Las Vegas’ın neon ışıkları, çölde açan zehirli çiçekler gibi parlıyordu. Şehir asla uyumazdı ama bu gece The Grand Azure kasinosunda ölümcül bir sessizlik hakimdi. Sienna Vance, babasının şüpheli bir uçak kazasında ölmesinden sadece kırk sekiz saat sonra, otele ait özel helikopter pistine adım attı. Üzerinde kusursuz kesim, kan kırmızısı bir ceket ve siyah bir pantolon vardı. Rüzgar saçlarını savururken o, karşısında dizilen güvenlik ordusuna sanki birer cansız nesneymiş gibi bakıyordu. "Bayan Vance, yönetim kurulu toplantı odasında sizi bekliyor," dedi asistanı titreyen bir sesle. Sienna durmadı. Topuklu ayakkabılarının mermer zeminde çıkardığı ses, bir idam mangasının ayak sesleri kadar düzenli ve ürkütücüydü. "Beklesinler," dedi Sienna. Sesi, Vegas’ın kuru sıcağına inat buz gibiydi. "Babamın koltuğuna oturmadan önce, bu binada dönen fısıltıları susturmam gerekiyor." Babasının ölümü bir kaza olarak kayıtlara geçmişti ama Sienna, şans oyunlarının merkezinde büyümüş biri olarak tesadüflere inanmazdı. Babası, son telefon görüşmesinde "Sistemde bir sızıntı var, Sienna. Kendi inşa ettiğim kale beni içeriden yiyor," demişti. ⚜️ Veri Labirenti ⚜️ Kasinonun binlerce insanla dolup taşan görkemli salonlarının çok altında, ısının 18 derecede sabit tutulduğu soğuk bir oda vardı. Burası, The Grand Azure’un beyniydi. Julian Blackwood, on iki farklı ekrandan akan veri şelalesini izliyordu. Odadaki tek ışık kaynağı monitörlerdi. Julian, masasının üzerindeki Rubik küpünü tek eliyle çözerken, kasinonun tüm nakit akışını, güvenlik kameralarını ve slot makinelerinin kazanma oranlarını takip ediyordu. Kapı aniden açıldı. Güvenlik şefi içeri girip, "Blackwood! Yukarıdan emir var. Yeni patron geliyor, ayağa kalksan iyi olur," diye bağırdı. Julian küpü masaya bıraktı. "Oksijen seviyesi düştü," dedi donuk bir sesle. "İçeri giren kişi sayısına ve yaydıkları ısıya bakılırsa, odanın soğutma sistemini %2 artırmam gerekecek. Ayağa kalkmak bu süreci hızlandırmaz." O sırada Sienna Vance, odanın kapısında belirdi. Güvenlik şefi hemen kenara çekildi. Sienna, bu loş ve kaotik odada parlayan Julian’a baktı. Julian ise bakışlarını ekrandan ayırmamıştı. "Julian Blackwood," dedi Sienna, ismini bir emir verir gibi telaffuz ederek. "Dosyana baktım. MIT’den atılmışsın, sosyal uyum problemin var ama FBI’ın bile çözemediği algoritmaları çözüyorsun. Neden bu bodrum katındasın?" Julian sonunda başını çevirdi. Gri gözleri, Sienna’nın otoriter bakışlarıyla çarpıştı. "Çünkü bodrum katları dürüsttür," dedi Julian. "Yukarıdaki lüks, yalanlar üzerine kurulu. Burada sadece 1’ler ve 0’lar var. Ve babanızın ölüm gecesi, 1’ler olması gereken yerde değildi." Sienna bir adım yaklaştı. Julian’ın kişisel alanına girmesi onu rahatsız etmemişti; Julian sadece bu kadının yaydığı enerjiyi analiz ediyordu: Yüksek adrenalin, gizli yas ve yoğun bir intikam arzusu. "Ne demek istiyorsun?" diye sordu Sienna. Julian, klavyesinde birkaç tuşa bastı. Ekranda babasının uçağının kalkıştan hemen önceki yakıt verileri belirdi. "Uçak düşmedi," dedi Julian duygusuzca. "Uçağın yazılımı, 10.000 fitte yakıtın bittiğini sanması için hacklendi. Bu bir kaza değil, uzaktan kumandalı bir infazdı." Sienna’nın gözleri kısıldı. Kalbi hızla çarpıyordu ama dışarıya sadece öfke yansıtıyordu. "Bunu kanıtlayabilir misin?" "Sadece kanıtlamakla kalmam," dedi Julian, sandalyesini Sienna’ya doğru döndürerek. "Bunu kimin yaptığını, hangi odada hangi bilgisayardan emir verildiğini de bulabilirim. Ama karşılığında bir şey istiyorum." Sienna hafifçe gülümsedi. Bu tehlikeli bir gülümsemeydi. "Vegas’tasın Blackwood. Burada hiçbir şey bedava değildir. Ne istiyorsun? Para? Özgürlük?" "Kontrol," dedi Julian. "Şirketin tüm veri ağını bana açacaksın. Kimsenin görmediği kapılardan geçeceğim. Ve sen... Benim hesaplamalarıma asla duygularınla müdahale etmeyeceksin." Sienna, hayatında ilk kez kendine denk, hatta belki de kendinden daha soğukkanlı bir zihinle karşılaşmıştı. Elini uzattı. "Anlaştık," dedi Sienna. "Benim kasinom, senin labirentin. Ama unutma Julian, eğer beni yanıltırsan, bu şehirde gömülecek çok fazla çöl var." Julian, kadının elini tuttu. Tenindeki sıcaklık, odadaki soğuk havayla tezat oluşturuyordu. "Hesaplamalarım asla yanılmaz, Bayan Vance. Yanılan sadece insanlardır."
⚜️
