Sabah erkenden kalkmıştım gerçi uyuyabildiğim söylenemezdi, her saniye aklımın tamamını kaplayan karmaşık düşüncelerden yine kurtulamamıştım.
Annemin yanına mutfağa gittiğimde dergi okuyordu.
"Seni bırakmamı ister misin"? hayır anne sana ihtiyacım yok artik.
Başımı olur anlamında salladım ve arabaya doğru yola çıktık.
"Canını sıkan bir şey mi var tatlım?" Evet anne sen ve ilgili anne tavirlarin acayip canımı sıkıyor.
Hayır anlamında başımı salladım. 9 yaşından beri konuşmuyorum doğrusu konuşmuyorum. Ama yapabilseydim de annemle konuşmazdım sanırım. Şu an ki canım kızım tavırları gözünü boyamasın insanlar onu geçmişi yüzünden yargılamasın diye bana iyi davranmaya, kızı gibi davranmaya çalışıyor. Ama geçmişimi sana anlatacak kadar yakın hissetmiyorum.
Yine o ergen ve egolu düşünceler ile dolu olan fare yuvasına, okuluma geldim. İnsanlar henüz konuşamama alışamadı oysa 2 yıldır bu okuldayım. Sınıfıma geçerken gözüm hep yerdeydi sırama geldiğimdeyse...
"Oturucak başka bir yer bul dilsiz." Peki.
"Ne o alındın mı sürtük?" Bu dilsiz düşüncelerini önemsemiyor. Arka sıraya doğru ilerliyorum.
"Peki gel otur sırana da senin iğrenç göz yaşına katlanmayalım." Ve çekildi böylece yerime geçtim ve sırama kafamı koydum. Eh.. Yalancı ben kimsenin yanında ağlamam.