Mia’nın kaybolduğu andan beri eski sinemanın içinde zaman sanki yavaşlamıştı. Noah ve Ryan, karanlık koridorlarda onu ararken her köşeden bir ses gelecekmiş gibi hissediyordu. Burası artık sadece terk edilmiş bir bina değildi. Yıllardır saklanan sırların, yalanların ve korkuların toplandığı bir yerdi.
Noah elindeki feneri koridor boyunca tuttu. Duvarlarda eski afişler asılıydı, bazıları yarı yırtılmıştı. Yıllar önce burada gülen insanların fotoğrafları şimdi sadece unutulmuş anılar gibi duruyordu. Ama Noah’ın aklında tek bir şey vardı: Mia’yı bulmak.
Ryan sessizce yürüyordu. Her zamanki gibi soğukkanlı görünmeye çalışıyordu ama Noah onun da korktuğunu anlayabiliyordu.
“Bizi buraya getirmesinin bir sebebi var,” dedi Ryan.
Noah ona baktı.
“Kim?”
Ryan cevap vermedi.
Çünkü ikisi de aynı kişiyi düşünüyordu.
Maskeli kişi.
Tam o sırada ileriden bir ses geldi.
“Mia…”
Noah hemen o tarafa döndü.
Ses Mia’nın sesiydi.
İkisi hızlıca koridorun sonundaki odaya yöneldi. Kapıyı açtıklarında Mia içerideydi. Yalnız değildi. Karşısında maskeli kişi duruyordu.
Noah içeri girdiği anda maskeli kişi geri çekildi.
“Bitti,” dedi Noah. “Kaçacak yerin kalmadı.”
Maskeli kişi başını hafifçe kaldırdı.
“Yanılıyorsun.”
O anda odanın arkasındaki kapı açıldı.
Clara içeri girdi.
Elinde eski defter vardı.
“Gerçeği öğrendim.”
Herkes ona döndü.
Clara’nın yüzünde korku vardı.
“Bütün bu yıllar boyunca yanlış kişiyi aramışız.”
Ryan sertçe sordu.
“Ne demek istiyorsun?”
Clara defteri açtı.
“Blackthorn olayı anlatıldığı gibi değil. Maskeli kişi ilk başta katil değildi. Bir şeyi saklamaya çalışıyordu.”
Noah şaşırdı.
“Peki neden bizi takip etti?”
Clara cevap veremeden maskeli kişi konuştu.
“Çünkü gerçeğe ulaşan herkes susturuldu.”
Odanın içinde sessizlik oldu.
Tam o sırada dışarıdan bir ses duyuldu.
Bir kapı kırılmıştı.
Maskeli kişi bile o tarafa baktı.
Bu, onun beklediği bir şey değildi.
Ryan fenerini kaldırdı.
“Burada başka biri var.”
Koridorun sonunda bir gölge göründü.
Ama bu kişi maskeli değildi.
Noah o anda her şeyi anladı.
“Başından beri tek kişi değildi…”
Gölge yavaşça yaklaştı.
Clara’nın elindeki deftere baktı.
“Onu bulduysanız, artık saklayamam.”
Noah geri çekildi.
“Sen kimsin?”
Cevap gelmedi.
Birkaç saniye sonra o kişi aniden hareket etti ve herkes panik içinde dağıldı. Sinemanın içinde büyük bir kovalamaca başladı. Eski koridorlarda ayak sesleri yankılanıyor, kimse kimin peşinde olduğunu anlayamıyordu.
Ryan, diğerlerini çıkışa yönlendirmeye çalıştı.
“Buradan gidiyoruz!”
Ama tam kapıya ulaştıkları anda Ryan durdu.
Çünkü diğerlerinin kaçabilmesi için kapının açık kalması gerekiyordu.
Ve arkasındaki kişi çok yakındı.
“Noah, götür onları.”
Noah onun ne yapacağını anladı.
“Hayır.”
Ryan başını salladı.
“Git.”
Bu, Ryan’ın son kez onlara yardım ettiği andı.
Noah, Mia ve Clara dışarı çıkmayı başardı. Arkalarından gelen seslerden içeride bir mücadele olduğunu anlıyorlardı ama geri dönmeleri mümkün değildi.
Birkaç dakika sonra sinemanın içinden Ryan çıkmadı.
Noah kapının önünde bekledi.
Uzun süre.
Ama Ryan gelmedi.
Ve o an Noah, bu gecenin sadece bir gizemi çözmekle ilgili olmadığını anladı.
Bazı cevapların bir bedeli vardı.
Noah yumruklarını sıktı.
Çünkü artık kaçmayacaktı.
Maskenin arkasındaki kişiyi bulacaktı.
Ve bu kez son perde gerçekten başlayacaktı.
birkaç saniye boyunca sinemanın kapısının önünde durdu. İçeriden gelen sesler yavaş yavaş kesilmişti ve bu sessizlik, az önceki kargaşadan daha korkutucuydu. Çünkü artık ne olduğunu bilmiyordu. Ryan içeride kalmıştı, maskeli kişi hâlâ ortadaydı ve daha da kötüsü, bütün bu olayların arkasında başka birinin daha olduğu ortaya çıkmıştı. Noah hayatında ilk kez bir şeyden kaçmanın hiçbir şeyi çözmeyeceğini tamamen anlamıştı.
Mia onun koluna dokundu.
“Noah, gitmemiz gerekiyor.”
Noah gözlerini sinemanın karanlık girişinden ayırmadı.
“Ryan’ı bırakmayacağım.”
Clara da yanlarına geldi. Elindeki eski defteri sıkıca tutuyordu. Defter artık sadece geçmişle ilgili bir eşya değildi. İçinde yıllardır saklanan gerçekler vardı ve belki de bütün bu kabusun nedeni oydu.
“Ryan’ın bize zaman kazandırdığını biliyorsun,” dedi Clara. “İçeri geri girersek hepimiz kaybedebiliriz.”
Noah ona baktı.
“Bütün bunların başladığı gece de insanlar böyle düşünmüştür. Herkes birinin geri dönmesini beklemiştir. Herkes bir başkasının halledeceğini sanmıştır.”
Clara cevap veremedi.
Çünkü haklıydı.
Noah tekrar kapıya yöneldi.
Mia onu durdurdu.
“Tek başına gidemezsin.”
Noah birkaç saniye düşündü ve sonunda başını salladı.
Üçü birlikte tekrar sinemanın içine girdi.
Bu kez bina daha farklı hissettiriyordu. Sanki az önce yaşananlardan sonra her şey değişmişti. Duvarlar aynıydı, koridorlar aynıydı ama artık buranın sadece eski bir bina olmadığını biliyorlardı. Burası birilerinin yıllardır sakladığı bir savaş alanıydı.
Koridorun sonunda Ryan’ın fenerini gördüler.
Yerde duruyordu.
Noah hemen koştu.
“Ryan!”
Cevap gelmedi.
Fenerin yanında eski bir kağıt parçası vardı. Noah onu aldı.
Üzerinde sadece bir adres yazıyordu.
Blackthorn kasabasının dışında, yıllardır kullanılmayan eski bir evin adresi.
Mia şaşkınlıkla baktı.
“Bu da ne?”
Clara’nın yüzü değişti.
“Bu ev…”
Noah ona döndü.
“Ne var?”
Clara yavaşça konuştu.
“Babamın araştırdığı son yer.”
Bir anda sinemanın üst katından bir ses geldi.
Bir kapı açılmıştı.
Üçü de yukarı baktı.
Noah fenerini kaldırdı.
“Orada biri var.”
Merdivenlere doğru ilerlediler. Her adımda eski tahta basamaklar ses çıkarıyordu. Noah önden gidiyordu, Mia arkasındaydı, Clara ise defteri bırakmamak için sıkıca tutuyordu.
Üst kata çıktıklarında koridorun sonunda açık bir kapı gördüler.
İçeri girdiklerinde oda boştu.
Ama duvarda büyük bir pano vardı.
Panoda fotoğraflar, gazete kupürleri ve isimler bulunuyordu.
Noah yaklaştığında kendi fotoğrafını gördü.
Mia’nınkini de.
Clara’nınkini de.
Ama Ryan’ın fotoğrafı diğerlerinden farklıydı.
Onun fotoğrafının üzerinde eski bir tarih vardı.
Çok eski.
Clara bunu görünce dondu.
“Bu olamaz.”
Noah hemen baktı.
“Neden?”
Clara cevap vermeden önce fotoğrafa yaklaştı.
“Bu tarih… Ryan’ın bu olaylara dahil olmasından çok önce.”
Noah’ın aklı karıştı.
“Ne demek istiyorsun?”
Tam o anda odanın arkasındaki gizli kapı açıldı.
Herkes aynı anda döndü.
Karanlığın içinde bir kişi duruyordu.
Yüzü görünmüyordu.
Ama sesi tanıdıktı.
“Artık yeterince yaklaştınız.”
Noah bir adım öne çıktı.
“Ryan nerede?”
Karanlıktaki kişi cevap vermedi.
Sadece duvardaki panoya baktı.
“Ryan size hiç her şeyi anlatmadı.”
Mia sertçe konuştu.
“Bizi birbirimize düşürmeye çalışma.”
Karanlıktaki kişi yavaşça ilerledi.
“Ben sizi ayırmaya çalışmıyorum.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ben size gerçeği göstermeye çalışıyorum.”
Noah’ın sabrı tükendi.
“Peki gerçek ne?”
Karanlıktaki kişi cevap verecekken dışarıdan büyük bir ses geldi.
Sanki binanın alt kısmında bir şey olmuştu.
Herkes bir anlığına o tarafa baktı.
Ve o küçücük anda karanlıktaki kişi ortadan kayboldu.
Noah hemen kapıya koştu ama koridor boştu.
Sadece yerde küçük bir eşya kalmıştı.
Bir anahtar.
Ve üzerinde tek bir sayı yazıyordu.
5.
Noah anahtarı eline aldı.
Clara’nın yüzü bembeyaz oldu.
Çünkü Blackthorn olaylarının kayıtlarında 5 numaralı oda hiç var olmamıştı.
Ama biri yıllardır o odayı saklıyordu.
Ve şimdi onları oraya çağırıyordu.
anahtarı elinde tutarken odanın içindeki sessizlik ağırlaştı. Beş numara… Blackthorn’un bütün kayıtlarında olmayan bir yerdi. Yıllardır saklanan, kimsenin bilmediği bir bölüm. Ve şimdi biri özellikle onların bulmasını istiyordu. Noah, bunun bir tuzak olduğunu biliyordu ama artık geri dönmenin de bir anlamı kalmamıştı.
Mia, Clara’ya baktı. Clara’nın yüzü hâlâ solgundu. Sanki bu anahtarı gördüğü anda sadece odayı değil, geçmişte saklanan bütün gerçekleri hatırlamıştı.
“Clara, bunu biliyorsun değil mi?” dedi Noah.
Clara birkaç saniye sustu.
“Evet.”
Bu cevap ikisini de şaşırttı.
“Nasıl?”
Clara elindeki defteri açtı. Sayfalar arasında yıllardır saklanan bir bölüm vardı. Daha önce fark etmedikleri bir sayfa. Üzerinde sadece tek bir cümle yazıyordu:
“Beşinci oda açılırsa, geçmiş geri döner.”
Mia kaşlarını çattı.
“Baban bunu yazmış.”
Clara başını salladı.
“Evet.”
Noah ona yaklaştı.
“Peki bize neden söylemedin?”
Clara gözlerini kaçırdı.
“Çünkü korktum.”
İlk kez Clara gerçekten korktuğunu kabul ediyordu. Başından beri güçlü görünmeye çalışmıştı. Her şeyi bilen kişi gibi davranmıştı. Ama şimdi herkes onun da diğerleri kadar bu olayların içinde kaybolduğunu görüyordu.
Tam o anda aşağıdan bir ses geldi.
Kapı açılmıştı.
Üçü de aynı anda sustu.
Noah fenerini merdivenlere tuttu.
“Biri geldi.”
Aşağıdan ağır adımlar duyulmaya başladı.
Yavaş.
Kontrollü.
Sanki gelen kişi onların nerede olduğunu zaten biliyordu.
Noah, Mia ve Clara merdivenlerin başında bekledi. Birkaç saniye sonra karanlığın içinden bir gölge göründü.
Maskeli kişi.
Ama bu kez kaçmıyordu.
Doğrudan onlara doğru yürüyordu.
Noah öne çıktı.
“Ryan nerede?”
Maskeli kişi durdu.
“Ryan, sizin düşündüğünüz yerde değil.”
Mia sinirlendi.
“Bize oyun oynamayı bırak.”
Maskeli kişi Clara’ya baktı.
“Bunu ona sormanız gerekiyor.”
Clara şaşırdı.
“Bana mı?”
Maskeli kişi başını salladı.
“Çünkü en başından beri cevabı en yakınında taşıyan kişi sendin.”
Noah Clara’ya baktı.
“Ne demek istiyor?”
Clara cevap veremedi.
Çünkü o anda sinemanın arka tarafında büyük bir ses duyuldu. Eski binanın bir bölümü zarar görmüş, çıkış yolu kapanmıştı. Herkes bir anlığına o tarafa döndü.
Maskeli kişi hareket etti.
Noah hemen peşinden gitmek istedi ama Clara onu durdurdu.
“Hayır.”
Noah şaşırdı.
“Ne?”
Clara elindeki defteri ona verdi.
“Bunu al.”
Noah onun yüzüne baktı.
“Sen ne yapıyorsun?”
Clara derin bir nefes aldı.
“Bu defterin peşinde. Bunca yıl boyunca bunu bulmaya çalıştı.”
Mia hemen anladı.
“Clara…”
Clara başını salladı.
“Eğer gerçek ortaya çıkacaksa, bu gece çıkacak.”
Noah onun yanına gitmeye çalıştı.
Ama Clara kapıyı kapattı.
“Noah, git.”
“No!”
Clara ilk kez bağırdı.
“Git!”
Koridorda birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Noah kapının arkasından Clara’nın sesini duydu.
“Bütün hayatım boyunca bu olayın neden başladığını öğrenmek istedim. Şimdi biliyorum. Ve artık birinin bunu bitirmesi gerekiyor.”
Noah kapıyı açmaya çalıştı.
Ama içeriden kilitlenmişti.
Mia onu tutmaya çalıştı.
“Noah…”
İkisi de birkaç saniye boyunca kapıya baktı.
Sonra içeriden gelen sesler kesildi.
Tamamen.
Noah hiçbir şey söylemedi.
Çünkü o anda anlamıştı.
Clara artık onlarla değildi.
Fakat geride bıraktığı şey, yıllardır saklanan gerçeğin anahtarıydı.
Elindeki beş numaralı anahtar artık sadece bir oda için değildi.
Bu, son cevaba açılan kapıydı.
Ve Noah, Mia’yla birlikte son kez maskeli kişinin peşinden gitmeye karar verdi.
Noah elindeki anahtarı sıkıca tutuyordu. Clara’nın geride kalmasıyla birlikte içinde büyük bir boşluk oluşmuştu ama artık duramazdı. Bütün bu olaylar başladığı yere kadar gelmişti. Eğer şimdi geri dönerlerse, Blackthorn’un sırrı sonsuza kadar karanlıkta kalacaktı.
Mia ve Noah, sinemanın alt katındaki eski arşiv bölümüne doğru ilerledi. Beş numaralı kapının nerede olduğunu bulmaları uzun sürmedi. Duvarın arkasına gizlenmiş eski bir geçit vardı ve sonunda yıllardır kimsenin girmediği bir odaya ulaşıyorlardı.
Kapının üzerinde gerçekten de bir numara vardı.
Noah anahtarı çevirdi.
Kapı açıldı.
Odanın içinde eski kasetler, dosyalar ve fotoğraflar vardı. Ortada ise tek bir masa duruyordu. Masanın üzerinde Ryan’ın telefonu vardı.
Noah hemen aldı.
Ekranda tek bir kayıt vardı.
Oynat tuşuna bastı.
Ryan’ın sesi duyuldu.
“Noah… Eğer bunu dinliyorsan, muhtemelen her şey beklediğimden daha kötü gitmiştir.”
Noah dondu.
Ryan devam etti.
“Bana güvenmediğini biliyorum. Haklıydın. Sana her şeyi anlatmadım çünkü gerçeği öğrendiğim gün, bu işin içine çoktan çekilmiştim.”
Mia sessizce dinliyordu.
“Yıllar önce Blackthorn olayını araştıran sadece babam değildi. Başka insanlar da vardı. Ama biri gerçeğin ortaya çıkmasını istemedi. Herkes maskeli kişiyi suçladı.”
Kayıt birkaç saniye kesildi.
Sonra Ryan’ın sesi tekrar geldi.
“Ama gerçek şu ki… maskenin arkasındaki kişi yıllardır aynı kişi değildi.”
Noah’ın yüzü değişti.
O anda arkalarından bir ses geldi.
“Çünkü insanlar tek bir kötü adam hikâyesini daha kolay kabul eder.”
Noah ve Mia döndü.
Kapının önünde maskeli kişi duruyordu.
Noah artık kaçmadı.
“Bitti.”
Maskeli kişi birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra yavaşça maskesini çıkardı.
Noah’ın beklediği kişi değildi.
Mia da şaşkınlıkla geri çekildi.
Çünkü karşılarında kasabanın yıllardır güvendiği biri vardı.
Blackthorn’un geçmişini araştıran, herkese yardım eden kişi.
Yıllardır onlara yol gösteren kişi.
Ama aynı zamanda bütün sırları bilen kişi.
Noah inanamayarak baktı.
“Sen…”
Kişi başını eğdi.
“Başka çarem yoktu.”
Noah öfkeyle konuştu.
“İnsanları korkuttun. Bizi takip ettin. Clara…”
Karşısındaki kişi sustu.
İlk kez gerçekten pişman görünüyordu.
“Clara’nın ölmesini istemedim.”
Bu cümle odada yankılandı.
Ama artık hiçbir şey değiştirmiyordu.
Çünkü bazı şeyler geri alınamazdı.
Tam o sırada arka taraftaki eski raflardan biri devrildi. Yıllardır duran ağır eşyalar yere düştü. Maskenin arkasındaki kişi Noah ve Mia’yı korumaya çalışırken kendisi içeride kaldı.
Noah yardım etmek için ilerledi.
Ama kişi başını salladı.
“Hayır.”
Noah durdu.
“Bırak beni.”
“Bunca yıl boyunca sakladığım şeylerin bedeli bu.”
Noah cevap vermek istedi ama karşısındaki kişinin gözlerindeki ifadeyi görünce sustu.
Birkaç dakika sonra her şey sessizliğe büründü.
Blackthorn’un son sırrı da orada kaldı.
Ertesi sabah kasabanın üzerinde yıllardır görülmeyen bir sessizlik vardı. Polis ve görevliler sinemaya geldiğinde, bütün eski kayıtlar ortaya çıkarılmıştı. Blackthorn olaylarının gerçek yüzü artık gizli değildi.
Noah, Mia ile birlikte kasabadan ayrılmak için arabaya bindi.
Arkasına baktığında eski sinema binasını gördü.
Bir zamanlar korkunun merkezi olan yer, şimdi sadece boş bir yapıydı.
Mia sessizce sordu:
“Bütün bunları unutabilecek misin?”
Noah birkaç saniye düşündü.
“Hayır.”
Sonra yola baktı.
“Ama devam etmeyi öğrenebilirim.”
Araba kasabadan uzaklaştı.
Blackthorn geride kaldı.
Fakat Noah giderken son kez telefonuna baktı.
Bilinmeyen bir numaradan tek bir mesaj gelmişti.
Sadece üç kelime:
“Hikâye bitmedi.”
Noah ekrana baktı.
Sonra telefonu kapattı.
Çünkü bazı karanlık hikâyeler gerçekten biterdi.
Bazılarıysa sadece sessizce beklerdi.
SON