İçeriğe geç

SON GÜNBATIMI

Bölüm 1 · 3 dk okuma

SON GÜNBATIMI

Bölüm 1

İLK KARŞILAŞMA(sonraki bölümler uzun)

Bir ya sabahıydı günümün yine normal ve normal bir şekilde geçeceğini sanarken arkada grubumuzdan bir bildirim düştü telefonuma ne olduğunu merak edip mesajı açıp okumaya başladım

NUR-itiraz istemiyorum saat iki buçuk gibi hep buluğtuğumuz kahvecide buluşuyoruz yanımda bir misafirde getireeğim Ekin bebişim bu sefer sana birinni bulduk endişe etme :)

SEHER-ben on dakika geç geleceğim habeiniz olsun ekin bu kezde terslersen bu senin sen tersleyebilmen olucak haberin olsun

EKİN- ben istemiyorum tehditlerinizi okuyamıyorum gözlerim kör oldu Seherim bi günde tam vaktinde gel sana nobel dülü vereceğim hep bizden geç geliyorsun sonraki cümlelerin belli zaten neleri kaçırdımm çabuk anlatın

SEHER-ayıp be kızım kursta olduğumu unuttunmu? biliyorsun hocanın ne zaman bırakacağı belli olmuyor

NUR- tamam hazırlnıp gel ekin istemiyorum deme şansı vermiyorum bu sefer hadi bayy

neden bu cümlelerin benim için olduğunu anlamıyodum ben şimdiye kadar erkeklrle aşk yönünde hiç düşünmedim ve düşünmekte istemedim ben Seher'in tehditleri aklıma gelince sırıtmaya başladım çünkü tehditlerini yine gerçekleştirmek iisteyecekti her zamanki gibi yine tersliyicektim saate bakınca saatin bir olduğunu görünce hazırlanmak için giysi dolabıma doğru ilerledim hazırlanmamın çok sürmiyeceği zaten belliydi ama kahveciye varmam uzun sürüyordu Seher ve Nur'a ne kadar yakın olsada benim evim o kahvecye çok uzaktı düşünceler eşliğinde giysi dolabıman beyaz renk tişörtümü ve koyu mavi olan pantolonumu alıp ütülemek için ütü masasına doğru ilerledim kıyafetlerimi msaya koyup hızlıca ütüledikten sonra üstüme geçirip makyaj masama oturdum saçlarımı açık bırakıcaktımbu yüzden sadece düzleştirmem yeterli olucaktı yüzümede hafif bir makyaj yapıcaktım saate bakınca saçımı düzleştirmeye vaktimin olmadığını anlayıp sadece taradım makyajımda rimel ve dudak nemlendiricisi dışında bişey kullanmadım aslında buna makyaj bile denilemzdi ama neyse işte teelefonumuda alıp beyaz ayakkabımı giydikten sonra bağcıklarını bağlayıp aykayıma binip kafeye doğru yavaşça ilerlmeye başladım yaklaşık on dakika sonra bir gurup genç yüzünden yere düşmüştüm kolumun üstüne düşmüştüm ağrıyordu ama canımı acıtan kolum değildi benim düşmeme sebep olan gurup benden özür dilemek yerine resmen tüm mahalleye duyurmak isteyen bir sesle beni göstererek gülüyorlardı bir süreden sonra kulaklarım bu sese daha fazla dayanamayacığına karar vermesi ile ayağa kalktım gözlerinin önünde benden hiç beklenmiyecek küfürler savırıyordum bana şaşkın şaşkın bakan arkadaş gurubuu en son kfürlerimden bıkark birbirlerine sessizce birşey söyleyip ilerlemeye başaladılar sonunda diyerek bir kapının merdivenine oturup koluma baktığımda kanıyodu kanamasıı pek umursamamıştm ama pantolonum yırtılmıştı çok severek giydiğim pantolonum yırtılmıştı.. bunu daha fazla dşünmek istemerek tekrar kaykayıma binip ilerlemeye başladım sonunda kafeye varmıştım Nur ve misafirini gördüm yakalanmamaya çalışarak kafenin lavabosuna doğru koşar adım ilerledim bozulan saçlarımı düzenledim kanayan koluma tekrar bakıp kuruyan kanı soğuk su yardımıyla temizlemeye başladım ben Nur'un beni görmediğini düşünürken kapı bir anda açıldı ne olduğunu alamayarak yüz ifademi düzeltmeye çalışarak suratımı ve yorgun bedenimi kapıya doğru çevirdi içeri girdiği gibi beni gıcık etmek ister gibi bir sırıtmayla beni izliyorduki kolumu ve yırtılan pantolonumu görünce yüzündeki sırıtma yok oldu ve yerine endişe dolu bakışlar ve yine ne sakarlık yaptı acaba diye düşündüğüne emin olduğum bir yüzle yanıma üç büyük adımda geldi "Ne oldu kızım bu halin ne birinimi dövdün kendinmi yine bir sakarlık yaptın" iki fikiride yanlıştı ne birini dövmüştüm nede bir sakarlık yapmıştım bu sefer sırf gülünecek bir şey olsun diye kullanılmıştım ama eğer düşüncelerimi tamamen doğru bir şekilde Nur'a söyleseydim büyk ihtimal yerinde durmaz o çocukları bulup gerekeni yapardı günü mahvetmek istemeyerek yalan söyledim tekrar " Yok bişi her zamnki sakarlığım işte" diyerek geveledim sözlerimi bana yargılar gözlerle bakan arkadaşıma karşı sadece omuz silkmekle yetinmiştim hiç beklemediğim bir şekilde kolumdan naikçe tutup beni incitmek istemeyere çekiştirmeye başladı pes edip çekmesine izin verip peşinden sürüklenmeye başladım her zamanki yerimize doğru sürüklenirken masada uzun boylu bir çocukla karşılaştım sorgulayan sözlerle Nur'a bakıyordu ardından kahverengi parlayan gözleri bana döndü bana bakmasıyla kaşlarımı çatmıştım benim kaşlarımı çatmam ise sadece onun dudaklarının kıvrılmsına neden olmuştu

{kim bilebilirdiki belki hiç istemeyerek girdiğimiz bir kapı yürüdükçe zevk veren bir aşk yoluna açılırdı ve hiç beklemediğimiz bir anda bu yolun hiç bitmemesini dilediğimizi fark ederiz}

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.