İçeriğe geç

Son Bahar Yaprağı

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Son Bahar Yaprağı

Bölüm 2

Bir Yeni Mesajınız Var

İzlediği filmin son 14 dakikasında neler olduğunu bilmiyordu. Çünkü seyretmiyor, aksine donuk bir şekilde ekrana bakıyordu. Hani bir kitabı okurken paragraflar bitirirsiniz ama ne okuduğunuzu bilmezsiniz ya daldığınız için. Aynen öyle. Barış da ne izlediğinden bihaberdi. Çünkü filme odaklanmamıştı.

Gözlerini ekranın köşesine kaydırıp saatin kaç olduğuna baktı. Olduğu sandalyede iyice gerinip esnedi. Ağzını bir iki şapırdattıktan sonra bilgisayar ekranının yanında duran cips paketine uzandı. Birkaç tane alıp ağzına attı. Sonra tekrar ekrana çevirdi bakışlarını. Fakat o an köşede görünen bildirimle kaşlarını çattı. Daha önce konuşmadığı birine ait olan bu mesaj hafifçe kaşlarını çatmasına sebep oldu. Çünkü normalde insanlar ona yazmazdı. Konuştuğu kişiler olmuştu daha önce. Onlar da uygulamada katıldığı bazı sunuculardan insanlardı. Fakat konuşmaları çok da güzel geçmemişti. Hep bir beklenti içerikli mesajlar atıyorlardı. Kimse gerçekten tanışmak ister gibi değildi. Konu ya bel altı sorulara kayıyordu ya da cinsel içerikli niyetlerle konuşuyorlardı. O yüzden göz devirdi ve kendisini yine nasıl müstehcen içerikli bir mesajın beklediği düşüncesiyle fareyi ekranın köşesinde duran bildirime kaydırdı.

Bildirime tıklayıp uygulamaya, bu mesajın geldiği özel sohbete girdi. Profilinde neon renklerle kaplı bir hamster vardı. Kullanıcı adı YavuzDieBiri idi. Yavaşça ve isteksiz bir şekilde fareyi mesaj yazma yerine kaydırdı. Ellerini eşofmanının üzerine sildikten sonra parmaklarını klavyenin üzerinde gezdirmeye başladı.

YavuzDieBiri: Selam :)

Barış: Selam

--

Arka planda oynamaya devam eden filmi durdururken yanıt anında geldi. Filmi durdurup tekrardan mesajın geldiği uygulamaya girdi.

YavuzDieBiri: Nasılsın?

Barış: İyiyim sağ ol. Sen?

YavuzDieBiri: Sağ ol ben de iyiyim.

Neler yapıyorsun?

Barış: Film izliyordum sen ne yapıyorsun?

YavuzDieBiri: Öyle oturmuş müzik dinliyordum ben de.

Seni sunucuda buldum.

Tanışmak için yazdım.

--

Mesajı okuduktan sonra ufak bir heyecan hissetti sebepsiz. Ardından kendine sinirlendi. Kaşlarını çattı. Parmaklarını klavyenin üzerinde gezdirdi. "Fotoğraf isteyecek veya müstehcen şeyler konuşacaksan uzatma." Mesaja göz attıktan sonra mesaj yazdığı kutunun üzerinde bir yeni mesaj daha gelince oraya kaydırdı bakışlarını. Kaşları ise çatık şeklini itinayla koruyordu.

YavuzDieBiri: Beni yanlış anlama lütfen.

Kötü bir niyetle yazmadım.

Doğru dürüst sohbet edebileceğim, oyun oynayabileceğim birilerini arıyordum. Oyun rollerinde de ortak oyunlarımız olduğunu gördüm hatta.

--

Mesajları okuduktan sonra kaşlarını hafifçe yukarı kaldırdı. Yazdığı şeyi göndermeden sildi. Parmaklarını hızlıca klavye tuşlarında gezdirdi tekrardan. Mesaja ufak bir göz attıktan sonra 'enter' tuşuna orta parmağıyla hafif bir sertlikte vurdu.

Barış: Yok hayır sorun değil. Ben de bıkmıştım artık şu mesajlardan. İnsanların işi gücü kalmamış sapık gibi yazıp duruyorlar.

Ortak oyunlarımız olmasına sevindim hatta. Ben de tek başıma sıkılıyordum açıkçası. İstersen şimdi de oynayabiliriz. Oynarken de sohbet edip tanışabiliriz, ne dersin?

YavuzDieBiri: Al benden de o kadar. Engelliyorum, yeni hesap açıp geliyorlar sen düşün.

Ve olur, çok sevinirim. Ne oynayacağız?

Barış: Mc'ye ne dersin? Sakin ve güzel sohbet edebiliriz oynarken.

YavuzDieBiri: Benim dünyamda oynayalım mı? Portala gideriz. Bir sürü malzemem var.

Barış: Bence yeni bir dünya oluşturup sil baştan başlayalım. :)

YavuzDieBiri: Peki tamam :)

---

Barış oyuncu koltuğunda doğrulup oturuşunu düzeltti. Filmi kapattı, oyunu açtı. Uygulamada sesli sohbet için hazırlandıktan sonra sonunda aramadalardı.

"Selam tekrardan." dedi Yavuz ona. Sesi kalındı ve nedense bunu duyan Barış'ın kalbi bir anlık tekledi.

"Selam" diye yanıtladı onu biraz sessiz bir şekilde.

"Sana bağlantıyı gönderiyorum. Oyun içi ekleşiriz. Katılırsın öyle."

"Tamam bekliyorum." diye yanıtladı onu.

--

Yavuz'un attığı mesajı görmek için uygulamaya girdi. Gönderdiği bağlantıya tıklayınca oyuna geri yönlendirildi. Oyun için profilini ekledikten sonra dünyasına katılmak için istek attı. Kısa bir süre sonra aynı dünyada beraberlerdi.

"Kostümün tatlıymış." dedi Yavuz ona.

"Seninki de çok iyiymiş." diye yanıtladı onu. Sonrasında oyun içinde bir şeyler yapmaya başlayıp sohbet ettiler. Klasik tanışma sorularından sonra hobiler hakkında konuşmaya başladılar. Tabi tüm bu süre boyunca Barış'ın aklında tek bir şey vardı. Yavuz'un sesi ve efendi tavırları. Nedense çok olgun, mantıklı ve tam bir beyefendi gibi konuşuyordu. Bu da Barış'ın gerçekten dikkatini çekmişti. Hatta kendini sürekli Yavuz'u dinlemek isterken buldu. Bu kadar hızlı kapıldığına inanamıyordu doğrusu. Oyun içerisinde yaşanan birtakım sorunları da hızlı ve mantıklı çözümleriyle idare etmişti. Yavuz gerçekten onu şimdiden etkilemeye başlamıştı yavaştan. Başına bir şey geldiğinde hemen yardım ediyor, bir şeye ihtiyacı olduğunda da gereken neyse yapıyordu.

"Sesim gelmiyor mu?" diyen Yavuz ile beraber dalgın halinden sıyrılıp konuştu.

"Geliyor geliyor. Affedersin! Ne diyordun?"

"Sen neler dinliyorsun diyordum." deyip güldü. Güzel de bir gülüşü vardı.

"Ben genelde sakin şarkılar dinliyorum şu sıralar. Çizim yaparken güzel oluyor."

"Sen çizim mi yapıyorsun?" diye sordu meraklı bir şekilde.

"Evet. Ama yani çok da güzel değiller. Arada bir kafama eserse yapıyorum."

"Birkaç tanesini görme şansım var mı?"

"Tabi. Bir saniye bekleteceğim ama."

"Sorun değil. Bekliyorum." Barış oyun sekmesinden aramada oldukları uygulamanın sekmesine geçti. Sohbete girip bilgisayarda bulunan birkaç çizimi ona attıktan sonra oyuna geri döndü.

"Attım."

"Bakıyorum hemen." diye yanıtladı onu Yavuz. Barış oyunu oynamaya devam ederken Yavuz attığı fotoğraflara bakıyordu.

"Bak seeen. Bu çizimler ne böyle? Efsaneler." deyip güldü.

"Yok ya. Abartılacak yanları yok-" Yavuz sözünü kesti.

"Kendine haksızlık ediyorsun. Gayet de güzel çizmişsin işte. Ben çöp adam bile çizemiyorum."

"Sen de denesen yaparsın bu arada." Yavuz bir iç çekti.

"Abartma istersen. Anatomiye bak, karakalem tarzı çizmişsin ve gayet de güzel olmuş."

"Deniyorum. Tonlamalarda biraz daha geliştirmem lazım kendimi."

"Eksikliklerini bile fark etmiş, neyi geliştireceğini biliyorsun. Ben 'güzel olmuş' cümlesinin bile yetersiz kaldığını düşünüyorum şu an." dediğinde gülümseyip hafiften kızardığını hissetti. Yavuz'un çizimlerini beğenmesine sevinmişti.

"Neden bir sayfa açmıyorsun? Eminim çok ilgi görürsün." dedi Yavuz.

"Benden tam destek." diye de ekleyip güldü.

"Bilmiyorum ya. Açıkçası uğraşmak istemiyorum. Hem gerçekten de öyle abartılacak çizimler deği-" Yavuz sözünü kesip konuştu.

"Barış." dedi ikaz eder bir tonda.

"Bak sinirleniyorum." dedi ardından.

"Güzel çizmişsin işte. Kendini daha da geliştirip güzel şeyler yapabilirsin." diye de eklemeyi ihmal etmedi.

"Bilmiyorum ya- AAAA! ZOMBİ!" diye sesini yükseltip panikledi Barış bir an. Yavuz kendisine hemen yardımcı oldu tabi.

"Daha dikkatli ol. Al şu zırhı vereyim sana. Biraz daha derinlere gitmemiz lazım mağarada."

"Tamam affedersin. Fark etmedim bir an."

"Sorun yook."

"Şu tarafa gitmedik bak. Buraya gidelim mi?" diye sordu.

"Olur. Gel gidelim" diye yanıtladı Yavuz onu.

---

Yaklaşık birkaç saattir kesintisiz oyun oynuyorlardı. Barış bu durumdan hiç şikayetçi değildi. Aksine Yavuzla beraber oynamaktan büyük keyif alıyor, bilgisayarın başından hiç mi hiç kalkmak istemiyordu. Tabi annesinin odaya gelip markete gitmesi gerektiğini söylemesi üzerine durdular.

"Barış? Kalkmadın mı daha şu bilgisayarın başından?! Hadi kalk artık." deyip odaya girdi annesi. Kaşlarını çatmış, elindeki merdaneyi sallıyordu. Barış'a bir bakış attı.

"Kalk git marketten ekmek al bize. Gelirken yoğurt da getir." diyen annesinin sesini duyunca kafasını kapıya çevirdi.

"Sanırım çıkman gerek?" diye konuştu Yavuz.

"Evet. Şimdilik çıksam iyi olur. Haberleşiriz. Hadi kaçtım." deyip aramadan çıktı. Bilgisayarı ekran kilidi yapıp ayağa kalktı. Annesinin yanına adımladı.

"Tamamm tamamm kızmaa. Geldiimm" deyip yanaklarını sıktı annesinin. Annesi bir sabır çekip merdane ile kafasına vurdu hafifçe.

"Anne!" diye yakınıp kafasını ovuşturdu.

"Hadi gecikme." deyip odadan ayrıldı annesi. Barış da bilgisayar masasına döndü. Saatlerce dokunmadığı cips paketini, içinde kalan birkaç parça cipsle beraber topladı. Diğer atıştırma paketlerini de alıp mutfağa gitti. Çöp kutusuna attıktan sonra odasına, cüzdanını almaya gitti. Sonrasında evden ayrılıp marketin yolunu tuttu. Kulaklığını da takmayı ihmal etmedi. Bir yerlere giderken kulaklığını takıp müzik dinlemeyi seviyordu. Markete varmaya yakın telefonu titreyince cebinden çıkardı. Yavuz ve arkadaşından gelen mesaj bildirimlerini görünce kaşlarını çattı. Telefon kilidini açtı. Uygulama'ya girdi. Önce Yavuz'dan gelen mesaja bakacaktı. Onunla olan sohbeti açtı.

YavuzDieBiri: Ben de yemek yiyip gelirim birazdan.

Çıkmamız iyi olmuş. Acıkmışım. :D

Barış: Afiyet olsun sana.

---

Mesajı gönderdikten sonra gülümsedi ve diğer mesajlaşmaya baktı. Alperen'den gelen mesajı görünce kaşları çatıldı.

Symoond: Barış knk naber?

??

Hey

Bilerek mi cevap vermiyorsun?

Bak ya oyunda olduğunu görüyorum neden beni görmezden geliyorsun?

Peki

Öyle olsun

Tamam Barış.

Barış: Ya kanka! Bildirim gelmedi. Vallahi!! (mesajınız iletilmedi)

---

Mesajının iletilmediğini görünce dudak büzdü. Başka bir mesaj daha yazmıştı ama göndermesinin boşa olacağını bildiği için geri sildi. Hemen profiline tıkladı. Onu arkadaşlıktan çıkarmış olduğunu gördü. Bu yüzden mesajları iletilmiyordu. Ama yapabilecek bir şeyi yoktu. Yine de onu engellememişti. Bu da içine bir nebze su serpiyordu. Alperen alıngandı biraz. Fakat bu kısa süreli öfkesi elbet geçecekti. Arkadaşlık isteği gönderdi tekrardan. Çünkü bunu gören Alperen elbette ki isteğini kabul edip konuşmasına izin verecekti. Telefonunu tuş kilidi yapıp markete girdi. İhtiyaçlarını aldıktan sonra evin yolunu tuttu.

***

Selamlar! Bu seferki kurgu biraz.. değişik oldu? Orijinal olaylar duruyor ama gelişme şekli farklı oldu. İlk seferinde başlangıçta yazdığım onca detay bana çok profesyonel ve güzel gelmişti. Fakat bu sefer biraz daha şey.. Ne bileyim. Aceleci? Az detaylanmış? Yine de kelime sayısı 1000'i geçti. Bakalım, siz beğenecek misiniz?

Lütfen oy ve vermeyi unutmayın. Fikirlerinizi de yorumlarda belirtirseniz sevinirim.

Benim güzel Barış'ım. Merak etme. Bu sefer seni alamayacaklar elimizden :').

Ben kopyalamaya gidiyorum. Olayı bilenler anladı bence. Kendinize çok iyi bakın!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.