İçeriğe geç

Son gün batımında dans

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Son gün batımında dans

Bölüm 1

1. Bölüm

Pazar her zamanki gibi kalabalıktı.

Tezgâhlardan yükselen bağırışlar, insanların ayak seslerine ve birbirine çarpan arabaların gıcırtısına karışıyordu. Meyve kasalarının arasından çocuklar koşuyor, satıcılar müşterileri kendi tezgâhlarına çekmeye çalışıyordu.

Morgana kalabalığın içinde yürüyordu.

Üzerindeki koyu renk palto, omuzlarına kadar uzanan saçları ve yüzündeki ifadesizlik, etrafındaki insanların dikkatini çekmiyordu zaten herkes kendi ile çok meşguldu.

Zaten Morgana da dikkat çekmek istemiyordu.

Gözleri kalabalığın arasında dolaştı.

Sonra durdu.

Karşısında bir adam vardı.

İnsanların arasında yürüyordu.

Fakat Morgana onun ne olduğunu biliyordu bunu hissetmek onun için zor değildi.

Vampir.

Adam da tam o sırada Morgana’ya baktı.

Göz göze geldiler.

Morgana’nın eli yavaşça paltosunun içine girdi eldivenli eli.

Parmakları gümüş hançerin kabzasını buldu.

Adam birkaç adım daha attı.

Morgana da ona doğru yürüdü.

Aralarındaki mesafe bir anda kapandı.

Hançer, adamın karnına sessizce saplandı.

Vampirin gözleri büyüdü.

Morgana hançeri çekmedi.

Aksine, adamın koluna girdi.

“Ses çıkarma. Gümüş hançere çıplak elle dokunmak çok tehlikeli biliyorsun.”

Adam dişlerini sıktı.

Kalabalığın arasında ikisi yan yana yürümeye devam etti.

Dışarıdan bakıldığında birbirini tanıyan iki insan gibiydiler.

Kimse dönüp onlara bakmadı.

Morgana’nın adımları hiç hızlanmadı.

Vampirin kolu gittikçe ağırlaşıyordu.

“Sen…”

Morgana gözlerini ona çevirmeden konuştu.

“Kes sesini!” Diye tısladı ancak sonra insanların ilgisini çekmemek için ses tonunu indirdi. “Yürümeye devam et.”

Adamın yüzü gerildi.

“Beni öldüremezsin.”

Morgana’nın bakışları soğudu.

“Bunu birazdan göreceğiz.”

Pazarın kalabalığından uzaklaştılar.

Dar bir sokağa girdiler.

Morgana birkaç adım daha attıktan sonra durdu.

Etrafına baktı.

Kimse yoktu.

Adamı duvara yasladı.

Vampir hemen hançere uzandı.

Morgana bileğini yakaladı.

“Dokunma.”

“Beni bırak!”

Morgana elini çekti.

“Madem öyle ben dokunmadan nasıl ayakta duracaksın bakalım?”

Vampir bir adım atmaya çalıştı.

Atamadı.

Dizleri titredi.

Derisinin üzerinde ince çatlaklar oluşmaya başladı.

Önce boynunda.

Sonra yüzünde.

Adamın gözleri korkuyla Morgana’ya çevrildi.

“Sen… nesin?”

Morgana cevap vermedi.

Çatlaklar bütün bedenine yayıldı.

Bir saniye sonra vampirin bedeni çözüldü.

Kıyafetlerinin içine dolan kül yere döküldü.

Morgana birkaç saniye boyunca yerdeki küllere baktı.

Sonra eğildi.

Vampirin ceketini aldı.

Kendi paltosunu çıkardı.

Birkaç dakika sonra üzerindeki kıyafetler değişmişti.

Kendi kıyafetlerini sokağın kuytu bir köşesine bıraktı.

Gümüş hançeri de temizleyip yeniden paltosunun içine yerleştirdi.

Son kez sokağın başına baktı.

Pazardan gelen sesler hâlâ uzaktan duyuluyordu.

Kimse hiçbir şey fark etmemişti.

Morgana kalabalığa geri döndü.

Sanki az önce bir vampiri öldürmemiş gibi insanların arasından yürüdü.

Akşam olduğunda evin kapısını açtı.

İçeri girdiğinde ilk fark ettiği şey sessizlikti.

Paltosunu çıkardı.

Koridordaki askıya astı.

Tam ilerleyecekken yemek odasından abraham van Helsing’in sesi geldi.

“Geç kaldın.”

Morgana kapının eşiğinde durdu.

“İşim vardı.”

Van Helsing masanın başında oturuyordu.

Yaşı yüzüne yerleşmişti ama bakışları hâlâ keskinliğini koruyordu.

Victoria, babasının yanında oturuyordu.

Morgana sandalyeyi çekip oturdu.

Victoria kızına baktı.

“İyi misin?”

“İyiyim.”

Van Helsing’in gözleri Morgana’nın üzerinde gezindi.

“Bugün pazardaydın.”

Morgana tabağına yemek aldı.

“Evet.”

“Ne aldın?”

“Hiçbir şey.”

Van Helsing kaşını kaldırdı.

“Pazara gidip hiçbir şey almadan mı döndün?”

“İhtiyacım yoktu.”

Victoria çatalını tabağına bıraktı.

“Peki işin?” Dedi victoria imali şekilde.

Morgana yemeğinden bir parça aldı.

“Tamamlandı.”

Van Helsing’in bakışları Morgana’nın ellerine indi.

Parmağının kenarında koyu renkli, kurumuş bir leke vardı.

“Ellerini yıka.”

Morgana ellerine baktı.

Victoria da fark etmişti.

“Kül mü o?”

Morgana peçeteyi aldı ve parmağındaki lekeyi sildi.

“Biraz.”

Van Helsing’in yüzündeki ifade değişti.

“Vampir külü mü o?”

Morgana sustu.

Victoria’nın bakışları kızından babasına kaydı.

Van Helsing sorusunu tekrarlamadı.

Cevabı anlamıştı.

“Vampir.”

Morgana gözlerini kaldırdı.

“Evet.”

Victoria’nın sesi yumuşadı.

“Morgana…” diye dudaklarından döküldü. Victoria vampirlerden ne kadar nefret etsede kızının yarı ınsan olduğunu bilmek onun içine su serpıyordu.

“Beni görmedi.”

Van Helsing masaya doğru eğildi.

“Kaç vampir seni hissetti?”

“Bilmiyorum ancak bunu konuşmamızda onları şüphelendirmezmi?”

“Kaç kişiyi öldürdün?”

Morgana çatalını tabağına bıraktı.

“Bir.”

Van Helsing’in eli masanın üzerinde sıkıldı.

“Ya seni daha erken fark etseydi?”

Morgana’nın yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.

“Etmedi.”

“Bu bir cevap değil.”

“Benim için yeterli.”

Victoria araya girdi.

“Baba.”

Van Helsing gözlerini Morgana’dan ayırmadı.

“Ben de senin yaşındayken böyle konuşuyordum.”

Victoria sessizleşti.

Van Helsing sandalyesine yaslandı.

“Her avdan sonra aynı şeyi söylerdim. ‘Beni fark etmedi.’”

Morgana onu dinliyordu.

“Sonra?”

Van Helsing’in ağzının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

“Bir gün biri fark etti.”

Morgana başını hafifçe yana eğdi.

“Ve?”

“Hayatta kaldım ancak o benim kadar şanslı değildi.”

Morgana tekrar yemeğine döndü.

“Ben de başarabilirim o zaman.”

Van Helsing’in yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Bunu söylemen hoşuma gitmedi.”

Morgana çatalını kaldırdı.

“Hoşuna gitmesi gerekmiyor.”

Victoria istemsizce gülümsedi.

Morgana ikisine de bakmadan yemeğine devam etti.

Masanın üzerindeki mumun alevi hafifçe titredi.

Van Helsing ise artık tabağına bakmıyordu.

Morgana’nın yüzüne bakıyordu.

Onun ne kadar soğukkanlı olduğunu görüyordu.

Ne kadar genç olduğunu da.

Ama Morgana’nın bilmediği bir şey vardı.

O gece öldürdüğü vampir, son avı olmayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.