İnci doğduğundan beri istenmemişti ne annesi okşadı başını nede babası. Ona hep üvey gibi davrandılar. İncinin bir ablası vardı İşılay, oda İnciden nefret ederdi sanki düşmanıymış gibi onu içten içe hep kıskanırdı, onun kıskanılacak birşeyi yoktu halbuki. İnci uzun boylu, zayıf, açık tenli, kumral saçlı, badem gözlü, ince kaşlı, hafif dolgun şekilli dudaklı, kemerli kemikli burnu, hafif kemikli bir yüz yapısı vardı, uzun ince sanatçı parmakları vardı. Işılay kısa boylu, büyük badem gözlü, kalın kalkık belirgin kavisli kaşlı, kalkık kaydırak burnu olan, siyah saçlı açık tenli, büyük dudaklı, kısa kalın parmakları vardı. inci genellikle gitar çalmayı, bale yapmayı, resim yapmayı, hayvanları severdi. Hiçbişeye sesi soluğu çıkmazdı çıkaramzdı gözleri dolardı hemen, içinde birşeyler paramparça olurdu, alışktı o yıllardır en yakınları olan ailesi tarafından itilip kalkılmasından. Babası rıza bey çok şiddetkar bir babaydı en çokta inciyi döverdi, özellikle bale yapmaya başladığını öğrendiği an gözi dönmüş gitarını kızının üzerinde parçalamıştı, ışılayda kapının ardında olanları memnun bir ifadeyle seyretmişti. İnci hiç unutmadı, annesi gelip kurtarmadı onu sadece kapıda durup izledi...izledi.. izledi.. en sonunda gözleri doldu ve hemen odadan çıkmıştı. Belki o an bir annenin yüreği içinden cayır cayır yanıyordu ama o inciden nefret ederdi. Annesi ceylan hanım uzun boylu, kısa dalgalı saçlı açık tenli badem gözlü, inatçı, gıcık, dengesiz, berbat bir anneydi bunu oda kabul ederdi, bazende etmek istemezdi. İnci 19 yaşında üniversite okuyordu ama hayatını baleye adamıştı. Bir pazar günüydü İnci gözlerini babasının öfkeli bağrışları ile açtı, başı ağrıyordu ve baleye geç kalmıştı. Hemen yatağından doğruldu, ve lavaboya gitti elini yüzünü yıkadı dişlerini fırçaladı, acelesi vardı hızlı hızı fırçalıyordu durmaksızın. Onu durduran ağıızndan gelen kanlar oldu, o kadar sert ve hızlı fırçalıyordu ki diş etinin aşındığını kanadığını yeni farketmişti. Hemen ağıznı yıkadı ve çıktı. Üzerini giydi saçlarını topladı bale çantasını hazırladı. Odasından yavaşça indi ama ışılay hemen onu farketti, dudaklarında alaycı bir kıvrılma meydana geldi ve sesini yükselterek " Bak seeen! kimleri görüyoruz tabikii inci! hemde hazırlanmış nereye böyle ha ah doğru şu saçma baleye değil mi" ona yaklaşıp kulağına eğilip" babam duyarsa bacaklarını kırar, ama belki de duymalıdır inci?"." Hayır lütfen.. ışılay söyl- Babaa!! inci baleye gidiyo!! " der incinin lafını ağızına tıkarak. incinin kalbi güm güm atıyordu, ellerini sıkıyordu, gözleri dolmuştu . Babası rıza bey öfkeyle mutfaktan elinde bir meyve bıçağıyla gelmişti son lokmasını boğulacak gibi yutarak " Bana bak! hiçbir yere gitmiyorsun!!! o baleyi maleyi unut!!! kır dizini otur oturduğun evde! yoksa ben kırarım anladın mı! cevap ver lan!!!! " sanki incinin dili tutulmuştu, ağızını bıçak açmıyordu gözyaşları hızla akıyordu" b-baba lütfen yalvarırım- " " KES DEFOL GİT ODANA !!" inci kımıldamadı gitmek istiyordu 2 adım attı rıza bey onu kolundan hırsla tutarak sarsmaya başladı, saçlarını çekti sert bir tokat attı inci acıyla inledi. ceylan hanım mutfaktan kafasını çıkartarak izledi . Rıza bey incinin çantasını fırlatıp attı onu saçından tutarak odasına sürükledi ve fırlattı. Odanın bir ucuna fırladı inci kalbi çarpıyordu sanki duracak gibiydi. başını şiddetle yatağın kenarına çarptı hafifçe kanadı, geri geri giderek " Baba nolur yalvarıyorum yapma!!! nolur baba ! ben senin çocuğun değil miyim baba Allah için yapma nolur baba nolur!!" Rıza bey dinleyerek karnına bir tekme savurdu daha sonra kemerini çıkardı ve incinin sırtına vurdu inci acıyla karışık bir çığlık attı, bunu ona yapan öz ve öz babasıydı babası. İncinin dayağı bitince babası odadan çıkıp gitti hiçbir şey olmamış gibi. inci odanın bir köşesinde iç çeke çeke ağlıyordu sessizce, saçları dağılmış, vücudunun bazı bölgelerinde fark edilecek derecede morluklar oluşmuştu, burnu kanıyordu kafasıda çarpması sonucu kanıyordu halen. İnci artık gitmek istiyordu sadece çekil gitmek en uzak yere. zar zor ayağa doğurldu ve duşa girdi soğuk suyla duş almaya başladı hem ağlıyor hemde duş alıyordu. gün boyu odasından çıkmamıştı, yemek yememişti, suyu bile zar zor içiyordu. İçi içine sığmıyordu bıkmıştı bu hayattan sanki artık yaşamak ona acı veriyordu. gece uyuyamamıştı, gözüne uyku girmiyordu yaşananlardan başka, ne balaeye gidebilmişti nede ağızına bir lokma yemek girmişti. Gözlerini kırpıştırıyordu, dayanamdı balkona çıkmaya karar verdi odasında bir balkon vardı balkona dopru adımladı, gece karanlığı ve sessizlik hakimdi geceye. Derin bir nefes aldı titrek şekilde soluk verdi ve içinden " keşke çok uzaklara gitsem ailemden kurtulsam bambaşka biri olsam diye geçirdi içinden" gecenin sessziğinde ve ıssızlığında kayboldu sanki ama kalbi öyle acıyorduki sanki sonsuz bir labirent döngüsündeymişte çıkışı bulamıyormuş gibi hiseediyordu, balkondan içeri tekrar girdi, yatağına uzandı battanıyeyi kafasına kadar çekip sessizce ağladı.. ağladı...ağladı.. ve en sonunda gözleri uyku için kapandı
Bölüm 1
1. BÖLÜM

