İçeriğe geç

Son Ders Zili

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Son Ders Zili

Bölüm 1

Yanındaki Boş Sandalye

Son Ders Zili

1. Bölüm — Yanındaki Boş Sandalye

Eylülün ilk sabahıydı.

Yaz boyunca alıştığı geç uyanma düzeni, okulun ilk günüyle birlikte sona ermişti. Mert, alarmı üçüncü kez erteledikten sonra yataktan kalkmış, üniformasını aceleyle giyip evden çıkmıştı.

Okula yaklaştıkça etrafındaki kalabalık artıyordu. Bahçede birbirine sarılan arkadaşlar, yaz tatilinde yaşadıklarını anlatan öğrenciler, yeni sınıflarını arayanlar…

Mert ise bütün bu gürültünün içinde yalnızca sınıfına ulaşmak istiyordu.

İkinci kata çıktığında sınıfın kapısı açıktı.

İçeri girdi.

Her şey geçen seneki gibiydi.

Pencerenin kenarındaki sıra hâlâ duruyordu. Mert doğrudan oraya geçti. Çantasını yanındaki sandalyeye bıraktı ve pencerenin dışına baktı.

Bahçede öğrenciler yavaş yavaş sınıflarına dağılıyordu.

Yanındaki sandalye boştu.

Mert, bunun yıl boyunca da böyle kalacağını düşünüyordu.

Ta ki birkaç dakika sonra sınıfın kapısında onu görene kadar.

Bir kız kapının önünde durmuş, elindeki kâğıda bakıyordu. Sınıf listesini kontrol ettikten sonra içeride boş bir yer aradı.

Gözleri Mert’in yanındaki sandalyede durdu.

Yavaşça yanına geldi.

“Burası boş mu?”

Mert başını kaldırdı.

“Evet.”

Kız çantasını bıraktı ve oturdu.

Mert yeniden pencereye döndü.

İlk başta hiçbir şey hissetmedi.

Sonuçta sadece yanındaki sandalyeye biri oturmuştu.

Fakat öğretmen yoklama almaya başladığında, birkaç dakika önce yüzüne bile doğru düzgün bakmadığı kızın adını merak etmeye başladı.

İsimler birer birer okundu.

Sonra öğretmen durdu.

“Lina?”

Kız elini kaldırdı.

“Buradayım hocam.”

Mert istemeden ona baktı.

Lina.

İsmi, yüzünden daha uzun süre aklında kaldı.

İlk dersler oldukça sıradandı.

Öğretmenler yaz tatilinden bahsetti, ders programlarını anlattı, yeni dönemin kurallarını açıkladı.

Mert çoğunu dinlemedi.

Defterinin kenarına anlamsız çizgiler çiziyor, arada bir dışarı bakıyordu.

Lina ise ders boyunca sessizdi.

Düzenli bir şekilde not alıyor, bazen saçlarını kulağının arkasına atıyor, bazen de farkında olmadan kalemini çeviriyordu.

Mert onun hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

Nereden geldiğini, daha önce hangi okulda olduğunu, kimlerle arkadaş olduğunu…

Ama insan bazen hiçbir şey bilmediği birini merak etmeye başlayabiliyordu.

Teneffüs zili çaldığında sınıf bir anda boşaldı.

Mert yerinden kalkmadı.

Lina da çıkmadı.

Bir süre ikisi de sessizce oturdu.

Sonra Lina’nın telefonu titredi.

Ekrana baktığında yüzündeki ifade değişti.

Mert bunu fark etti.

Bir mesaj gelmişti.

Lina birkaç saniye boyunca ekrana baktıktan sonra telefonu kapattı.

Defterini açtı.

Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu.

Ama olmamıştı.

Mert bunu anlamıştı.

Yine de sormadı.

Çünkü daha ilk günden birinin hayatına bu kadar girmek istemiyordu.

Henüz bilmiyordu ki o küçük mesaj, ileride ikisinin hayatını değiştirecek olayların başlangıcı olacaktı.

Öğle arasında Ege, Mert’i kantine götürdü.

Bahçedeki masalardan birine oturdular.

Mert yemeğiyle uğraşırken gözleri kalabalığın arasında Lina’yı aradı.

Onu birkaç metre ileride gördü.

Yanında başka bir kız vardı.

Lina bir şey anlatıyor, arkadaşı gülüyordu.

Bir an sonra Lina’nın gözleri Mert’e takıldı.

Aralarında yalnızca birkaç saniyelik bir bakış oldu.

Lina hafifçe gülümsedi.

Mert de istemeden gülümsedi.

Sonra ikisi de başka tarafa baktı.

Ege bunu fark etmişti.

Mert’in omzuna hafifçe vurdu.

“Başladın.”

Mert cevap vermedi.

Çünkü neyin başladığını kendisi de bilmiyordu.

Son ders bittiğinde hava kararmaya başlamıştı.

Mert okuldan çıkarken yağmur başladı.

Öğrenciler kapının altında toplandı.

Bazıları ailelerini arıyor, bazıları yağmurun dinmesini bekliyordu.

Mert çantasından şemsiyesini çıkardı.

Tam çıkacakken Lina’yı gördü.

Tek başınaydı.

Şemsiyesi yoktu.

Mert birkaç saniye düşündü.

Sonra yanına gitti.

“İstersen beraber gidebiliriz.”

Lina ona baktı.

Sanki böyle bir teklif beklemiyordu.

Sonra başını salladı.

“Olur.”

Yan yana yürümeye başladılar.

İlk birkaç dakika konuşmadılar.

Mert bu sessizliği garip bulmadı.

Aksine, hoşuna gitti.

Yağmur şemsiyenin üzerine düşüyor, kaldırımlardaki su birikintileri sokak lambalarını yansıtıyordu.

Lina bir süre sonra başını kaldırıp yağmura baktı.

“Yağmuru seviyorum.”

Mert ona döndü.

“Neden?”

Lina kısa bir süre düşündü.

“Çünkü herkes yağmur yağınca bir yerlere saklanıyor.”

Mert anlamamış gibi baktı.

Lina gülümsedi.

“Bazen insanın görünmez olması güzel.”

Bu kez Mert hiçbir şey söylemedi.

Sadece yürümeye devam etti.

Lina’nın bu cümlesi aklında kaldı.

Sokağın köşesine geldiklerinde yolları ayrıldı.

Lina şemsiyenin altından çıktı.

“Yarın görüşürüz.”

Mert başını salladı.

“Görüşürüz.”

Lina birkaç adım attı.

Sonra dönüp ona baktı.

“Bu arada…”

Mert bekledi.

“Teşekkür ederim.”

“Önemli değil.”

Lina gülümsedi ve uzaklaştı.

Mert ise yağmurun altında birkaç saniye daha öylece kaldı.

O gün eve dönerken aklında dersler yoktu.

Sınavlar yoktu.

Arkadaşları yoktu.

Sadece yanındaki boş sandalyeye oturan kız vardı.

Ertesi sabah Mert sınıfa herkesten önce geldi.

Çantasını yerine bıraktı.

Sonra farkında olmadan yanındaki sandalyeye baktı.

Boştu.

Bir süre sonra sınıf dolmaya başladı.

Ege geldi.

Öğretmen geldi.

Zil çaldı.

Lina hâlâ yoktu.

Mert birkaç kez kapıya baktı.

Ders başladı.

On dakika geçti.

Yirmi dakika geçti.

Lina gelmedi.

Öğretmen yoklamaya başladığında Mert’in içindeki huzursuzluk artık iyice belirginleşmişti.

“Lina?”

Sessizlik.

Öğretmen listedeki ismi geçti.

Mert’in gözleri yanındaki boş sandalyeye takıldı.

Dün yağmurun altında yürüdüğü kız, bugün burada değildi.

Öğle arasında telefonu titredi.

Ekranda kayıtlı olmayan bir numara vardı.

Mesajı açtı.

“Lina’yı merak ediyorsan, bugün okuldan sonra eski spor salonunun arkasına gel.”

Mert birkaç saniye boyunca ekrana baktı.

Mesajın devamı yoktu.

Kim olduğunu soracak olsa bile numara çoktan çevrimdışı olmuştu.

Mert telefonu yavaşça cebine koydu.

Pencerenin dışına baktı.

Gökyüzü yine kapalıydı.

Ve o an, Lina’nın dün söylediği cümle aklına geldi:

“Bazen insanın görünmez olması güzel.”

Mert henüz bilmiyordu.

Lina’nın görünmez olmasının bir sebebi vardı.

Ve o sebep, ikisinin hayatına girecek en büyük sırrın başlangıcıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.