İçeriğe geç

Son bir mektup

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Son bir mektup

Bölüm 1

aşkın tadı

Binanın dışında oturuyordum, hava bir bahar günü için çok güzeldi. Çatı katında oturuyordum ve karşı daire satılıktı işte o gün gördüm seni karşı daireyi satın alan kişi sen olmalıydın. Seni gördüğümde büyülenmiştim, orta uzunlukta koyu renkli saçların, neredeyse siyah gözlerin, uzun boyun dikkatimi çekmişti. Elindeki kitapları fark etmeden edemedim. Seninle konuşmak için bir bahane olarak kullanabileceğim bir ortak nokta olabilirdi bu. Seni ilk defa görmüş olsam bile seninle konuşmak için can atıyor, bana sarılmanı istiyordum. Camdaki yansımama baktım, bitkin düşmüş gözlerim, yorgun ve ince vücudum hiçbir yönüyle beni 16 yaşında gibi göstermiyordu. Birkaç gün sonra seninle konuşacak cesareti bulabilmiştim. Kapını çaldım. Açtığında bir kez daha ne kadar yakışıklı olduğunu fark ettiğimde yanaklarım çoktan kızarmıştı bile. Yanaklarımın kızardığını fark etmiş olmalıydın ki gülümsemiştin ve yanağıma değmiştin. Sana baktım ve konuşmaya başladım. “Merhaba, ben karşı komşunuzum sizinle tanışmak istedim adınız neydi acaba?” dedim ve cevabını beklediğim saniyeler sanki saatler belki günler gibi gelmişti ancak sonunda beklediğim an gelmişti o yumuşak, rahatlatıcı sesin ismini söylediğinde gözlerim aydınlandı “memnun oldum Rei” dedim ve daireme geri döndüm. Seni yeterince meşgul etmiştim, ne kadar seninle saatlerce konuşmak istesem de. Sonraki gün kapımın önünde bir not vardı, sen koymuştun, notta ise “bu akşam saat dokuz buçukta benim evimde kahve içmek ister misin?” yazıyordu. Sevincimi hayal bile edemezdim seninle konuşmuş üstüne üstlük beni evine davet etmiştin. Saatler sanki geçmiyor gibiydi. Seninle buluşacağımı hayal etmekten işlerimi yapamıyordum. Saat dokuz olduğunda dairene doğru yürüdüm, yürürken zaman sanki geçmiyor gibiydi. Dairene ulaştığımda zili çaldım, çaldıktan bir dakika bile geçmeden açtın kapıyı, sanki beni bekliyordun. Kapıyı açtığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı, sıcak bir karşılamayla birlikte beni içeri davet ettin. İçeri girdiğimde daireni görme şansım olduğuna bir kez daha inanamadım. Gözüme çarpan seni sen yapan o kadar çok şey vardı ki evinde hangi birine bakacağımı seçemedim. Kitaplığındaki kitaplarına mı, rafında duran mavi vazoya mı, onun yanındaki balığa mı bakacağımı birde seçebilsem. İşte ben bunları düşünürken bir anda konuşmaya başladın “evimi beğendiğini düşünmek istiyorum” dediğinde cevap vermek için ağzımı açtım ancak o kadar heyecanlanmıştım ki kelimeler ağzımdan çıkamadı. Evine bayılmıştım, kısa bir süreliğine de olsa kendimi seninle birlikte orada mutlu bir şekilde gördüm. Daldığımı fark etmiş olmalıydın ki elimden tutup kahve içmek için odana doğru yöneldin. Elimi tutuğun anda aklımdaki bütün sorular, düşünceler uçup gitti, işte o an aklımda olan tek şey sana dokunuyor, senin elini tutuyor olmamdı. Mutlu gözüküyordun sanki hayatının son dakikalarıymış gibi…Oturduğumda yanıma oturdun. Elime kahvemi verdin ve konuşmaya başladık, saatlerce konuştuk, sanki yarınımız yokmuşçasına. Senin ilgi alanların olsun, buraya neden geldiğin olsun, hayatını konuşmuştuk. Konuşurken arkanda duran duvar saatini fark ettim, saat gece iki buçuğu gösteriyordu. Bir anda “evde yalnız hissediyorsundur, bu gece burada kalmaya ne dersin?” dedin. Hemen atlamak istedim ama biraz düşünüyormuş gibi yaptıktan sonra ağzımdan “çok isterim” kelimeleri çıktığında kendimi çok mutlu hissetmiştim, rahatça söyleyebilmiştim. Beni yatağına doğru yönlendirdin, tek başıma yatıracaksın sanmıştım ancak yanıma yattığında yanıldığımı anlamıştım. Hayatımdaki en güzel yanılmaydı. Sabah olduğunda yanımda değildin, kalkıp etrafa baktım ve mutfaktaydın. Ocağın başında durduğunu görünce duraksadım ve benim için kahvaltı hazırladığını anladığımda gözlerim parladı. Seni bana yemek yaparken gördüğümde midemdeki kelebeklerin hareketlerini hissetmiştim. Beni gördüğünde sende gülümsedin “günaydın” dedin. Yanına doğru yürüdüm. Yanına geldiğimde “beni seviyor musun?” diye sorduğunda duraksadım, neden diye sorduğumda ise cevabın “belki benim sevgilim olmak istersin diye düşünmüştüm” olduğunda kalbim hızlıca atmaya başladı. Sana sarıldığımda “bunu bir evet olarak kabul ediyorum” dedin ve bende başımı salladım, çünkü gerçekten de bir evetti. Gülümsedin ve bana kahvaltı hazırlamaya devam ettin. Seni çok sevdiğimi zaten biliyordum ancak senin beni sevdiğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Özellikle de bu şekilde çıkma teklifi edeceğini yıllarca düşünsem aklıma getiremezdim. Artık bir sevgilim vardı, hem de kendimden çok sevdiğim bir sevgilim. Bir anda “çok düşünme güzelim sana zarar verecek” dedin. Bunu duyduğum gibi sana baktım. Bana gerçekten güzelim dedin mi diye, aklımdan geçeni tahmin etmiş olmalıydın ki “evet sana gerçekten güzelim dedim” dedin, hazırladığın kahvaltıyı önüme koydun ve beni öptün. Beni öpmüştün! Hayallerimde bile olacağını düşünmemiştim beni öpeceğini. Ben o şekilde kaldığımda gülümsedin ve kahvaltımı kendi ellerinle yedirmeye başladın. Sana bakarken aklımdan geçen sevgi dolu düşünceleri hayal bile edemezdin belki ancak seni çok sevdiğimi günlerce söylemekten çekinerek yaşamıştım ve o beklediğim günlerin mutluluğuna ulaşmıştım, hayatım mükemmeldi. Ne kadar sadece bir hafta olmuş olsa da aşık olduğum kişi atık benim erkek arkadaşımdı, sevgilimdi. Günlerde geçse, yıllarda geçse beni ben olduğum için sevecekti. Kahvaltı yaptıktan sonra giyinmemi söyledi, nereye götüreceğini merak ediyordum o nedenle hızlıca hazırlandım. Ben hazırlandıktan sonra elimi tuttu ve beni kapıya doğru yönlendirdi. Dışarı çıktığımızda yürümeye başladık, yürürken biraz da sohbet ettik. Sohbet ederken yürüdüğümüzü unutmuştum, onun dışında bir şey görmüyordu gözüm. Bir anda durdun. Ben ne olduğunu anlayana kadar yol kenarındaki çiçekçiden bana çiçek seçmiş alıyordun. Bunu gördüğümde duraksadım, yanaklarım kırmızının bir tonu olmaya başlamıştı ancak bunu umursayacak durumda değildim. Sana doğru koşmaya başladım ve sana sıkıca sarıldım. Sana sarıldığımda hafifçe güldün ve sende bana sarıldın. Beni gerçekten sevdiğini bir kere daha anlamıştım. Aldığın çiçekleri bana uzattın. Yıldız çiçeği almıştın, en sevdiğim çiçek. Dün geceki konuşmalarımızda laf arasında unutacağını düşünerek söylemiştim. Söylediklerimi dinlemiş, hatta hatırlamıştın. Bu beni şaşırtıştı çünkü beni kimse dinlemezdi, ben sadece konuşur ses yaratırdım. Bana bakıp gülümsedin ve çiçekleri sevip sevmediğimi sordun. Bayılmıştım. Çiçekleri kokladım, her zamanki gibi mükemmel kokuyorlardı. Yola devam etmeye başladık. Bir elimde senin aldığın çiçeği tutuyordum, diğer elimi de sen tutuyordun. Sana ne kadar teşekkür etsem azdı çünkü beni dinleyen hiç olmamıştı. Yürürken oturduğumuz binanın karşısına geri gelmiştik, ancak ben sana hala doyamamıştım. Daha fazla zaman geçirmek istediğimi söylediğimde bana akşam saat 19:00’da hazır olmamı söyledin ve benim için binanın kapısını açtın. İçeri girdiğimde beni nereye göreceğini merak ettim, ancak soramadım. Evimin kapısını açıp içeri girdim ve hazırlanmaya başladım. Zarif, uzun, siyah bir elbise giydim. Saçlarımı yaptığım sırada saate baktım ve saat 18:30 olmuştu. Saçlarımı yapıp dışarı çıktığımda beni bekliyordun. Beni gördüğünde gülümsedin ve elime doğru uzandın. Elimden tutup beni kendine doğru çektin ve öptün. Yavaş yavaş alışıyordum çünkü bunu hep yapıyordun ve yapacağını biliyordum. Elini belime yerleştirip beni kapıya doğru yönlendirdin, kapıyı açıp “Hanımlar önden” dedin. Dışarı çıktığımda beni arabana doğru yönlendirdin. Kapıyı benim için açtın, bende arabaya bindim. Sende bindiğinde arabayı sürmeye başladın. Yaklaşık on dakika geçmeden beni getirdiğin o güzel restorana gelmiştik. Benim için kapıyı açtın ve elimden tutarak çıkmama yardım ettin. Arabadan çıktığımda beni getirdiğin yerin ne kadar güzel olduğunu bir kere daha anlamıştım. Bu restoranı bir yerde görmüştüm, nerede bilmiyorum ancak gördüğüme çok emindim. Çok özeniyordum buraya gelmeyi ancak hiç gelmemiştim. Arabadan inmeme yardımcı olduktan sonra elimi tutmaya devam ettin. Bundan şikayetçi değildim hatta hoşuma gidiyordu. İçeri girmek için kapıyı benim için açmıştın ve içeri yönlendirmiştin. Seni gerçekten çok seviyordum. Beni seviyordun ve bunu her yönden gösteriyordun. Hiç pişman değilim o gün kapını çaldığım için. Bana sarıldığını hissettiğimde düşüncelerimi bir kenara uzaklaştırdım ve sadece senin dokunuşuna odaklandım çünkü bunu hak ediyordun, aslında daha da fazlasını hak ediyordun ancak sana bu kadarını verebiliyordum. Aslında beni hak ettiğini bile düşünmüyordum ancak sen seçtiysen bir nedeni vardır diye düşündüğümden sesimi çıkarmıyordum. Bizi masamıza doğru yönlendirdiklerinde gülümsemiştim. Masaya vardığımızda sandalyemi benim için çekip oturduğumda ise arkamdan masaya doğru yavaşça itmiştin. Bundan sonra masanın diğer tarafına geçip karşıma oturmuştun. Yemek boyunca seninle sohbet etmiştim, bundan çok mutluydum tabi ki. Yemekten sonra eve gittiğimizde ben kendi daireme girerken arkamdan geldin ve benimle evime girdin. Bu akşam seninle kalma kararı aldım kelimeleri ağzından çıktığında dona kaldım. Benimle bir gece geçireceğini hiç düşünmüyordum. Üstüne üstlük bu kadar *rahat* bir şekilde söylemeni beklemiyordum. Sanki her zaman yaptığımız bir şeymiş gibi, bir rutin gibi. Ancak benim evimde sadece kendi yatağım vardı…Benimle mi yatacaktın? Anlayamıyordum neden böyle bir şey istiyordun ki ben o kadar güzel bile olmayan bir kızdım. Hangi yüzümle senden böyle bir şey bekliyordum ki? Şaka yapıyor olmalıydın bunu, cidden istiyor olman imkansızdı. Bir anda yüzümde elini hissetmemle düşüncelerimin hepsi bir anda uzaklaştı. Gözümün içine bakıyordun ancak benim tek düşünebildiğim şey o gözlerimin arasından bu korkularımı görmendi. Bunları gördükten sonra bana aynı sevgi dolu gözler ile bakacak mıydın? Bir anda beni hiçbir şeymişim gibi kaldırdın. Yatağıma doğru yürüyordun sanırım gerçekten istiyordun. Yatağa vardığımızda beni geri bıraktın ve yatağa uzandın. Bende banyoya gidip makyajımı çıkaracaktım ancak ya makyaj olmadan görüp beğenmezsen beni? Fazla düşünmeyi bırakıp makyajımı temizlemeye başladım. Kapıdan beni izlediğini uykulu halimle fark etmemişim. Makyajımı çıkardıktan sonra makyajsız daha güzel görünüyorsun dediğinde anladım beni izlediğini.

Bana değer vermekten çekinmiyordu, beni sevdiğini her anlamıyla hissettiriyor, kendimi boşlukta bulmama vakit bırakmıyordu. Bunların hepsi, gerçek olmak için fazla güzeldi. Bunu fark etmem çok kısa sürmüştü, her gece kendimi düşüncelerimin arasında bulurken, bu düşünceler yargılardan çok eleştiriye, korkularımı açıklayan sorulara dönüşüyordu. Kendi düşüncelerimin içinde boğulurken bulduğumda nefes nefese kalkmıştım, sevgilim yanımda değildi. Kalktım ve etrafa baktım fakat yine de göremedim onu. Masadaki not gözüme çarptı, elime aldım ve üzerinde “canımdan çok sevdiğim sevgilime” yazıyordu. Mektubu yırtmadan açmaya başladım. Mektubun İlk cümlesinde “Üzgünüm sevgilim, artık bu acıya dayanamayacağım hayatımdaki son yıllarıma renk kattığın için teşekkürlerimle başlamak isterim. ”yazıyordu. Bu mektubun ne için yazılmış olduğunu anladığımda bacaklarım titremeye başladı, ayakta duramıyordum O kadar şok olmuştum ki, vücudum kendini bırakmıştı, hareket edemiyordum. Bu bir intihar notuydu. Bu canımdan çok sevdiğim sevgilimin hayatına son verdiğini gösteren bir mektuptu. Gerçek olmamasını ne kadar çok istesem de artık mektubu okumaktan başka yapabileceğim bir şey yoktu. Mektup gerçekti, bir tür şaka değildi keşke olsaydı. Düşüncelerime ara verip mektubu okumaya başladım. “Üzgünüm sevgilim, artık bu acıya dayanamayacağım hayatımdaki son yıllarıma renk kattığın için teşekkür ederek başlamak istiyorum. Bu mektup sana olan aşkımı, acılarımı ve intihar ettiğim yeri bulunduruyor, bunu bilerek okumanı isterim. İşte sevgilim eğer intiharım başarılı olursa sana vereceğim son hediye. Seni çok seviyorum sevgilim, seni bir o kadar da tanıyorum. Mektuptaki ilk cümleleri okuduktan sonra yazdığım mektubun içinde intihar edeceğim köprünün yerini öğrenmek için tüm mektupta arayacaksın. Ancak bunu sana söylersem beni kurtaramayacaksın sevgilim. Lütfen sevgilim, beni kurtarmaya çalışma gerekirse kader kurtarır. Seni gördüğüm günü hatırlıyorum, bana öyle bir bakmıştın ki o bakışını unutamamıştım. Sen gelip kapımı çalana kadar seni düşünmüş, adını merak etmiştim. Sen kapımı çaldığın günü hatırlıyor musun? Yanakların kızarmıştı, işte o gün benim de yanaklarım yanıyordu. Fark ettin mi bilmiyorum fakat ben kimseye kapımı açmam. İşte senin etkin olsa gerek bir tek sana kapıyı açtım o gün. İçimdeki bir ses kapıyı sen çaldığında senin olduğunu hissetmiş, bana kapıyı açmamı söylemişti. Konuşmamız sadece ismimi öğrenmen olsa bile hayatımda bir konuşmadan bu kadar zevk alamadım, alamayacağımda. Seni evime çağırmamın sebeplerinden biri de buydu. Benim evimde yatmanı çok istemiştim, belki beni öpmek istersin veya konuşmak istersin diye seni yanımdan ayıramamıştım. Önceden her gece eve başka bir kızla gelirdim, hiç bir zaman zevkli değildi. Vücudum sevse de kalbim bir buz gibiydi, içinde hiç bir duygu yoktu ancak seni gördüğüm o andan itibaren biliyordum. Kalbimdeki buzları eritip, beni koşulsuzca seveceğini. Bilmeseydim de yapardım, senin yakınında olmak için yapardım. Seni çok seviyorum sevgilim.

Bölüm sonu

5 yorum