İçeriğe geç

Son element varisi

Bölüm 9 · 7 dk okuma

Son element varisi

Bölüm 9

9.

-Daisy-- Su krallığı hiç akıllanmıyor. Onları ezip geçeceğim. Hepiniz göreceksiniz. Savaşı kabul et Jamie. Bu sefer ağır olacak.

-Andie-- Emin misin?

-Jamie-- Tamam da gerçekten iyi misin??

-Daisy-- Emin ve gayet iyiyim.

-Jamie-- Tamam.

Odama çıkıp kıyafet aramaya başladım. O Su krallığına lider kimmiş gösterecektim!

Elime geçen bol siyah tişortü giymiştim. Altına da siyah şortumu giydim. Jamie'e haber verip savaşın için toplanacağız yere doğru yola çıkmıştım.

Savaş için toplanacağız alan ormanın içindeki boş bir alandı. Jamie gelince hazır ol konutuna geçtik. Askerlerden ölenler çok olacaktım. Kim kazanırdı? Orasını bilemiyorum.

Herkes atlarına bindiğinde su krallığına doğru sürmeye başladık. Bu bizim zaferimiz olacaktı.

Su krallığına doğru gelirken aklıma bir fikir gelmişti. Bizim askerler onaylayınca fikri yapmak için arka kapıya doğru gittim. Atımı bağladım. Uzun duvarlar beni korkutmuştu. Korkmanın sırası değil diyerek zıplayınca ayağım duvarın üstündeki tellere takılmıştı. Su krallığına sert iniş yapmıştım. Şort giydiğime o gün lanet etmiştim. Bacaklarım kan içindeydi. Ama başarmak istiyordum. Zorlukla ayağa kalkmıştım. Biraz ilerleyince krallığının arka kapısına varmıştım. Arkadaki bıçağımı kavrayıp kapıya tekme atmıştım.

Şansa bakın ki içeride biri vardı. Bir süre bakıştık. Bu çocuk genç yaştaydı. Benden korkmuş görünüyordu. Çocuğun üstüne koşarak atılmıştım. Çocuk neye uğradığını şaşırmıştı. Arkamdaki bıçağı alıp çocuğun boynuna tutmuştum. Çocuk çok korkmuştu.

-Daisy-- Üzgünüm ama bunu yapmak zorundayım.

Çocuğun boğazındaki bıçak ile boğazındaki atar damarını kesmiştim. Hızlı geriye çıkamadığım için üstüm başım kan olmuştu. Umursamadım. Etrafa bakınıp bir çıkış aradım. Kraliyet odasını bulmam gerekiyordu. Aynı bir köstebek gibi krallığı içeriden yıkacaktım.

Sonunda buradan çıkışı bulduğum için sevinmiştim. Bacaklarım acıyordu. Teller kötü çizmişti. Krallığın koridorlarında kimseye fark ettirmeden gezerken köşeyi döndüğümde birini görmüştüm. Şanslıydım ki o beni görmemişti. Krallığın içini gezip varisi ararken onun odası karşıma çıkmıştı. Harika diyerek içeri gizlice girmiştim. Varis yoktu. Banyoya girip onu beklemeye başladım. Tuzağıma düşecekti. Üzgün değilim...

Agnes içeri girdiğinde üzgün gözüküyordu. Bir daha üzgün olamayacaktın tadını çıkar. Varis eline kadeh bardağını geçirdiği gibi yere fırlatmıştı. Biraz şoka uğramıştım. Varis eline gelen her şeyi fırlatıyordu.

-Agnes-- Toprak varisi senden nefret ediyorum. Dünyaya geri gön. Hiç gelmemeliydin!

Tam sırası deyip dışarı çıktım.

-Daisy-- Yanlış bir zamanda mı geldim?! Ve inan bana bende seni sevmiyorum.

-Agnes-- Ü-üstün ona ne oldu?

-Daisy-- Buraya gelmek kolay mı sandın. Ayyy üstüm fazla kanla kaplanmış. Yoksa varise ayıp mı oldu?

Agnes'in üstüne yürürken oda geri geri gidiyordu. Duvara çarptığında ona kanlı bıçağımı göstermiştim. Onun gerilen yüzünü görünce gülümsedim. Birazdan ölecekti. O savunmasızdı bense tam savunmaydım.

Bıçağımı ona doğrulttum. Ona kocaman gülücük yolladım. Karın Boşluğunu hedef almıştım.Tekme atacaktım. Onun ise haberi yoktu.

-Agnes-- Neden gülüyorsun?

-Daisy-- Bilemiyorum

Karın boşluğuna tekme attım. Bana çektirdikleri yüzünden acı çekmeliydi.

Varis yere yığılmıştı. Galiba biraz sert vurmuştum. Bir kere daha vurdum. Acı içinde kıvranırken ben sırıtıyordum. Burnunu hedef alıp yumruk atmıştım. Bağırıp ağlamaya başlamıştı.

-Daisy-- Ay, niye ağlıyorsun düşmanım?

-Agnes-- Sen delisin!! Senden gerçekten nefret ediyorum.

-Daisy-- Üzgün değilim. Bu kadar eğlence yeterli.

Eğilip bıçağımı karın boşluğuna saplamıştım. Varis çığlık atmıştı. Öldüğünden emin olunca bıçağımı almıştım. Artık üstümden kan damlıyordu. Su kralına yazık olacaktı.

Bacaklarım artık çok acıyordu. Kanama durmuştu.Ben hangi akılla şort giymiştim sanki!

Odadan çıktığımda beş asker vardı. Askerler bana bakıyordu. Şok geçirmiş görünüyorlardı. Askerlerle biraz işim vardı.

Yandaki askerin köprücük kemiğine vurunca asker acıyla geri çekilmişti. Herkes üstüme yürümeye başlayınca olduğum yerde kalmıştım. Beni güçsüz sanıyorlardı. İyice yaklaştıklarında bıçagımı çektim. Gerildiklerini hissediyordum.

Tam o anda dönüşüm geçirdim. Kırmızı gözlerim, beyaz saçlarım,

Bazı yerleri kanlı yüzüm, siyah boynuzlarım ve sırıtan ifadeyle onlara bakıyordum. Bu özellikler annemden gelmişti. Babamdan her ne kadar nefret etsemde annemi severdim. Bu özellikler anneme aitti. İnsan halimse babamdan gelmişti. Askerler geri geri gitmeye başladıklarında şaşırmamıştım. Bu özelliklerimi ilk kez keşfettiğimde bende şaşırmıştım. İnsanların deyişiyle harika bir güzelden korkunç birine dönüşüyordum.

Agnes'in bahsettiği şey bu 'korkunç' görüşümdü. Askerlere yaklaşırken onlar kaçmaya başlamışlardı. Birini tuttuğum gibi kasıklarına üç kere vurmuştum. Asker acıyla eğilince gözlerin üst kısmına şiddetli bir tekme atmıştım. Adam yere düşünce bıçağımı adamın kalbine saplamıştım. Bıçağı ölünce çıkarmıştım. Üstüm o kadar fazla kan olmuştu ki.

Askerleri aramaya başlamıştım. Tüm krallığı gezmiştim ancak askerler ortalıkta yoktu. Kralın odasına doğru giderken benden kaçan askerden biriyle karşılaştım. Onun arkası dönüktü. Koridora doğru bakıyordu. Çok tedirgin görünüyordu. Ona sessizce yaklaşıp ensesine hızlı bir biçimde vurmuştum. Asker kafasını önündeki fıçıya çarpmıştı. Omur kemiğine vurunca omur kemiğinin kırıldığını hissetmiştim. Asker çığlık atarak ölmüştü. Geriye üç asker kalmıştı. Hizmetliler içeride 'katil' dolaştığını duyunca büyük mutfağa geçmişlerdi. Benim gitmemi bekliyorlardı ve bunu bilmediğimi sanıyorlardı.

Askerlerin yerini bulmak zorundaydım. Hizmetlilerin üç askerin yerini bildiklerini düşünerek mutfağa doğru ilerlemeye başlamıştım.

Mutfağa geldiğimde kapıya tekme atmıştım. Hizmetliler beni gördüklerinde korkuyla yerlerine sindiler. Bazı genç kadınların çocukları vardı. Birkaç kişi hamileydi. Yaşlı insanlarda vardı.

-Daisy-- Korkmayın, bana askerlerin yerini söylerseniz size bir şey yapmayacağım.

Hizmetli- Benim kocamı mı öldüreceksin?

Konuşan hamile kadınlardan biriydi.

-Daisy-- Bana saldırdılar. Bunu yapmak zorundayım.

Hizmetli-- kuzum gel buraya yazık sana...

Bu yaşlı kadındı ve buranın en büyük rütbeye sahipti.

-Daisy-- İnan bana sarılmak istemezsiniz. Ben buraya gelene kadar kaç kişi öldürdüm. Bilemezsiniz.

Yaşlı kadın-- Sen doğduğunda annen çok mutluydu ama baban çok sinirliydi Anna'ya sürekli bağırırdı. Annen seni bırakmamak için çok uğraştı sevgili Daisy.

-Daisy-- Siz bunları nereden biliyorsunuz?

Yaşlı kadın-Arada sırada dünyaya giderdim. Annenle o zaman tanıştım. Annen gittikten sonra sana birkaç yıl ben baktım. Artık iznim dolmuştu. Seni oradaki insanlara bırakıp krallığa döndüm. Oradaki insanlar sana iyi bakmışlar. Bana sarılabilirsin çünkü seni ben büyütmüş sayılırım. Senin ne kadar iyi kalpli olduğunu biliyorum. Seni zorunda bıraktılar sende bunların hepsini yaptın.

Sen Toprak varisi olmak istemedin. Kendi halinde yaşamak istedin. Ama hayatın senin için farklı planları vardı.

Yaşlı kadına koşarak sarılmıştım. Beni anlayan tek insandı. Üstümün kanlı olmasına takılmadan oda bana sarılmıştı. Bende hüngür hüngür ağlamaya başlamıştım. Oradaki tüm insanların gözleri dolmuştu. Ben tam insan halime dönüşecekken daha görevimi bitirmediğim aklıma gelmişti. Geri çekilip konuşmaya başlamıştım.

-Daisy-- Benden kaçan askerleri bağışlıyorum. Hizmetliler sizleride bağışlıyorum. Daha kralı öldürmedim. Onu öldürmem gerekiyor.

Bir anda herkes önümde eğilmişti. Onları bağışladığım için ve kötü varis, kralı öldürdüğüm için herkes teşekkür ediyordu. Herkes çok mutluydu. Mutfakta parti havası vardı.

koşarak mutfaktan çıkmıştım. Krallığı gezip askerleri ararken kralın odasını görmüştüm. Odanın önüne geldiğimde benden kaçan iki asker kapının önünde nöbet tutuyordu. Beni görünce korkmuşlardı.

-Daisy-- Askerler sizi bağışlıyorum. Sizi öldürmeyeceğim. Ancak içerideki kralı öldürmem gerekiyor.

Askerler önümde eğilip teşekkür etmişlerdi. Kralı öldüreceğim için ayrı teşekkür etmişlerdi. Kral ve varisi oradaki insanlara neler çektirmişti ki herkes kralı öldüreceğimi duyunca mutlu oluyordu??

İçeri rahatça girdiğimde Austin' in arkası dönüktü. Kocaman masasındaki notlarla ilgileniyordu. Geldiğimi duymamıştı. Arkasından yaklaştım. Elimi sandalyeye uzatıp sandalyeyi yere düşürmüştüm. Austin yere düşünce çenesine yumruk atmıştım. Austin daha ne olduğunu anlayamadan çenesine bir yumruk daha atmıştım. O boğulurken ben gülücükler saçarak onu izlemiştim. Austin ölünce odadan dışarı çıkmıştım.krallıktan koşarak çıktım. Acil bir şekilde savaşın olduğu yere gitmeliydim.

Savaş alanına geldiğimde savaş bitmemişti. Herkes beni görünce durdu. Beyaz atın üstünde kanlı bir kız.

-Daisy-- Savaş bitti çünkü Su krallığının kralı ve varisi öldü.

-Jamie-- Daisy sen misin!

-Daisy-- Evet benim. Bekle.

Hemen normal halime dönmeliydim. Sakince normal halime dönmüştüm.

-Jamie-- Gerçekten sensin. İyi misin??

Jamie attan inerek yanıma gelmişti.

-Jamie-- Onları öldürdün mü? Of çok kötü durumdasın. Bacakların çizik içinde. Üstün kan içinde.

-Daisy-- Sakin ol! Evet, öldüler. Bacaklarımı duvarlar çizdi. Farkındayım.

Su krallığının askerleri - Sen Kralı ve varisi mi öldürdün?

-Daisy-- Evet

Tam o anda tüm Su krallığının askerleri eğilmişti. Yaklaşık bir milyon kişi önümde eğilmişti. Kendi krallığımın askerleri de eğilmişlerdi. Jamie önümde eğilmişti.Askerler ve Jamie tam olarak iki milyon etmişti. Ne olduğunu anlayamadan Jamie tacını benim kafama takmıştı. Herkes ayağa kalkıp alkışlamışlardı.

Herkes aynı anda bağırmışlardı.

"ÇOK YAŞA İLK ELEMENT DİYARININ KRALİÇESİ"

Herkes bu şekilde bağırırken bir şey fark ettim. Sadece Su krallığı ve Toprak krallığı yoktu, Tüm krallıklar vardı. Element diyarında yaşayan herkes buradaydı.

Tüm Element diyarında yaşayan insanlar tekrar eğilmişlerdi. Dört krallık vardı. Hava, su, ateş, toprak ve ben İLK ELEMENT DİYARININ KRALİÇESİ .

Herkesin yüzünden mutluluk okunuyordu.

-Jamie-- Bunu hakettin Daisy

-Daisy-- Ne yaptım da bu harika element diyarının kraliçesi oldum??

-Jamie-- Sen kimsenin öldürmeyi başaramadığı kişileri öldürdün. Diyarımızın kötü insanlarıydı

. Herkes senin öleceğini düşüyordu. Ama sen sapasağlam geldin. Yarın taç giyme töreni olacak. Su krallığının kralını ve varisini seçeceksin.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.