İçeriğe geç

Son Element Oyunu -Gökyüzüyle Dans-

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Son Element Oyunu -Gökyüzüyle Dans-

Bölüm 8

Hükümdarın Odası

🎶 Start a war

🌬

Tek bir kişiyi ya da küçük bir gurubu büyüyle bir yere taşımak basitti. Ama biz onlarcaydık. O yüzden geçitleri kullanmayı tercih eğmiştik. Üzerimde siyah üstüne yapışan termal bir kıyafet vardı. Kuyrukları yok olmayan sirenler dışında hepimizde vardı.

Geçitler iç içe geçmiş eski ve yıkık döküldü. Şansım varken büyüyle gitmeliydim. Grimm beni şaşırtmayacak adada kalmayı tercih etmişti. Ondan güç alan birkaç kabile lideride gelmeyi reddetmişti. Bozuntuya vermeden harekete geçmiştim. Sorumluluklarını üstlendiği için Grimm tahtıma el koyma düşünceleri içerisindeydi.

Güvenli olup olmadığını kontrol etmek amacıyla önden ben ve Rat ilerliyorduk. Saatlerdir doğru olup olmadığını bile bilmediğimiz bir yolda yalnız ilerliyorduk. Beş guruba ayrılmıştık. Sözde bizim arkamızdan bizi tap edeceklerdi. "Biraz daha hızlı olmaz mıyız?" kafam karışıktı. Oraya vardığımızda bizi neyin beklediğinden haberdar değildik. Bu gerilmem için bir sebepti. Yirmi yıldır uğraştığım hayallerimi bir günde suya atmazdım.

"Geldik sayılır." dediği şeyle derin bir nefes alıp adımlarımı hızlandırdım. Geçitler bir yerden su alıyordu. Ayaklarım sırılsıklam olmuştu. Bir yerden güneşi de alıyordu. Geçitler yerin altına inşa edilmişti lakin güneş ışığı yüzüme vuruyordu.

Rat kolumu dürtünce mecburiyetten ona baktım gerin gibiydi. Ben yüz okuma konusu pek iyi değildim ama belli oluyordu. "Kendinden bahsetsene." diye mırıldandı. Sanırım yüz okumayı ilk defa başarmıştım. Ki bu kötüydü. Gergin demekti bu.

"Şu anda mı?" olmayan anılarımı anlatmak için pek uygun bir zamanda değildik. Arkamızdan gelip geleneklerinden bile şüpheliydim ekibimin. Kesinlikle yirmi yılda yaşayamadığım güzel anılarımı anlatmak için uygun bir zaman dilimi değildi.

"Biraz tuhaf ve stresli hissediyorum."diye itirafta bulundu. Bu iyi değildi. Dikkatini dağıtmam gerekti.

"Kendimi bilmiyorum ki sana bahsedeyim, sen kendinden bahset." yüzümü ona çevirdim. Bana bakıyordu. Saçları gözlerinin önüne geldiğinden geriye iterek tam cevap vercekken suya çarpan adım sesler duydum. Rat'ın duyup duymadığını kontrol etmek amacıyla ona tekrar döndüm. Yüzünde az öncelinden daha değişik bir ifade vardı. İşte bu yüzü okuyamamıştım. Bileğini kavrayarak duvar gibi olan kamufle olmamızı sağlayan kayanın arkasına çektim onu.

Fısıldayarak "Birinin olması imkansız o kadar zaman geçti ki krallıkların hatırlayamayacağı kadar." dedi. Gerginliğimi azaltmamıştı. Elim silahıma gitti. Silahı Rat'ın eline tutuşturdular sonra güçlü bir savunma büyüsü yaparak hazırda bekletmeye başladım. Yaklaşan olursa büyüyü üzerine kullanacaktım.

"Orda olduğunu bilmediğini mi zannediyorsun?" ses tanıdık gelde bile çıkaramamıştım. Derin nefesler alarak yaklaşmasını bekledim. O kayanın yanına yaklaşınca büyüyü kullancaktım. Rat'a sakin olması için bir işaret yaparak kayadan biraz ayrıldım.

Kim olduğuna bakacakken tanıdık ses tekrar konuştu. "Rena?" Rat bana bakarak yapma dercesine bir bakış yolladı. Hayır, yolun sonunda değildik. Olamazdık. Hızla kayanın önünden ayrılıp büyüyü üzerine saldım.

Judas inleyerek yere kapaklandı. "Burada olmamalıydın."birkaç dakika ayılması için başında bekledim. Yanlışlıkla Judas'ı hedef almış onu bayıltmıştım. Onu nasıl tanıyamamıştım? Judas'ı ayılmasını beklerken Rat'a onun kim olduğundan bahsettim.

Judas uyanınca "Palan boka battı." diye açıklama yaptı. "Nasıl?"

"Orasını boşver çok zamanımız yok. Enna'yı gönderdim. Eram biliyor. Hükümdar'a söylemeye gitti. Krallık korunma büyüsüyle korunuyor. Yani deniz kızları giremeyecek. İyiki gu yolu seçmişsiniz. Bende eski bir tanıdığı çağırarak yardım istedim. O diğerleri alarak bahçeye ışınladı. Savaş başladı anlayacağın. Hükümdarla yarışacak güce ve zekaya sahip. Başka krallıklardan yardım istendi. Çaktılar. Sizi direkt hükümdarın bulunduğu odaya sıkamıyorum. Kırılmaz bir büyü yapmışlar. Ama o koridora ışınlayacağım."

Dediklerine başımı salladım. Sabitler sonra krallıktaydık. Dediği gibi bir koridorda. Judas Rat'a bir silah daha verdi ve bir kılıç. silahındaki kurşunları güçlü bir büyüyle lanetlenmiştim. Daha güçlü hale getirmişti onu. Kılıcı büyüyle hem ateş hem de suyla lanetledik. Silahlardan daha güçlü oldu. Zor durumda kaldığında kılıçlarla savaşacaktı. Kapının önünde Eram vardı. Ve birkaç kişi daha. Judas onların Eram'ın kabilesinden olduklarını söyledi.

Rat silahlarıyla saldırmaya başladı. Eram kendisini ve kabilesini büyüyle koruma altına alınca ben sağdan Judas soldan saldırmaya başladı. Benim yaptığım büyüyle Eram'ın kalkanı kırıldı. Rat, Eram'ın hemen yanında duranları hedef aldı bizde bize daha yakın olanları. Böylece saldırıya geçtiler.

Yaptığım ölüm saldırın manevrasıyla hedef aldığım tüm kişiler tekler tekere yere yığılıp ölmeye başladılar. Evet güçlüydüler ama ben annemin elementini çalmıştım. Ben Su Hükümdarıydım. Ben Su Krallığına dair en güçlü varlıktım. Judas'ta bu krallıkta Ateş Kralından sonra gelen en güçlü kişiydi. Ateş Kralının yardımcısıydı. Yere serilmeyen tek kişi Eram olunca Judas sakince ona yaklaştı. Bir tek üçümüz kalmıştık. Rat darbe almıştı. Öldüğünden şüpheliydim.

Eram, göz yaşları içinde "Judas...En yakınımdın. Asırlardır birlikteyiz. Ve de iyilerdendin. Benim en yakınımdın. Benim kardeşimdin. Kardeşlerimden daha çok tanırdın beni. Birbirimizi kıskanmazdık. Herkes bizi kıskanırdı. Ben bir tek sana yenilirdim kardeşim." dedi acıyla. Sabitler sonra Eram kardeşlerimi büyüyle bir araya getirerek kaybolu.

Ben ne olduğunu anlayamazken Judas "Hükümdarın yılız anahtarını çalmış. Diyerek beni aydınlattı. Yıldız anahtarları evrenler arası geçiş yapabilmek için lazımdı. Bu demekti ki hükümdar kaçamayacaktı. Hükümdarın odasına ilerlemek gereken yerde tam ters yöne doğru Rat'a koştum. Eram'ın kabilesini hafife almamam gerekti. Rat yerde cansız bir şekilde yapıyordu.

🌬

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.