İçeriğe geç

Son Durak

Bölüm 3 · 8 dk okuma

Son Durak

Bölüm 3

Kolye

Arabayı bana verilen adresin önünde durdurdum. Arabadan indim, siyah elbisemin kayan ip askısını düzelttim. Bina örgüt binasına da eve de benziyordu, burayı ne için kullanıyorlardı? Kapıyı çaldım. Sarı saçlı bir adam kapıyı açtı. "Leyal Karan."

"Hoşgeldin." Bugünlerde saçma bir şekilde sıcak davranan çok fazlaydı. Başımı salladım. "Toplantı odasına geç şöyle." Başımı eğip tok sesi boş koridorda yankılanan siyah topuklu ayakkabılarıma baktım. Başımı kaldırdım, yüzüme doğru düşen saçlarımın gitmesi için başımı iki yana salladım.

Arkamdan gelen adam önüme geçti, kapıyı açtı. Bakışlarım içeride sandalyelerde oturan 3 kişinin üzerinde gezindi, masanın başında oturan adamda takılı kaldı. "Baran Soykan." dediğimde güldü, sigara dumanını havaya bıraktı ve bitmiş sigarasını söndürürken yanıtladı. "Leyal Karan."

"Abi bu kim?" masadaki kumral kız sinirli sesiyle araya girdiğinde Baran Soykan bakışlarını yüzümden ayırdı. "Evet, sizi tanıştırayım. Ekibimizin yeni üyesi, Leyal Karan." Masada oturan diğer adam konuştu. "Karan? İş adamı Altay Karan'ın kızı, neden süikastçilik yapıyor ki?" Baran Soykan yanıtlamak için ağzını açmıştı ki ben yanıtladım. "Süikastçilik değil, seri katillik." Sarı saçlı kız irkilirken masaya oturdum.

Elbette kimseye seri katil olduğumu söylemeyi tercih etmiyordum fakat bu adamlar zaten karanlık dünyalarına benim de dahil olduğumu, hatta onlardan önce bulaştığımı biliyorlardı.

Üçü beni süzerken ayakta olan sandalyelerden birine oturdu. "Tanıt kendini." dedi Baran Soykan. Omuz silktim. "Önce siz." Herkes sessizliğini korurken beni buraya getiren adam konuştu. "Dora Kural." baş selamı verdim.

"Atlas Koda." Başımı salladım ve sarı saçlı kıza döndüm. O ise öldürmek isteyen bakışlarını benden ayırmıyordu. Aynı şekilde karşılık verdiğimde bakışlarını kaçırdı. "Lara Soykan." Başımı salladım. "Leyal Karan." diye cevapladım. "Evet, sizin de zaten bildiğiniz üzere Altay Karan'ın kızıyım, ki hakkımda daha fazlasını bildiğinize eminim." Atlas Koda başını salladı. "Bir de senden duyalım."

"Seri katilim. Şu ana kadar sadece Kan Örgütü'yle anlaştım, onu da ters düşünce öldürdüm. Benim adımla olmasa da kayıtlara geçmiş 682 cinayet var ki, tekrar ediyorum, kayıtlara geçmiş." Lara Soykan biraz daha olduğu yere pustu. Niye bu kadar korktuğunu anlayamasam da devam ettim. "Geçmişim ile ilgili sadece annemin öldüğü bilgisine ulaşabilirsiniz. Daha fazlasına müsaade etmiyorum." Duruşumu dikleştirirken bakışlarımı dördünün üzerinde gezdirdim. "Başka soru?"

"Seri katilsin." dedi Baran. "Öldürdüğün insanları, neden öldürdün?" Zayıfça güldüm. "Ben insan demezdim. Tacizci, masum insanları öldüren, hırsız." Lara olaya atladı. "Senin katillerden ne farkın kaldı?"

"Ben masum insan öldürmem, insanlara istenmeyen şekilde dokunmam veya hırsızlık yapmam. Devletin bulamadığı adamları bulurum ve hesabımı kendim sorarım." Bakışlarım onu korkutuyor olmalıydı ki boğazını temizledi ve bakışlarını kaçırdı.

Birinin saçlarıma dokunduğunu hissettiğimde saçlarımdaki eli tutup döndürerek ayağa kalktım. Dora Kural. Acıyla bağırırken kolunu bırakmamı söylüyordu. "Manyak mısın Dora?" dedi Atlas. Dora bir yandan kolunu ovuştururken onu yanıtladı. "Saçları boya mı değil mi merak etmiştim." Sonra bana döndü. "Boya mı?" Kaşlarım mümkünmüş gibi daha fazla çatılırken başımı iki yana salladım. "Oha! Abi!" Harfleri uzatarak konuşuyordu.

Konunun dağılmasını istemiş olacak ki Lara araya girdi. "Simgemizi dövme yaptırmak ister misin? Geçici." Başımı salladım. Geçiciyse sorun değildi. "Yalnız." Baran'a döndüm. "Anlamı ne?"

Son Durak'ın simgesinde karmaşık harfler ve zincir vardı. İç içe geçmiş S, B, L, K harfleri ve bunların etrafını saran bir zincir. Son Durak bir göreve gittiğinde sadece harfleri yazsa da zincir de vardı. "Söyle biz de öğrenelim Baran." diyerek araya girdi Dora. Baran başını iki yana salladı ve odadan çıktı, onun arkasından da Atlas.

Lara'nın peşinden dövme salonuna girdim. Harfleri ve zinciri dövme yaparken Lara'ya "Benden pek hoşlanmadın sanırım?" diye sordum. Gizleme gereği duymadı. "Çok mu belli ettim?" Başımı iki yana salladım. "İyi gizledin aslında fakat benden kaçmadı." Elindeki aleti biraz daha bastırdığında bir şey demedim.

Bittiğinde çantamı aldım. "Ben gideyim artık." başını salladı. Zaten dünden razıydı. Geldiğim arabayla eve geri döndüm.

Masanın başına geçtim, araştırmaya başladım. Onlarla ilgili bulabildiğim tek şey İnstangram hesaplarıydı.

Lara Soykan

Baran Soykan

Atlas Koda

Dora Kural

Dora dışında kimse bir şey paylaşmamıştı fakat Dora'nın paylaştıkları beyinsizlik sembolüne benziyordu.

'Nasıl kız düşürülür?'

'Kız düşmezse belki erkek düşer.'

'Nohutlu pilav tarifi'

'Bir insanın mal olduğu nasıl anlaşılır? (@AtlasKoda'nın mal olduğunu düşünüyorum)'

Zilin alacaklı varmış gibi çalmasıyla açtığım fake hesabı kapattım ve anahtarı olmasına rağmen zili çalan Vera'ya kapıyı açtım. "Ne oldu? Ne dediler?" Fazlasıyla heyecanlıydı. "Sakin ol." dedim. "Yaşaman buna bağlı değil." Yaşananları, konuştuklarımızı anlattım. "Dora favorim." dedi. "Aynı zamanda, Lara'dan gıcık kaptım. Bu kız senin başına çorap örmeye kalkabilir." Omuz silktim. "Hadi çalışalım bari."

Spor salonuna indik. Rastgele bir yere saklanmasını ve beni devirmeye çalışmasını söyledim. Bir süre sonra salona girdim. Saklandığı yerden çıkıp üzerime atıldığında bana salladığı yumruğunu yakaladım, dizimi karnına geçirdim ve sonra çelme taktım. Yere yıkılırken bağırdı. "Off, yine mi ya!?"

Onu orada bıraktım ve odama girdim. Üzerimi değiştirip kendimi yatağa bıraktığımda telefonum çaldı. Arayan yabancı numarayı açtım. "Leyal Karan'ı aramıştım?" dedi karşımdaki erkek sesi. Dora Kural. "Benim Dora, evet."

"Oha, nasıl tanıdın lan!?" Az önce sesini değiştirip beni kandırmaya çalışan o değilmiş gibi konuşmaya başladı. "Operasyona çıkacağız, artık örgütün üyesi olduğun için sen de geleceksin." birkaç şey daha söyledi, konu dün akşam izlediği filme gelince "Tamam Dora." deyip yüzüne kapattım.

Saniyeler sonra aynı arama yeniden ekrana düştü. "Sen hangi hakla benim yüzüme kapat-" arka plandan Atlas'ın bağırışı duyuldu. "Kız seri katil Dora!" Telefonun diğer ucunda sessizlik hakimdi, ne diyeceğini merakla beklemeye başladım. "Tamam Leyal'ciğim, çok öpüyorum, görüşürüz canım benim." Telefonu kapattı. "Salak ya."

Üzerime siyah bir bluz ve siyah bol pantolon giydikten sonra takı kutusuna yöneldim. Annemin kolyesi yoktu. "Vera, kolyemi gördün nü?" Olumsuz yanıt alınca keyfim kaçmış bir halde alt kata indim. "Çıkıyorum ben."

"Yemek ye." Yüzümü buruşturdum. "Yemeyeceğim." Önce mutfaktan, sonra evden çıktım. Binaya vardığımda kapıyı Dora açtı, sarılmaya yeltendiğinde ters bakışlar eşliğinde yanından geçip toplantı odasına yöneldim. "Yemek yiyeceğiz, gel hadi." Aç olmadığımı söyledim ve toplantı odasına girdim. Yeniden geldi. "Baran aç çıktığına eminmiş, hadi." Başımı iki yana salladım ve telefonumu açtım. Dora çıktı, bir kaç saniye sonra Baran Soykan içeri girdi. "Getirttin ya ayağına kadar. Hadi." İstemsizce göz devirdim. "Yemeyeceğim."

Yanıma geldi, kucaklamayı denediğinde tekme savurdum. Spor ayakkabımın burnu çenesine denk gelirken geriye doğru düştü. "Akıllanmışsındır diye umuyorum." Bacağımı diğer bacağımın üstüne attım. "Sütten ağzım yandı diye yoğurdu üflemem." dedi sırıtarak. Sandalyeye sert bir tekme attığında sandalye altımdan kayıp gitti, yere kapaklandım. Tekmemi bu sefer tam yanağına geçirdim. Ayaklandım ve ellerimi yıkamak için lavaboya ilerledim.

Ellerimi yıkadıktan sonra Lara yanıma geldi, elindeki temiz havluyu bana uzattı. Ellerimi kurularken dayanamayıp sordum. "Kolyem kaybolmuş, burada düşürmüş olabilir miyim?" Kollarını göğsünde kavuştururken bir eli yanağına gitti. "Nasıl bir kolye?" İçimden yükselen küfretme arzusunu bastırdım ve sorusunu yanıtladım. "Yarım kalp, S harfi var üzerinde. Kana bulanmı-"

"Kimin kanı?" diye sordu. Ebenin diyebiliyor muyduk? Sakin kalmaya çalışıyordum. "Öldürdüğün insanların kanı mı, yaraladığın insanların kanı mı?" Kapının sağ tarafındaydı, sol tarafına geçti. "Ya da, kolye kimin? Öldürdüğün insanlardan mı çaldın-" sağ elim boğazını kavrayıp duvara doğru bastırırken sol elimle silahımı aldım. Ayağımla emniyetini açtım, mermiyi namluya sürdüm ve Lara'nın başına dayadım. Nefes alamadığı için çırpınan, koluma vuran elleri silahı farkedince hareketi kesti. "Tekrar söyle." Sesim fısıltıdan farksızdı.

"Tekrar söyle." dedim daha yüksek bir sesle. Beni cevaplamak yerine çareyi çığlık atmakta buldu. Koridorun diğer ucunda bir kapı açıldı, Dora bize doğru koşarken Atlas ve Baran sakin adımlarla, zıt olarak endişe ve öfke yüklü bakışlarla geldi.

"Bıraksana kızı, n'apıyorsun sen!" Silahın kabzasıyla Lara'yı kurtarmaya çalışan Dora'nın yüzüne vurdum. Burnunu tutarak geri çekilirken Lara'yı serbest bıraktım, o yerde toparlanmaya çalışırken diğer ikisinin yanından geçip toplantı odasına girdim, çantamı aldım ve evden çıktım.

Eve vardım, mutfaktan bana ne olduğunu soran çığlıklar atan Vera'yı es geçip odaya girdim. Başım dönüyordu, muhtemelen açlıktandı. Yatağa bıraktım kendimi, telefonu açtım ve fotoğrafları kaydırmaya başladım. Ellerim titriyordu, öfkeyle ayağa kalktığımda gözümün önündeki herşey yokoldu, geriye karanlık kaldı.

(Dora Kural.)

Lara olanları anlattıktan sonra Baran'dan ve Atlas'tan güzel birer azar yiyip oturmuştu, bense içimdeki suçluluk duygusuyla kanaması duran burnuma tampon yapmakla meşguldüm. "Ulan damarları onardılar, sen hala tampon yapıyorsun." dedi Atlas. Yara bandı fırlattı. "Yapıştır şunu burnunun üst kısmına, yarılmış." Yara bandını yapıştırdıktan sonra telefonumu elime aldım, birkaç saat önce konuştuğum Leyal'in numarasını yeniden aradım.

2. kez aradığımda telefon açıldı. "Ulan ş*refsizler ne yaptınız lan Leyal'e!?" Şaşkınlıkla telefondaki kadının öfkeli çıkışına soruyla yanıt verdim. "Neyi var ki?" diğerlerinin bakışları bana dönerken karşımdaki kadının küfürlerinin arasından Leyal'e ne olduğuyla ilgili kelimeleri seçmeye çalışıyordum.

"Neredesiniz?" dedim. Baran bana doğru bir adım attı. Elimle durmasını söyledim.

"Bir şeyi yoksa niye uyuttunuz, sallama lan!" dedim adının Vera olduğunu öğrendiğim kadına. Adresi aldım, yeniden saydırmaya başlayınca telefonu kapattım. Merakla bana bakan gözlere açıklama yaptım. "Leyal bayılmış, uyanınca da olmuş bir şeyler, etrafındakilere saldırmış falan. Kalkın gidelim." İşaret parmağımı ayaklanan Lara'ya doğru salladım. "Sen gelmiyorsun!" Geri oturdu.

(Leyal Karan.)

"Vera tamam yok bir şey, çıkar şu serumu. İğne yetmedi mi?"

"Uyu azıcık, kendine gelirsin." Uyuyakaldım. Saatler sonra serumun etkisi geçti, uyandığımda odaya Vera ve 3 kişi daha girdi. Serumu kolumdan söküp attım, akan kanı sildim ve bluzumun kolunu düzelttim. "Leyal yat ya." dedi Vera. Başımı sinirle iki yana salladım, telefonumu ve cüzdanımı aldım.

Hızlı adımlarla odadan çıktığımda en azından birinin peşimden geldiğini biliyordum. Başımı çevirip baktım, Baran Soykan. Adımlarımı hızlandırsam da yetişeceğini biliyordum ki yetişmişti de. Kolumdan yakaladı, ben durunca hemen elini geri çekti. "Dua et kalabalık bir yerdeyiz yoksa ben o elini götüne sokmayı da bilirdim." Hiçbir tepki vermedi.

"Bilmiyordu." dedi Baran. Lara'dan bahsediyordu. "Kolyenin annene ait olduğunu bilmiyordu." Başımı gülerek iki yana salladım. "Tabii canım, anneme ait olsun olmasın benimle böyle konuşma hakkı var zaten!" İşaret parmağımı yüzüne doğru salladım. "Bence ne yapın biliyor musun? Ayağınızı denk alın ve-" Dizimi karnına geçirdim. O iki büklüm olurken kulağına eğildim. "O anda, orada öldürmediğime şükredin." Arkamı döndüm, seri hareketlerle ilerlemeye başladım fakat cümlesi beni olduğum yere çiviledi.

"Kolye bende Leyal Karan, eğer şansı varsa sahibi örgütten ayrılmaz, geri alır kolyesini."

Bölüm sonu

1 yorum