımda büyümüştüm.
Bir çiçek kopardım, son kez ona baktım...
Mutluluk başka kalplerde saklı sanırdı...
Yıllarca beni sevecek biri olmasını istedim ama benim sevgim bana yetti.
Hep yarımdı, yanıldı...
Her şeyi yanlış yapar yanılırdım.
Bu şarkı bana bir yerden tanıdık geliyordu . Bu şarkı benim ruhumu anlatıyordu , büyümek zorunda kalan bir çocuğu ...
Gözlerim kapanırken düşündüğüm tek bir şey vardı
Bugün sağlam bir dayak yiyecektim .
°°°°°°°°°°♡°°°°°°°°°°°°
Evde tok adım sesleri yankılanırken gözlerimi açtım . Kahretsin babam geliyordu.
Hızla yatağımdan fırlayıp kapıyı açtım .
Babam içeri girdiginde şüpheli gözlerle kapıya baktı . "Kapı neden kilitli görmemi istemedigin bir şeyimi vardı"
"Hayır baba "dedim kısık bir sesle "Yalan" diye bağırdı babam .Hızla bana doğru geldi .Refleks olarak geri çekilip duvarın yanına gittim . Eline telefonumu alıp ekranı kaydırdı parmak izi istemesiyle sabır dilenircesine bana bakıp elini uzattı . Ne yapmam gerektiğini biliyordum .
Elimi uvuçlarına bırakmam gerekiyordu. Yalan söyleyemezdim. Beni açık bir kitap gibi okuyabiliyordu. Elimi uzatıp uzatmamak arasında giderken tek kaşını kaldırdı . Başımı yere eğip sağ elimi avuçlarına bıraktım.
Artık ellerimide hissedemiyordum .
Baş parmağımı son model iphone'na bastırdı . Bir cık sesi ile telefonum açıldı.Babam ekran resmimi görmesi ile tek kaşını kaldırdı.
Abim ile benim fotoğrafım vardı . Onu koyacak değildim ya . Hım sesi çıktı babamın dudakları arasından başını kaldırıp bana baktı. "Umarım telefonunda yasak başka bir şey yoktur . " deyip ekranı kaydırdı.
Kahretsin müzik dinliyordum . Ve bir anda telefonum yanımdaki duvarı boyladı . Korku ile yüzümü korudum . Babam sertçe yakamdan kavradı beni . Ve bir tokat indi yüzüme acımadan dizini karnıma geçirdi inledim çaresizce . "Bakıyorumda birisi yine sınırlarını aşmaya başlamış ha " dizini durmadan karnıma vuruyordu .
Canım yanıyor anne neredesin ?
Bu sefer yüzüme bir yumruk geçtirdi ve konuşmaya başladı."Sana bir ders verelim ha bayadır dövmüyorum seni aaa yarın seçim günündü değilmi . Sonuçta yüzün morluk almıyor gayet rahat dövebilirim seni " deyip sertçe fırlattı beni . "Bekle burada" odadan çıktı . Dövmeyi bırakmayacaktı bu onun tarzı degildi asla yapmadı bunu.
Güya Doktorlar doktoru Tolga Geyik kızı idim .
Kemeri ile dönecekti babam . Sırtımı döndüm yavaşca .
"Abla"dedi bir ses Korandı bu . Hızla anlını öptüm. "Ablacım hemen odana gidip kapıyı kilitle tamam mı ablacım "
"Tamam abla"Koşarak çıktı odadan . Yıllardır Korana anne olmuştum . Malesefki aptal kanunlar yüzünden onu götüremeyecektim.Kahretsin ya ...
"EVET başlayalımmı İzel "babamın gür sesi doldu odaya ve sırtıma ilk kemer darbesi geldi . Acı bir çığlık karıştı geceye...
Gece yine kan istiyordu.
°°°°°°°°°°♡°°°°°°°°°°°°
Sabah sırtımın feci ağrısı ile açtım gözlerimi . Canım yanıyordu .Hemen soğuk bir duşa girdim . Soğuk su yaralarımı uyuşturuyordu . Bu sefer farklı bir şey hissediyordum . Anlayamadığım bir şey .
Su ne miydi ?
Su, H2O molekül yapısında bir inorganik maddedir. Su molekülü, merkezinde bir oksijen atomu, iki köşesinde birer hidrojen atomu, diğer iki köşesinde ortaklanmamış elektron çiftleri bulunan bir düzgün olmayan dörtyüzlü şeklindedir.
Ne ? Nediyorum ya ben ? Az önce ben suyun özünü hissettim galiba noluyor şaka maka noluyor ya !!!!
Yavaşca suyu kapattım tam duşakabinden çıkacakken gelen su sesi beni durdurdu . Ağır ağır kafamı çeşmeye çevirdim. Su açık değildi.Elimde hissettiğim ıslaklıkla kafamı elime çevirdim .
Laaaaannn elimden su geliyor yaa . Noluyor ?
Hemen üzerimi giyip bir tarih kitabı açtım .
Kitap'ın birden sayfaları degişmeye başladı . Korkuyla geri kaçtım.
Sayfaların durduğü yere baktım yavaşca.
°Uyumsuzlar°
Evet başlık buydu . Benim bildiğim Uyumsuzlar efsaneydi ya .
Bir dakika ya gerçekten öyle değilse ?
Kitabı elime almamla arasından mektup gibi bir şey düştü .
Hadi bakalım başlıyoruz...