İçeriğe geç

Son Element Oyunu -Gökyüzüyle Dans-

Bölüm 23 · 4 dk okuma

Son Element Oyunu -Gökyüzüyle Dans-

Bölüm 23

Kelebek Orman’ında

🌬

Sabah uyandığımda her tarafım ağrıyordu. Bunun kırık bir yatakta uyumaktan olduğunu düşünsemde tek medeni bu değildi.

Hovan kafasını bana yaslamıştı. Beyaz saçları göğüsüme dökülüyordu. Onu uyandırmamak için yavaşça kalkarak duşa girdim. Lavabosunu kullanmama bir şey demezdi sanırım.

Öldürdüğüm adamın bana taktığı bileklik hala kolumdaydı. Bir türlü çıkmamıştı. Onu çıkarmaya çalışsamda inat etmiş gibiydi.

Lavabodan hızla bir havlu alarak odaya geri döndüm. Hovan uyuyordu. Kaçmanın yal sırasıydı. Yavaş adımlarla kapıya gelip kapıyı açtım. Bir daha bu tekrarlanmamalıydı. Kontrolümü ellerimin arasından almıştı bu olay. Ona daha fazla yakın durursam plan boşa giderdi. Bu riski göze alamazdım.

Hızla odama girip giyindim. İyiki koridorda kimse görmemişti. Jena bana diklenme başladı. "Neredeydin?" Jena'nın bana olan bu tutumu beni boşluğa düşürmüştü. Hesap sormaya hakkı vardı.

"Ah ben söyleyeyim o küstah hükümdarlaydın!" diye cırladı Dix. Başımı öne eğerek bir elbise geçirdim üstüme. Başım çatlayacak gibiydi.

"Judas'ın yanına gidiyorum." diyerek onları bilgilendirdim. "Halletmem gereken bir olay var ardından olup bitenleri size anlatacağım."

Judas'ın kapısına dayanarak kilitli olmaya kapıyı hızla açtım. "Judas!" diye bağırmamdan sabitler sonra Judas lavabodan çıktı. Üzerinde siyah bir şort vardı.

Bana katlanamıyormuş gibi baktı. "Ne var?" die sordu isteksizce. Bazen onu kendime benzetiyordum. Onu daha fazlada sıkmadan konuya daldım.

"Judas, balo gecesi Hovan biliyordu. Her şeyi. Bizim görev için orada olduğunuzu. Bana birinin ona söylediğini belirtti. Fakat sarhoş olup unutacağını ekledi 'Bana atıldığında bu söylediklerimi hatırlatırsan birlikte güzel şeyler yaşayabiliriz. Geç olmadan bana söyle' gibi bir şey dedi. Tam olarak ne dediğini hatırlamıyorum. Şu andaysa balo gecesi olanları bilmiyor. Kimin için geç? Ne için? Kim söyledi?"

"Dinle, siz öpüştükten sonra onunla konuşmak için takip ettim onu?"

"Ne? Neden böyle bir şey yaptın ki?"

"İki tane Hovan vardı. Biri diğerinin omzuna vurdu ardından ışınlandı. Diğer Hovan'sa yürüyerek partiye döndü. Yani Hovan gelecekte olanları öğreniyor ve geçmişe geliyor. Bizim öğrenmemiz gereken Hovan'a bunu balo gecesi kimin söylediği değil, geçmişte bunu kimin söyleyeceği. Ayrıca öğrendikten sonra bize ne olduğunu öğrenmeliyiz. Olanlar onun elinde değilmiş gibi bir konuşma yapmış. Yani o seni korumaya çalışırken, Hovan'ın bir yakını olayları öğrenip onu korumak için planı alt üst edecek olabilir. Sarhoşken, 'Yarın söylersen bir çaresine bakarız.' demeside onun bir tanıdığının yaptığını onaylar. Onun elinde olmadan gerçekleştiğinden pişmanlık duyuyor olmalı. Bizim yönelmemiz gereken konu belli; kimin yaptığını öğrenmek."

"İsyan çıktığı gün orada olduğumu hatırlatsın, bir adam beni kaçırıp koluma güçlerimi elimden alan bir bileklik montelemiş. Kaçmam uzun zaman aldı. Onu öldürdüm. Ve bana sorularıma yanıt verebilecek beş kaynaktan bahsetti; Toprak Ana'dan. Ona sorabiliriz."

"Elbette ona sormak nasıl aklıma gelmedi? Yemekten sonra çaktırmadan yanına gidelim." Judas'ın zekasına her defasında hayran kalıyordum fakat planda bir sıkıntı vardır "İkimizin gitmesi çok ilgi çekmez mi?" diye sordum. Judas düşünüyormuş gibi yaptı. "Haklısın."

"Hovan'ı ailemle tanıştırmak adına oraya götürürüm adından bir bahaneyle onların yanından ayrılıp Toprak Ana'ya giderim."

"Ailen?"

"Geldiğim deniz kızı kabilesi."

"Anladım, peki. Sen öyle yap."

🌬

"Elindekini çıkartmalıyız." dediği şeyle zorla tuttuğu elimdeki kalın gümüş bilekliğe baktı. Onu çıkarma

uğraşlarım başarısız olmuştu.

"Katılıyorum." diye onayladım onu. Işınlanmak yerine yürümek istemiştim. O da beni kırmayarak kabul etmişti. Neden benimle olmak için efor sarf ettiğini anlamıyordum. Neden ben? Evrende karakteri ve güzelliği onda on olan milyonlarca kadın vardı. Neden beni istiyordu anlamıyordum. İstediği her yerde benden daha iyileri vardı. Dün gece neden yaşanmıştı? Beni gerçekten sevmediğine inanmak daha kolaydı.

"Krallığa gittiğimizde konuşmak istediğim bir konu var." diyerek düşüncelerimden biraz olsun kaçmama yardımcı oldu. Her şeyin bir numara olduğunu açıklayacak.

"Benimde." diyerek onu onayladım. Bu ilişkinin bitme zamanı gelmişti.

"Neden böyle bir yerde yaşıyorlar?" diye bir soru yöneltti bu defa. Çok fazla kurcalıyordu.

"Su Hükümdarı ordularına katılmalarını istemiş. Bazıları onun askeri olmayı kabul etmiş, bazıları kaçmış. Benimkiler kabul edenlerdenlerden. Fakat başa yeni hükümdar geçtiğinde isyan çıkartarak buraya yerleştiler." Yalanın batsın.

🌬

Sohbet oldukça ilerlemişti. Arel'i arayarak bahsettiğimden nasıl davranması konusunda bilinçliydi. Ben harika bir anneye sahiptim. Ne beni başa geçmek için lanetleyen birine ne de gaddar bir hükümdara kalmıştım.

Şifacılar Judas okyanusa yanlarına gelsin diye büyüyle yapay kuyruk eklemişlerdi. onlarla ilgilenirken ben araya girdim.

"Benim bu ormanda yaşayan bir dostum daha var, onuda ziyarete gitmem gerek."

Hovan "Gidelim." diyerek suya doğru yavaşça yükselmeye başldı. Arel onu tutarak "Eğer gidersen bu kızın yüzünü bir daha göremezsin." diye bir tehdit savurdu Arel. Diğerleri planı bildiklerinden sessizce izlemekle yetinmişlerdi.

"Ama-" Arel Hovan'ın sözünü keserek araya girdi. "Sözümü dinle." diye uyardı. Bu da bir tehditti. Kabilemi çok özlemiştim. Belkide onları bir daha göremeyeceğimden uzunca özlem gidermiştim.

"Bir saate kadar gelmiş olurum ardından krallığa geçeriz." dedim ve Hovan'ı başımdan attım. "Selam söyle." dediğiyle başımı onaylar gibi sallayarak karaya doğru çıkmaya başladım.

🌬

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.