".........eğer avcıysan tek umudu olabilirsin bu evrenin"
Bailey bu lafa gülümsedi. Umut babasının ölümüyle bu evden çok uzaklara gitmişti. Kıza gülümseyerek "Bu anlattıklarını destekleyecek kanıtların var mı?" dedi. Ori oldukça hevesli bir şekilde kafasını sallayıp ayaklandı "Hemen geliyorum" diyerek dışarı çıktı. Merdivenleri üçer beşer tırmanma sesi gelirken Bailey ayağa kalkıp mutfağa yöneldi. Oriana'ya da kendine kahve koydu. Salona gelirken kız çoktan kocaman bir evrak çantasıyla dönmüştü bile. Oriana omuzlarını kaldırdı "Evet biraz gelenekselim. Ama ne yapayım. Böylesi daha çok hoşuma gidiyor" diyerek salona geldi. Yemek masasına çantasını koyup içerisinden tek tek dosyaları masaya çıkarmaya başladı. Bailey kahvesini yudumlarken ağır adımlarla masaya doğru ilerledi.
Oriana o sırada eski bir fotoğrafı çıkardı "Bunu nüfusu sayılı bir köydeki yerel fotoğrafçı çekmiş. Fotoğrafın yandığını düşündüğü için öylesine bırakmış. Bir yıl öncesinde vefat edince fotoğraf stüdyosundaki eşyalar atılmaya başlanmıştı. İblis avcıları için oradaydım. Bunu görünce ilgimi çektiği için sakladım. Bu başlangıç noktam oldu" diyerek kıza uzattı.
Bailey şaşkınlıkla eline aldığı fotoğrafı inceledi. Bir adam ormanın başlangıcında duruyordu, sanki bir kaç saniye sonra ormanın derinine atlayacak gibiydi. Bailey adamın ellerini gördü. Mavi mor çizgiler gözüküyordu. Kaşlarını çatarak fotoğrafa iyice baktı. Sanki bu adamı tanıyordu.
Oriana devam etti "Ardından eski bir katliam haberine denk geldim. Tekrar araştırınca bu adamın baktığı ormanın hemen ardında olduğunu ve bu fotoğraf çekim tarihinden iki gün sonra gerçekleştiğini fark ettim. Bir gazete kupürünü poşetli dosya ile çıkarıp masaya koydu "Köyde neredeyse kimse kalmamış. Kocaman bir hendek içinde yanan alevleri görmüşler. Önce içeride insan olduğunu düşünmüşler ancak kalan kemik parçaları insan bedeninden değil sanki bir sürüngen omurgası gibiymiş. Gazete bunu yayınlamamış. Onun yerine haberden iki gün sonra bambaşka bir haber yayınlamışlar." diyerek başka poşette gazete kupürü çıkardı. Üzerinde "Son Kalan" yazıyordu.
"O olayın ardından bir kişiyi bulmuşlar. Nefes alan bir kişi. Yarasız kurtulmuş. Onu birinin kurtardığını yazıyor. Fotoğrafta adamın yüzünü mozaikle gizlemişler ama hastanenin logosunu es geçmişler. Hangi hastanede kaldığını buldum ve oradaki hasta görevlilerine ulaşmaya çalıştım. O gece orada kalan kadının ismini buldum. Ama o da ölmüştü. Evine gizlice girip bunu aldım" diyerek çantadan defter çıkardı. "Bir günlük, o tarihte yazılanlara bak"
"Bugün büyük yangından sağ kurtulan hasta getirildi. Korkunç yaralanmaları vardı. Tek çalışan bendim ve çaresizce ilk-yardım yapmaya uğraşıyordum. Derken yanımda bulunan gazlı bez bittiği için odanın öbür ucuna giderek ecza dolabından yedekleri aldım. Geri döndüğünde ise yaralar kapanmıştı. İnanamadım. ardından adam sayıklamaya başladı. Anlamsız kelimelerin içinden avcı ejder dragon kelimelerini seçebildim. Belki de ben aklımı yitiriyorum" diyerek Bailey'e baktı.
Bailey duyduklarıyla büyük bir merak içerisine girmişti. Bunu gören Oriana(Orithiel) okumaya devam etti. "Burada bir avcı kelimesi geçince ilk olarak iblis avcıları sandım ama; sonra düşündüm ki kurt avcıları ile iblis avcıları varsa; bir ejder avcıları da olmalıydı. Ve buna göre bu avcı bu insanın hayatını kurtarmıştı. Önceki araştırmalarım bana gösterdi ki; ister avcı olsun ister başka bir şey; en nihayetinde bir insan kusursuz değildi. Ve elbet ardında bir ipucu bırakacaktı. Ben de bu ipucunun peşine gittin. Bu haberdeki fotoğrafların asıl boyutlu örneklerine ulaşmaya çalıştım." diyerek başka bir fotoğraf çıkardı. Gazete-kine göre daha büyük olan fotoğrafta en sonlara doğru yüzü oldukça bulanık bir adam vardı. Bailey kaşlarını çatsa da bir şey diyemedi. İçinden geçeni Orithielsöyledi "Babana benziyor öyle değil mi?" dedi.
Bailey kaşlarının çatışını derinleştirerek kıza baktı. Kız "Yemin ederim Bailey, zerre bilmiyordum. Buraya taşınırken tek gayem bu işi bırakmaktı. Hasta bakıcının günlüğü ve bu fotoğrafı bulmamla birlikte resmen neon lambalarla aydınlatılmış lunaparka döndüm. Bütün dikkatler üzerime çekilince bıraktım. Ancak babanın bardaki fotoğrafını görünce, o ceketi bir yerde gördüğüme emin oldum." Bailey "Sen ne hakla babamı araştırırsın" dedi ki kız tekrar "Bailey, yemin ederim kötü bir niyetim yoktu. Bak sonuna kadar dinleyecektin. Lütfen bırak bitireyim. Fotoğrafı gördükten sonra tekrar araştırmaya başladım. bir şeyler tersti, sen de hissediyordun değil mi? Şehrin göbeğinde ejder ateşiyle işlenen bir cinayet var ancak ne biri görmüş, ne de bir kamera çekmiş. Ev sayısı 100'ü geçmeyen bir köyde bile bu kadar görgü tanığı varken burada görülmemesi sana da saçma gelmedi mi?" dedi.
Bailey'nin gözleri doldu. Kendine bile itiraf edemediği isyanını kız dile getirmişti. Gözleri dolarken yutkundu "Devam et" diyebildi. Kız nefes verip devam etti
"İçimden bir ses, bunun diğer cinayetlerle ve avlarla bağlantılı olduğunu söylüyordu. Peşinden gittim. Babanın olayının bir kaç gün önce tarihli bir blog sitesinde oldukça garip bir habere rastladım." diyerek laptopunu getirdi. Açıp bir şifre girerek kameraya gözünü yaklaştırdı. Ardından açılan ekranı kıza çevirdi. "Bu benim gibi avcı ifşası yapan bir çocuk. Söylediğine göre yaşadığı şehrin dışında ejderlerin olduğu bir mağara var. Düzenli olarak buraya giderek oradan fotoğraflar ve videolar paylaşıyor. O tarihte ise tek bir fotoğraf paylaşmıştı. Katliam diyerek. Şehirde öyle çok şimşek çakmıştı, şehir merkezi hortum alarmı vererek halkı sığınaklara inmesi için anons geçmiş. Bu çocuk ters bir şeyler gittiğini düşündüğü için oraya gitmiş. Tipleri oldukça farklı grubunun, sakin ejderhaları katlettiğini; bunu şimşekler yollayan bir adamın durduğunu söylüyor" dedi. Ardından laptopu bırakarak "Ben de inanmadım. Ve çocuğun yanına gittim. Savaşın olduğu yere gittim ve oradan ejderhaların yaptıkları ateşten örnek aldım. Daha öncesi bu grubun yemek için ormanda hayvan yakaladıkları ateşlerden bir örnek aldım. Ve bir de bize çok yakın bir özgür klandan bir örnek daha alıp analiz ettirdim."
Çantasından 4 adet simsiyah taş parçası çıkardı. "Bu 4ü ormanda avlanan ejderha izlerinden alındı. Arkalarında analiz sonuçları var" diyerek yazılı kağıtların olduğu bölümleri çevirdi. "Bu ise mağara önündeki farklı ateşten alınan. Değerler bunlara göre çok farklı." çantasının başka bir gözünü açtı "Burada ise süvari grubunun analizleri, bunlar da ormanda-kilerle eşleşiyor. Buradaki hendek için ateş örneği , bu da mağara katliamındakiyle uyuşuyor." Bu sefer çantanın içinden bir fermuar sesi açıldı "Bunlar ise buraya yakın klanın ateş örnekleri" dedi. Bailey'nin suratına bakarak "Bunlar ormandakiler ve süvarilerle eşleşiyor. Mağaradaki ve hendekteki ateşle eşleşen ise" diyerek çantasından bir taş çıkardı. "Bu" Bailey söyleyeceği sözden korkarak "Bu peki neredeydi"
Kızın gözlerindeki pişmanlıkla "Bunu buradan aldım Bailey, sokağın başından" dedi. Bailey artık göz yaşlarını tutamazken "Babanın olduğu yerden aldım örneği" "Baban bu cinayetlerin son halkasıydı Bailey" dedi. Kız kafasını sallayarak ağlarken tekrar eli çantasına gitti "Süikastçiler başladıklarını bitirmek istediler. Arkada kalanlar için tekrar geldiler." dedi ve bir kolyeyi masaya bıraktı.
Bailey hıçkırdı. Annesinin kendi elleriyle yaptığı, babasının geçen sene kaybettiği kolyeydi bu. "Bunu mağara başında buldum"
Artık duymak istemiyordu. Masanın önünde diz çöktü. Avuçlarını yere dayayarak güç almaya çalıştı. Ağlıyordu. Hem de bu zamana kadar hiç böyle ağlamamışken, aptallığına çaresizliğine içindeki kontrolsüz intikam arzusuna ağlıyordu. Orithiel yanına koşarak kıza sarıldı. "Peki Oriana...." diyecek oldu ki kız elini kaldırdı.
"Dürüst olmalıyım. Umarım beni anlarsın. Adım Oriana değil. Adım Orithiel" dedi. "Bu olayların ardından buraya gelirken temiz bir sayfa açma derdindeydim. Ve kimden sakınmam gerektiğini bilemiyordum. Bunun için özür dilerim" dedi. Bailey bir süre baktıktan sonra omuz silkerek "Sorun değil, galiba haklısın" dedi.
Orithiel rahatlamıştı. Yıllarca Stemas gidip gelerek insanlar arasında sayısız dost elde etmişti. Gregorn ile konuşmasından sonra bu kurgu için gerekli bir çok parçayı bulmasını, üstelik bu kadar kısa sürede bulmasını takdir etmişti. Kurguydu belki ama hiç bir anlattığı yalan değildi. Hepsi olmuştu. Gerçekten Orithiel o kolyeyi bulmuştu. Ancak bunu anlatırken tek bir detayı söylememişti. Buraya yakın klandan yani ailesinden örneği ormandan değil, bizzat yuvalarının içindeyken almıştı.
Bir süre beklediler. Bailey sakinleşince aklına üst kattakiler gelmişti. İki kız yukarı çıkarak adamları taşıdılar. Arabaya bindirip ormanın derinliklerinde bedenlerini yakıp eve geri döndüler.
Orithieldöndükten sonra "Bu işe seni bulaştırma-malıydım" dedi kafasını sallayarak. Bailey yorgundu ancak gülümsedi. "Babamdan dolayı doğrudan bağlantım var gibi görünüyordu. En azından o adam öyle dedi" dedi. Orithiel "Sana kofti dedi. Gücünün olduğunu bilmiyorlardı" dedi. Bailey kıza kafasını çevirerek "Bu bilgisi onunla mezara gitti gibi görünüyor yani şimdilik"
Derin bir nefes verdikten sonra "Sanırım artık savaşa ben de dahil oldum gibi." dedi. Tavana kafasını çevirdi. Aynısını Orithiel yaparken "Öyle, ve düşmanınla karşılaşma ihtimaline karşı seni hazırlamalıyız. Yalnız bir sorun var" dedi. "Bunu Jarom ve Ember'dan uzak tutmamız gerek. Bu iş kara delik. Yakınlaşanı karanlığın dibine çekiyor. Ayrıca Jaromun bir kurt avcısı olduğunu biliyorum. Dövmesi inanılmaz bir şekilde göze çarpıyor"
Bailey sessizce durmaktan başka bir şey yapmadı.
Normal bir hayat isteyen hayallerine içinden küfürler yağdırıyordu.....