Haftalar geçmiş ama Edwin kendine gelememişti Lavin'in gerçekten öldüğüne inanmıyordu onu hala arıyordu evindeki mektuplar kafasını karıştırıyordu ama bazen insanı umutsuzluk değil umut öldürüyor Edwin aramaya devam edecekti çocukken gittiği eski bir ağaç evi hatırlar ve ormana gider ağaç evden ses gelir.
Kapıyı açar ve içeriye girer içerde kimse yoktu ama içerde
bir çanta
sahte kimlikler
peruklar
bıçak
gazete kupürleri vardı ve duvarda duran sekiz kişilik bir liste görür En altta.
Edwin.
Edwin'in eli titrer.
"Hayır..."
Masada bir not vardır.
"Ölmedim."
Edwin'in nefesi kesilir.
Tam o sırada dışarıdan ayak sesleri gelir.
Lavin dönmüştür.
Edwin saklanır.
Ve ilk kez Lavin'i görür.
Eskisi gibi değildir.
Daha zayıf...
Daha sessiz...
Ama gözleri bomboştur.
Lavin Edwin'i fark edince kaçmaya çalışır.Edwin takip edip konuşmaya çalışır Lavin dinlemeyip kaçmaya devam edince.
Edwin sonunda onu bayıltır.
"Affet beni..."
"Senin katil olmanı izleyemem."
Onu şehir dışındaki boş duran evlerinin bodrumuna götürür.
Orda kimse yaşamıyordu
Ellerini bağlar.
Kapıyı kilitler.
"Ben seni polise teslim etmeyeceğim."
"Ama kimseyi öldürmene de izin vermeyeceğim."
Edwin Lavin'i orda saklar içindeki kin ve öfkeyi tahmin edebiliyor hem onu hemde diğerlerini korumak için şimdilik yanında kalmasının onun için güvenli olacağını düşünür.
Ama listede oda vardır.
