-Yasmin Ruth-
Çarşının ortasında renk cümbüşü olan tabloların eskimiş görünen vazoların ve şalların arasında dolaşıyordum. Önündeki yol taşlıydı düşmekten son anda kurtuluyordum, omuzumdan aşşağı düşen şalım ise cabasıydı. 3 gün sonra tüm kasabada güneş tutulması şerefine festival düzenlenecekti amaçları aynıdı; eski mutluluğu geri getirmek,açıkçası buna pek inanmıyordum elimiz ayağımız bağlı bebeklere dönmüştük.
Yolunun yarısını yarılamıştım istediğim tezgaha ulaşmaya az zamanım kalmıştı. Tam başka bir tezgahın önünden geçecekken birinin eteklerime asıldığını hissetim ve telaşla yanıma döndüm.
Bir erkek çocuktu, siyah bir gömlek giymiş ve altında gömleğinin aynı tonunda siyah bir pantolon vardı.Simsiyah saçları vardı gözleri güneşin ışında pırıl pırıl bir kahverengiydi ağlamanın eşliğinde olmalı ki dolu doluydu, hemen çömeldim ve çocuğun boyuna geldim.
"Neden ağlıyorsun canım, annen nerde?" Şefkat dolu bir sesle. Çocuğun gözleri bu anı bekliyormuş gibi iki tane küçük damla akıttı, çocuk "Annemi bulamıyorum en son dondurma tezgahındaydık ve sonra annem bir anda kayboldu, lütfen yardım et." ve hıçkırarak ağlamaya başladı.
Kaşlarımı endişeyle çattım ve etrafıma bakımaya başladım bütün çarşı bize dönmüştü ve ilerideki muhafızlar seri adımlarla bize doğru ilerliyordu.
Kaşlarım çarılmış halde muhafızların buraya gelmesini bekledim, geldikleri zaman çocuğa delici bakışlarını yönlendirdiler hemen küçük bir öksürükle dikkatlerini çekmeyi başardım.
"Prenses Yasmin, size bir duyuru için geldik ve ayrıca küçük bir sorun var gibi duruyor."
Düşmüş şalımı zarif bir hareketle düzelttikten sonra küçük çocuğa döndüm ve küçük bir gülümsemeyle ona baktım
"Adın ne canım?"
"Baysal"
"Ne güzel ismin var, şimdi burdaki koca adamlar senin anneni bulmana yardımcı olucak korkmazsın değil mi?"
"Hayır korkmam!"
Elimi saçlarına daldırıp okşadıktan sonra elimle göz yaşlarını sildim.
"Aferim sana hadi şimdi onlarla git."
Muhafızlara dönüp çocuğu işaret ettim.
"Duyuru için elbet zaman vardır ancak en az biriniz lütfen bu çocuğa ona yardımcı olsun"
Muhafızlar sıkıntıyla iç çektiklerinde kaşlarım mümkün olduğunca daha çok çatıldı, bunu hisseden muhafızlar hemen saygıyla selam "Emredin varisimiz" muhafızın çocuğun elini tutup onu yönlendirmelerini izledim.
Diğer muhafız "Asıl konumuza gelecek olursak prensesim, Su elementaliden Ernst sarayı size bir davet var,Lilly Ernst ve kızı Layla Ernst sizi ve yüce kraliçemizi sarayına davet etti yarın onlarla birlikte keyifli bir gün geçirmenizi istiyorlar. Kraliçemden olumlu bir yanıt aldık ancak sizede danışmamız emredildi, cevabınız nedir? Kraliçemiz ona göre hazırlıkları başlatacağını belirtti"
Tebessüm ettim Laylayı seviyordum, güzel bir dosttu.
"Tabii, en kısa sürede sarayda olacağım annem hazırlıklara başlasın."
Muhafızlar baş selamı verip yanımdan ayrıldılar ve tüccarlar işlerine geri döndü.
Bende biraz daha yürüyerek şal tezgahının önüne vardım.
Şallarımı genellikle özel günlerimizde takardım bizde gelenekti, soyumuzun başlarına dayandığı rivayet edilirdi.
Bir kadın tezgahı işletiyordu başındaki şal çok uzundu, giydiği kıyafetler bile gözükmüyordu.
Kadınla göz göze geldik o anda alnındaki güneş sembolü ve gözünün altındaki bitki sembolünü gördüm, bendede omzumda küçük kelebekler vardı bunu her anımda özgür olmak için yaptırmıştım ve kolumda renkli küçük çiçekler vardı ve tam omzumda 4 tane ağaç -yaz, ilkbahar, sonbahar ve kışı temsil etmesi için- bunları ait olduğum yere yani krallığımı her daim yaşatmak ve unutmamak için yaptırmıştım.
Buda bir gelenektir, çoğu aile çocuklarına en geç 15 yaşında sembolik dövmeler yaptırırdı, yolda geçerken çok nadir dövmesiz insan görürdük.
Kadın bana doğru gülümsedi "Buyurun prensesim, seçin lütfen yardımcı olmamı ister misin?"
Bende kadına gülümsedim "Lütfen bana yeşil ağırlıklı bir şal verir misiniz?"
"Tabii kızım, bunlara bak lütfen." Kadının önüme açtığı şallara baktım, hepsi yeşilin ayrı tonuydu.
Ama bir tanesi gözüme ayrı bir güzel gelmişti, içinde bütün yeşilleri barındırıyordu sanki ve tüldendi çok hoşuma gitmişti. Kadına istediğim şalı gösterdim "Bana lütfen şunu verebilir misiniz?"
Kadın istediğime baktı ve gülümsemesi daha çok genişledi "Tabii ki kızım sana çok yakışacak emin ol, buna benzer modellerim var çıkarabilirim?"
"Olur tabi ama biraz daha hızlı zira yeterince geç kaldım."
Kadının bana gösterdiği modellerden üç beş tane daha aldım ama en sevdiğim kesinlikle ilk aldığım olmuştu ve yarın kesinlikle bunu gidecektim.
Mutlulukla saraya girdim her yerde fevtival için tatlı bir telaşe vardı kesinlikle odama uğradıktan sonra mutfaktaki özel çikolatalardan yiyecektim. Üst kata odama girecekken annemle karşılaştım çarpışmamak için kendimi durdurmak isterken yere düştüm.
Annem bu halimi gördü ve küçük bir kahka attı " Hiç değişmiyorsun Yasmin, senin içinde hazırlık yaptım.
Bir kaç parça kıyafet aldım her durama karşı peki sen istediklerimi aldın mı?"
Annem konuşurken yerden çoktan kalmıştım "Tabi ki aldım anne, bir tanesi çok hoşuma gitti yarın giymek istiyorum."
Annem başıyla onayladı "Sevdiğin bir şeyler bulduğunu duymak güzel, aç mısın peki?
"Biraz acıktım."
"Birazdan odana yemek gönderirim canım sen yarın için dinlenmene bak." Bana gülümsedi ve yanımdan ayrılıp alt kata hazırlıklara ilgilenmeye gitti.
Annem güzel bir kadındı benim gibi siyah saçları vardı sadece ben kendi saçlarıma biraz sarı katmıştım ve en önemlisi annem bir hayat bekcisiydi.
Annem gibi topraklarımıza yıllarını harcayanlar hayat bekçisi olurdu ve topraktan yaratılanları denetlemekle yükümlü olurlardı hatta annemi bir kaç kez dünyaya giderken görmüştüm. Derin bir iç çektip odama girdim. Hızla şalların olduğu poşetleri kenara fırlatıp kendi şalımıda başımdan fırlatıp banyoya girdim. Kısa bir duş aldıktan sonra hafif beyaza kaçan bir gecelik giydim. Yatağımın yanında biraz yemek olduğunu gördüm ve gerçekten acıktığımı fark ettim tepsiye yakından baktığımda hayalini kurduğum özel çikolatalarin olduğunu görünce gözlerim büyük bir mutlulukla açıldı. Hızlıca tepsiyi elime aldım ve balkonuma geçtim ve havanın hafif kızıllığını ortasındaki Aris Sarayını izlerken yemeğimi yedim.
Bir toprak üstünde birden çok saray olabiliyordu ve Aris sarayı sadece bir tanesiydi. Yakında seçmeler başlayacaktı, toprak elementalinin genç varisleri seçilecekti ve artık topraklarımızı gerçek bir kral ve kraliçe temsil edecekti. İşin kötü yanıysa bu diğer tüm elemantal için geçerliydi artık krallık savaşları bile basşlayabilirdi.
Kollarımdaki güçlerimi hissetim canım fazla acımaya başladı bu genelde ya kötü birşeylerin işareti yada çok güzel şeylerin olacağının işaretiydi benim için.
Bizler gerekmedikçe güçlerimizi kullanmazdık, hatta her zaman güç kullanmak bazen hapse bile girmelerine yol açıyordu ve 27 yaşından küçükler güç kullanamazdı ben şuan ki gibi içimdeki durdurulamaz güçlü akımı hissetmiştim ama kehaneti bozmamak için yüzünden hiç kullanmamıştım.
Eğer herşey kehanete uymazsak kıyamete sürüklenmekten korkuyorlardı ama biz zaten kehaneti çoktan çiğnemedik mi?
Derin bir iç çektim ve içeri girmeye karar verdim zaten yemek bitmişti ve çok yorulmuştum. Sorunum çok düşünmekti bazenleri hatta şuan düşünmekten yorgun düştüğüm zamanlar oluyordu.
Tepsiyi masama bırakıp perdeleri sıkıca kapattım ve ışığı biraz açık bıraktım maalesef ki karanlıktan bile çok korkardım.
Yatağın içine girip gözlerimi kapattım ve yarının güzel bir gün olmasını diledim.
✨
Birinin beni sarsmasıyla gözlerimi zorlukla açabildim. Zorlukla kafamı çevirdiğimde Bayan Solisi yani dadımı gördüm.
"Efendim Ernst sarayına gitmeniz gerekiyormuş, kraliçem beni seni hazırlamam için görevlendirdi."
Dudakları şevkat dolu bir gülümsemeyle kıvrıldı.
"Hadi bir an önce kalkın ve elinizi yüzünüzü yıkayın muhtemelen birazdan yola çıkacaksınız."
Bakışlarımı duvardaki saate çevirdiğimde sabahın sekiz buçuğunda olduğumuzu yeni anladım.
Bayan Solise dönüp "Günaydın Bayan Solis gününüz güzel olsun."
Hızlıca yataktan kalkıp banyoya koşarken Bayan Solisin "Seninde deli kız" dediğini elbette duymuştum.
Banyodan çıktığımda Bayan Solisin gittiğini ve ortaklığın toplandığını gördüm. Üstüme göğüs kısmına kadar dantel olan bacaklarımın üzerinde biten pudra pembesi bir elbise giydim. Kemer olarak zarif bir inci kemer tercih ettim. Saçlarımı açık bıraktım ve son olarak parfüm sıkıp odamdan dışarı çıktım. Aşağı indiğimde sarayın önünde faytonumuzu gördüm, annem babamla hararetli bir konuşma içindeydi.
Konuşmaları sırasında gözleri yana kayınca beni gördü "Ah Yasmin, geç kalıyoruz kızım. Hadi hemen otur beş dakikaya geliyorum." Annemi başımla onayladım ve faytona oturdum. Anladığım kadarıyla babam bizim güvenliğimizden emin olmak için muhafızları başka bir arabada peşimizden gönderiyordu. Annem kısa bir zaman sonra dediği gibi yanıma oturdu ve fayton hareket etmeye başladı. Camdan dışarıyı seyrettiğim sıra çarşıda herkesin telaşlı olduğunu gördüm.
Bugünlerde yakın zamandaki varis seçimleri için saray aileleri ortalığı ateşe vermişlerdi.
Annemden biraz korkuyordum, normalde babamla ikisi bu seçimleri benim kazanmam için ellerinden gelen her şeyi yapmaya hazır olurlardı ancak şuan çıtları bile çıkmıyordu.
Ne yapacaklarını kestiremiyordum, annem herkes gibi endişeli olması gerekirken gereğinden fazla mutluydu.
Burda benim bilmediğim işler dönüyordu. Elbet kokusu çıkardı.
Bunları düşünmemeye çalıştım.
✨
Sonunda Ernst sarayı bütün ihtişamıyla önümüze serilmişti.
Faytondan çıktıktan sonra annemle saraya yürümeye başladık. Içeri girdiğimizde bizi himetliler karşıladı, bize salona kadar bizi takip ettiler. Salonun kapısı kapalıydı, hizmetkarlardan birisi kapıyı tıklatı ve nazik bir tonda "Efendim Bayan Ruth gelmiş bulunmakta." Haberini verdikten sonra yavaşça kapıyı açtı.
Içeri bakınca Ernst sarayının kraliçesi Bayan Alis ve Laylayı gördüm lakin gördüklerim bununla sınırlı değildi. Aris krallığının kraliçesi Maya Aris ve Yasir vardı.
Evet kesinlile doğru görüyordum,karşımda Yasir Aris vardı.
✨
Şuan sandalyede oturmuş önüme konulan eti eşeliyordum.
Cidden etten nefter ediyordum.
Ara sıra Yasirle göz göze geliyorduk ama ilk göz kaçıran ben oluyordum. Layla ise aramızdaki değişik çekimi hissetmiş gibi ara sıra bize göz gezdiriyordu.
Bu döngü devam ederken annem kibar bir şekilde çatalı tabağına bırakıp Bayan Ernst'a dönüp "Sevgili dostlarım , Alis ve Maya. Uzun zamandır sizinle göremiyorduk şu varis seçimleri araya girdi." Bayan Aris nazikçe gülümsedi "Bizi fazla bağlanıyor, işimizi garantiye aldık diyebiliriz canım. Size güvenim sonsuz." Annemle Bayan Aris kısa bir kahka attılar. "Öyle olacak tabikii aksine imkan bilr vermem." Annem sessiz bir şekilde oturan Bayan Ernst'e döndü
"Pişmanlık mı yaşıyorsun Alis? Sana bunu çok önceden demiştim." Bayan Ernst olduğu yerde dikleşti ve gururla kızına döndü "Bak Sarya benim tek canım Layla, ve bunu tek kendisinin başaracağına eminim. Yanlış anlaşılmak istemiyorum ama bence Yasir ve Yasmin için yanlış yaptınız. Bir şeyleri kendi emekleriyle öğrenmelilerdi. Bu konudaki fikrim asla değişmez ve yaptığım şeyden pişmanlık duymuyorum." Annem söylediklerini usulca dinledi ve bana doğru yavaşça kafasını çevirdi "Yasmin, hadi Yasir ile Laylanın odasına çıkın canım." Layla bana dönüp gidelim şeklinde kafasını oynattı ve ayağa kalktı. Bende onun arkasından kalkıp yavaşça dışarı çıktığım sıra Laylanın Yasire gelmesi için kafa işareti yaptığını gördüm. Kısa bir süre sonra ikiside yanıma geldi. Laylanın odasına gidene kadar konuşmadık. Odaya girdiğimizde ilk isim pencere yanındaki koltuğa kendime bırakmak ve olanları düşünmek oldu;
Annemler neyden söz ediyordu?
Bende ne sakladı?
Nasıl öğrenecektim?
Bu sorular aklımda dönüp duruyordu.
Yasir bir anda karşımdaki koltuğa kendini bıraktı, ona doğru başımı çevirdiğimde çatık kaşlarla beni izlediğini gördüm. Ona ne oldu der gibi başımı salladığımda sakin bir sesle "Bu olanlardan keyif alıyorsun değil mi?" diye sordu.
"Neyden bahsediyorsun Yasir cidden bişey anlamıyor-" derken keskin bir sesle sözümü kesti "Bana masum kız rolü çakma, yemezler. Çok mutlu olmalısın geleceğin varisi ne de olsa herkes önünde sana tapıyor olacak."
Dediklerini ağzım beş karış bir şekilde dinledim.
Layla kapıyı kapatıp hemen aramıza girdi " Ne dediğinin farkına var Yasir bu işler düşündüğün gibi değil. Çocuk musun sen sinirini başkasından çıkarıyorsun! Yasminin haberi bile yoktu, biraz utandığını farz ediyorum." Bana dönüp hafif bir tebessümle "Yasmin, iyi misin canım? Senin için su isteyebilirim." Elimle ona dur işareti yaptım ve ayağa kalkıp Yasire üstten bakmaya başladım.
"Ne kadar düşük birisin Yasir. Böyle biri olduğunu düşünmüyordum en azından kişiliğinin olduğunu var sanıyordum." Sinirden ayak tırnaklarıma kadar uyarılmıştım "Yaptığın iğrenç bişeydi, insan olan utanır ama sanırım sende oda yok." Elimin titremesi görünmesin diye ellerimi hemen arkamda birleştirdim ama Yasirin gözünden kaçmamıştı "Böyle insanlardan nefret ederim, sana bir zararım bile dokunmamıştı Yasir bu yaptığının nasıl canımı yaktığını umarım görürsün." Hızlıca Laylaya dönüp "Günün güzel olsun" şeklinde selam verip hızla annemin yanına salona indim. Herkes çok sessizdi sanırım her şeyi duymuşlardı. Kapıyı tıklatıp kimseyle göz teması kurmadan annemin yanına geçtim. Oturmamın üstünden fazla geçmemişti ki dış kapının sesi duyuldu.
Annem gülümsemeye çalışarak "Sanırım biraz gergin bir anlarına denk geldik, tekrar buluşuruz bizde kalkalım artık." Annem elimi tutup benide beraberinde ayağa kaldırdı.
Bayan Aris bizim bizim gibi ayağa kalktı "Kalkmak en doğru olanı bizi ağırladığın için teşekkürler Alis."
Bayan Alis hemen ayağa kalkıp "Keşke biraz daha kalsaydınız."
Annem ona dönüp"Yakın zamanda tekrar uğrayacağız." Bana dönüp kaşlarını çattı "Yürü hadi Yasmin gitmeye meraklıysan."
Kaşlarım yukarı kalktı "Bişey yapmadım anne! Hepsi onun-"
"Cevap veriyorsun bide, yürü hemen!"
Peki anlamında başımı sallamakla yetindim.
Salondan hemen çıktım merdivenlerin orada Laylayı gördüm.
Üzgün görünüyordu.
Ona hafif bir gülümsemeyle el salladım, oda aynı şekilde el sallamaya çalıştı.
Derin bir iç çektim, günüm gerçekten iğrenç geçiyordu. Hızla faytona binip en uca geçtim, bir müddet sonra annemde binmişti. Şoför bize bakmadan sürmeye başlamıştı.
Annem bana bakmayıp "Acaba bunları duyunca baban ne diyecek." diye söylendi.
Sessiz kaldım.
Sinirden tırnak etlerimi koparmıştım, o kadar yanıyorlardı ki acıdan ayağımı sallayarak hararetimi dindirmeye çalıştım.
Saraya gelince hızla merdivenlere doğru gidiyordum ki arkamdan babamın sesini duydum.
"Yasmin canım, bir sorun mu var erken döndünüz."
Dolan gözlerimi hızlıca kapatıp yaşlarımı geriye ittim.
"Benim için bir sorun yok baba, izninle odama çekilmek istiyorum. Günün güzel olsun." Hızla ona gülümseyip yoluma devam ettiğim sıra annemi kapının orada görmüştüm.
Odama girdiğimde ilk işim kendimi yatağa bırakmak oldu. Saatlerce öylece durdum, acımın dinmesini bekledim. Annem sanırım biraz fazla kalbimi kırmıştı.
✨
Akşam olmuştu sanırım, Bayan Solis bir kez odama gelmiş birşeyler demişti ama dinlememiştim.
Yattığım yerden sonunda kalktım ve üstümü değiştirmek için ilk önce pijamamı alıp banyoya ilerlerdim.
Kısa bir duş alıp kendime geldim, bu kadar hüzün yeterdi gayet keyfimi yerine getirmem gerekiyordu.
Dolabımdan pahalı bir nemlendirici maske aldım.
Maskeyi yüzüme uyguladıktan sonra saçlarıma krem sürüp iyice taradım ve kıvırcık yaptım.
Bornozumun kuşağını kontrol ettikten sonra elime bir kitap alıp balkonuma ilerledim.
Hava ılıktı, çiçek ve toprak kokusu vardı. Sanırım ben yataktayken yağmur yağmıştı. Keyifle gülümsedim.
Sandalyeme oturup kitabımı açtım ve büyük bir keyifle okumaya başladım.
Şuan karşımdaki Aris sarayı bilr keyfimi bozamazdı.
Bir süre kitabıma daldım ağladığım yerler oldu güldüğüm yerlerde. Duygularımı dolu dolu yaşayanlardanım.
Kitabımın kapağını kapattım, maskemi yavaşça yüzümden söktüm artık odama girip üstümü değiştirmem gerekiyordu.
Tam ayağa kalkmıştım ki karşımda o pişkin suratı gördüm.
Yasir Aris.
Oda kendi bahçesinin oturağında oturmuş elinde 'sözde' okuyacağı kitabı vardı ve utanmadan beni izliyordu.
Tek kaşımı kaldırıp ona baktım ve sinirle ağzımda küfürlerimi geveledim.
Oda iki kaşını kaldırıp dudaklarıyla "Senin gibi narin bir prensese böyle laflar yakışır mı ?"
Aslında dudak okumayı nereden öğrendiğimi bile bilmiyordum, ancak şuan dediklerini net bir şekilde anlamıştım.
Sinirle dudaklarımda yapmacık bir gülümseme oluştu
"Senin gibi bir adam olunca geçen kuş bile senin kafana sıçmak için durur sen merak etme."
Yasir şaşkınlıkla gözleri açıldı bende zevkten dört köşe olmuş bir şekilde odama girdim.
Dolabımın önünde geçmiştim ve kendime elbise seviyordumki kapım nazikçe tıklandı "Yasmin, benim canım Solis. Gelmemde sakınca var mı?"
Yüzümde gülümseme oluştu "Tabii gelin Bayan Solis, müsaitim."
Bayan Solis içeri girip kapıyı kapattı ve kimsenin duymaması için hemen yanıma geldi.
"Yasmin baban seninle önemli bir konu hakkında konuşmak istiyor sanırım, çok gerginler."
Onu rahatlatmak adına elimi omzuna koydu "Bayan Solis rahat ol lütfen, babamla her zaman böyle konuşmalar yapıyoruz. Bugünki olayları konuşuruz büyük bir ihtimal."
Endişeyle yüzüme baktı "Ama bildiğim kadarıyla Kraliçe Aris ve oğlu yarın buraya geleceler kızım."
Şuan gerçekten işlerin karıştığına emindim.