İçeriğe geç

Son Şans 🍀

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Son Şans 🍀

Bölüm 1

Ben:

Babam zevkleri hoşuma giden, örnek aldığım iyi bir adamdı. En azından ben liseye kadar onu böyle gördüm. Sonra annem de o da değişmeye başladılar. İkisi de birbirinden uzaklaştı, sarılmaz hatta konuşmaz oldular. Kavgalar arttı, huzur yavaş yavaş evimizi terk etti. Bu durumu beklediğimden sakin karşıladım, ama içim ne düşünüyor bilmiyorum. Ben daha çok görmezden geldim. Tartışmaları görmezden geldim, kırık tabakları görmezden geldim, bira şişelerini görmezden geldim. Annem babamın yazar olmasını hiçbir zaman istemedi. Hep bize kötülük getireceğini söyledi. Bu mesleğe karşı neden bu kadar önyargılı olduğunu anlayamadım, hala anlamıyorum ve kendimi babama daha yakın hissediyorum. Benim de resim tutkum var, ama annem tıp okumamı istiyor. Daha 9. Sınıftım, ama cerrah olacağımı o zaman annem çoktan belirlemişti. Ne diyordum, görmezden geldim, her zaman.

Ta ki, annem beni de alıp anneanneme taşınan kadar. O raddeye gelince daha fazla görmezden gelemezdiniz, küçük Kumru da gelemedi haliyle. İsyan etti, taşınmayı istemiyorum diye bağırdı, ama işe yaradı mı derseniz, hayır derim. Annem beni özel bir liseye yazdırdı, kendi hayatıma bakmamı söyledi. Paramız vardı, hem de ayrıldıklarında hem babama hem anneme yerecek kadar çok. Tabi annem çoğunluğu almıştı, babam nasılsa tek yalıyor diye, ayrıca evimiz de onda, demişti annem. Ben babamla yaşamak istemiş, ona hikayelerimi çizmekte yardım etmek istemiştim. Ama hiçbir zaman istediğimi yapma fırsatım olmadı. Üniversiteyi kazanana kadar…

İşte o zaman, annemden ayrılıp Ankara’ya gittim. Bilkent Tıp okurken orada bir ev arkadaşı buldum, Çilek… Canım dostum, benimle annemden bile çok dertleşen kankam. İkimiz de zehir gibi kızlardık, Bilkent’i burslu kazanmıştık. Çilek bana kıyasla daha fakir bir aileden geldiği için utanıyordu, ama ben ona güçlü durmayı öğrettim. O da bana özgür olmayı öğretti. Gece istediğim kadar çizim yapabilmek, hafta sonları dışarıdan yemek söylemeyi, sokaklarda iki deli kız gibi koşmayı öğretti. Tatlı narin bir kızdı, ama içinde çok güçlüydü. Akıllı ve sadık bir arkadaştı. O hayatın bana en iyi ödülü olabilir. Çalışkan olamamın ödüllerinden biri. Diğeri de doktorluk tabi. Çilek ile aynı anda mezun olduk ve İzmir’e geri döndüm. Çilek ile. Ona İzmir’de ilk kumru ısmarladım, o da tadımın çok lezzetli olduğunu söyleyip bana şaka yapmayı ihmal etmedi. Annemin yanına hiç gitmedim. Sadece işime ve arkadaşlarıma odaklandım. Bir de babamı sormaya başladım. Ünlü bir yazar olduğu için birden kariyerinde duraklaması (annem yüzünden) manşet olmuş bir haberdi. Yazdığı ve çocuğu gibi baktığı çizgi romanı da yarım bırakması çok tepki çekmişti. Ben üniversiteye başlarken ortadan kaybolmuş, muhtemelen başka bir şehre tatile falan gitmişti. Sonra haber yayınları ve gazeteler aniden onu hakkında haber yapmayı kesti. Çilek ve ben Ankara’dan bir şey araştıramasak da bir şeyler ilginç geliyordu. İşte şimdi gelmiştim, ismimin geldiği şehre. Ve babamın peşini bırakmayacak onu bulacaktım. Kararlı Kumru’yu durdurmak imkansızdı. Bunu hayata öğretecektim. Babamı ikna edip ona güzel bir hayat sunacak, kitabını tamamlamasına yardım edecektim. İşte Kumru şehrine geri dönmüştü!

**********

İlk bölüm biraz uzun oldu farkındayım ama bir jenerik geçmem gerekiyordu. Sonraki bölüm için kaydırınnn.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.