Kirişin parmak uçlarını yakan o tanıdık gerilimi havanın soğuğuyla birleşti. Alya nefesini tuttu; ağzındaki lolipopun çilek tadı damağında keskinleşirken oku aşağıya doğru saldı.
Karbon okun havayı yaran o tok ıslığı duyulduğu an, ok Baran’ın sağ postalının sadece üç santim önüne, ıslak asfaltı yararak saplandı. Okun arkasındaki kırmızı kurdele rüzgârda titrerken Baran refleksle geriye sıçrayıp silahını çekti. Namlusunu yukarıya, çatı katının pervazına kilitlediğinde ay ışığına karşı duran o çevik gölgeyi gördü: Pembe saç uçları rüzgârda savrulan, yayını omzuna asmış Alya.
"Kanunun yolunu mu kaybettin Komiser?" diye bağırdı Alya, çatının kenarından aşağıya eğilerek. Sesinde en ufak bir tedirginlik yoktu; aksine çocukça bir oyunun tadını çıkarıyor gibiydi.
Baran silahını indirmeden iki adım öne çıktı. "Aşağı in Karadağ! Bu iş artık babanın mirasını koruma meselesi değil. Kendi kafana göre astığın o hedeflerin hesabını vereceksin."
Alya lolipopunu parmaklarının arasında çevirip kıkırdadı. "O hedefler adaletin unuttuğu yerlerdi Baran. Ben sadece eksik parçaları tamamlıyorum."
Tam o saniyede Meltem içeriden mahallenin ana trafosuna sızıp tüm sokağın ışıklarını tek bir tuşla kesti. Sokak zifiri karanlığa gömüldüğü anda Baran gözünü hedeften ayırmamaya çalıştı ama yukarıdan gelen hafif ayak sesleri Alya’nın yangın merdiveninden aşağıya, arka sokağa doğru süzüldüğünü gösteriyordu.
Baran karanlığın içine doğru koşarak binanın arkasına dolandı. Dar geçidin ortasında Alya’nın silueti belirdi; kaçmak yerine sırtını duvara yaslamış, kollarını göğsünde bağlamış bekliyordu.
Baran silahını kılıfına sokup doğrudan hamle yaptı. Alya’nın kolunu büküp kelepçelemek için savurduğu sert uzanış, kızın ani bir bel hareketiyle boşa düştü. Baran hemen ardından sol kroşesini savurdu; ancak Alya başını bir milim geri çekerek darbeden sıyrıldı. Adamın savrulan momentumunu yakalayıp bileğini kavradı, vücudunu döndürerek Baran’ı duvara doğru savurdu.
Baran sırtını duvara çarptığında dengesini kaybetmedi ama karşısındaki kızın dövüş tekniğinin sadece sokak kavgası değil, kusursuz bir kaçınma sanatı olduğunu anladı. Alya hiçbir vuruşu bloklamıyor, sadece rüzgâr gibi aradan kayıp gidiyordu.
"İyi denemeydi Komiser," diye fısıldadı Alya, aralarındaki birkaç santimlik mesafeden adamın gözlerinin içine bakarak. Vişne kokulu nefesi Baran’ın yüzünü yaladı. "Ama benim peşime düşeceğine arkana baksan iyi edersin. Çünkü bu gece Vecdi’nin adamları sadece beni değil, seni de avlamaya geliyor."
Sokağın başında beliren far ışıkları ve motor sesleri Alya’nın sözlerini doğruladı. Alya tek bir çevik sıçrayışla yan taraftaki çöp konteynerinin üzerinden havalanıp bahçe duvarını aştı ve gecenin karanlığında kayboldu. Baran yerde duran kırmızı kurdeleli okun yanında, yaklaşan mafya araçlarıyla tek başına kalmıştı.
