2025 yılının soğuk bir mart sabahıydı. Gizem, yıllardır kimsenin elini sürmediği tavan arasına çıktığında, güneş ışığı toz zerreciklerinin arasında ince bir perde gibi süzülüyordu. Buraya her adım attığında kalbine çöken o tanıdık ağırlık yine oradaydı; çocukluğunda kaybettiği babasının sesinin yankısı gibi… Kırık rafların arasında gezinirken bir köşede duran eski deri çantayı fark etti. Sanki yıllardır onu bekliyormuş gibi duruyordu.Eğilip çantanın tokasını açtığında, içinden hafif bir tıkırtıyla filmli, siyah bir fotoğraf makinesi çıktı. Babasının gençliğinde hep boynunda taşıdığı, Gizem’in dokunmaya bile kıyamadığı o makine. Parmakları titreyerek objektif kapağını kaldırdı. Tozun altında bile hâlâ bir hikâye ışığı vardı.“Keşke seni bir kez daha görebilseydim,” diye fısıldadı kendi kendine.Tam o anda makinenin içinden, açıklaması imkânsız, hafif bir ılık rüzgâr yükseldi. Sanki biri yanından geçmiş de havayı dalgalandırmış gibi… Gizem refleksle deklanşöre bastı. Çıt.Bir anlığına dünya sessizleşti.Sonra her şey birden döndü, gökyüzü karardı, duvarlar eridi. Zemin ayaklarının altından kayarken kalbinde bilmediği bir boşluk açıldı. Nefesi kesildi.Gözlerini açtığında artık tavan arasında değildi.Karşısında 90’ların toprak sahası, plastik sandalyeleri, rüzgârda uçuşan bez afişleri vardı. Elinde hâlâ aynı makine duruyordu.Ve birkaç metre ötede, kahkahası rüzgâra karışan genç bir adam ona doğru bakıyordu.Babası.Henüz yirmili yaşlarında, hayattaki hâliyle…Gizem’in dizlerinin bağı çözüldü. Çünkü artık kendi zamanında değildi.1995’e düşmüştü. Babasının gençlik yıllarına.
Bölüm 1
Bölüm 1 :Zamanın tozlu rafları
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.