Karşımda gördüğüm adam ile şaşırdım bu adamı hiç görmemiştim belki yol sormak için gelmiştir. “Kimsiniz?” “Ben Anka timinden Fırtına senden alacağım önemli bir defter var bunun için gönderildim bu defterde önemli devlete ait bazı bilgiler var eğer bu defteri vermezseniz ki illaki bir gün vericeksin bence zorluk çıkarmadan siz bana defteri verin bende burayı terk ediyim ve birbirimizi bir daha asla görmeyelim nasıl fikir” Eşek şakası falandı herhalde bu yoksa başka bir açıklaması olmaz kapıma bir adam daynıyo Ve bende bir defter istiyo ve bu defteride almadan hiçbir yere gitmediğini söylüyo güliyimde boşa gitmesin. Ona dalga geçer bir bakış attım “Hadi canım harika bir fikir dur bekle ben sana bir defter getireyim burda olucaktı” Yüzünde çok kolaydı ifadesi belirince hala şaka mı değil mi anlayamadım ama ciddi gibi duruyodu içeri girdiğimde herhangi bir defter alıp geldim. “Buyur bu defter işime yaramayan bir defter al senin olsun” Dediğimde kaşları çatılmıştı benimle dalgamı geçiyorsun bakışı atıyordu evet aynen dalga geçiyorum benden defter istemedi mi işte defter. “Sen benimle dalga mı geçiyorsun senden normal bir defter istemiş gibi mi görünüyorum diyorum ki içinde bazı önemli devlet bilgileri var defterin adıda ‘Son Anka’ bilmem anlatabildim mi?” Bunları diyince şaşırmadan edemedim defteri nerden biliyodu ki bir dakika ciddimiydi bu. “Sen nerden biliyosun defterin bende olduğunu” “Dediğim gibi ben bir askerim bir timim var ve bu görev için ben görevlendirildim görevim ise senden bu defteri almak içinde bazı gizli devlet bilgileri olduğu söyleniyor bunu bana vermeden inanın hiç bir yere gitmiyorum ya verirsini ya verirsiniz” “Yok ya hadi canım ordan sen benden bu defteri almak benim cesedimi çiğnesen alamazsın bu defteri, Ordan bakılınca bostan başına mı benziyorum” Adamın boyu çok uzundu yüzüne bakabilmem için resmen topuklu ayakkabı giymem gerek neyseki o biraz eğilmiş yani biraz az kalır baya eğilmişti bu adam devmiydi neydi kaslarıda harika bir şekilde duruyodu bu adam cidden asker olabilirdi neyse ne arya Sanane elin adamından kafadan kırıkmıdır nedir. “Sana niye güveniyim ki kapıma yeni gelmişsin seni daha yeni görüyorum ve bana benim bunca yıl sakladığım defterimimi istiyorsun yok benim bu defterle işim var işimi bitireyim söz size veririm” Dedim, sabır dilercesine bir nefes alıp verdi “Kızım bak ver diyorsam vericeksin tabi bunu kendi rızanla vermen gerek ama yoksa yok ne var versen tamam annen le babanı arıyorsun ama sonrada araya bilirsin demi bizim mesele daha önemli devlet meselesi kızım anlasana” “PARDON! Ne demek devlet daha önemli ağzına sıçarım senin lan bana bak bir daha seni kapımın önünü bırak evimin önünde dahi görmeyim kendi rızammış aynen var sana rızam gelde yiyorsa al bende” Diyip kapıyı yüzüme kapadım birde bu çıktı denyonun biri gelmiş defteri mi alıcakmış yok canım daha neler güliyimde boşa gitmesin diye kapının önünde bağrıyodum hala kapının önünde olduğunu bildiğim için sesimi daha da yükselttim ne şerefsiz insanlar var ya tipe tipe bide defterimi alıcakmış NAH alırsın! En sonunda sustuğumda kapı tekrar çaldı kapıyı tam açacağım sırada kapı hızlıca açıldı ve onu gördüğümde üzerime bir adım atım beni tek hamlede duvara sıkıştırmıştı şaşkınca ona bakıyordum “Bitti mi?, madem bitti beni iyi dinle ben sabırlı bir adam değilim tamam mı ya bana bu defteri verirsin bu evi saniyesinde terk ederim ya da seni götürürüm hiç fark etmez ama bana ne engel oluyo biliyomusun bunu senin rızan olmadan yapmıyorum sen dua et seni zorla bağlamıyorum” Yüzü o kadar yakınımdaydiki bir süre sonra kendiside fark edip kendisini biraz uzaklaştırdı zaman belirlemişken topuklu ayakkabımla bacak arasına tekme attım saniyede iki büklüm olmuştu. “Kaşınırsan böyle olur sen beni ne zannediyorsunbe oyunca bebek falan mı gel diyince gelen git diyince gideceğimi mi hmm ben sana söyliyim ben öyle her kadına benzemem beni Burdan şuraya ben istemeden götüremezsin bile hadi götürdün diyelim kaçmanın yolunu elbet bulurum” Bir süre bekledikten sonra kendine gelmişti “Pekala sakince konuşucaz içeri geçebilirmiyim acaba” Yavaş yavaş akıllanıyordu peki öyleyse konuşalım “Geç içeri ve hiç bir yere sakın dokunayım deme anlaşıldımı” Bunu diyince ters bir bakış attı sinirlenince daha iyi görünüyordu bu adam hep sinirlensin “Bana bak kızım bana öyle anlaşıldımı manlaşıldımı şeklinde konuşma birazdan anlaşamayacağımız dilde ben konuşucam ona göre” “Ya yapacağın şeyi Banada söylesene bak söylemezsen çatlarım burda hele bir dene bak o zaman yeri nasıl boyluyorsun burası benim evim burda benim kurallarım geçer şimdi geç içeri otur” “Bu seferlik öyle olsun bakalım ama bir dahakine bu kadar yumuşak davranmıyıcam haberin olsun sert bir adamım ben oyalanmayı sevmem” Sanki ben çok seviyorum da bu iş bitsin inşallah birdaha karşılaşmayız “Şimdi bana her şeyi baştan sonra anlat” Bir süre zaman geçtikten sonra her şeyi anlamıştım bu defteri ölsemde bu adama vermem cesedimi çiğnemeleri lazım. “Anladın mı? Şimdi defteri vericekmisin” Dediğinde hayır anlamın kafamı salladım bunu görünce yine sinirlenmeye başlıyordu zaten ciddi bir adamsın daha ne kendini kasıyorsun ki. “Hayır tabikide seni daha tanımıyorum bile sana neden bu kadar çabuk güveniyim ki albayına söyle bu defteri hayatta göremezsiniz hem benim rızamlada almak zorundaymışsın hiç alamazsın yani şansınıza küsün” Bu sefer gözleri seğirmeye başlamıştı sanırım bu sefer daha da sinirlenmişti hoşumada gitmiyor değildi ama bir yandanda insan korkmuyorda değildi iki metre adam bu beni yer sıçmaz bide kara harp be deniz harptan mezun olmuş ben bunla hayatta savaşamam ama karşılık verebilirim bende az değilim Fırtına bey timde Fırtına diyorlarmış gerçek adını söylemedi. Birden üzerime doğru yürümeye başlayınca tırstım ama geri adım atmadım yüzümü olabilidiğince yukarı diktim ama hala yüzünü göremiyordum bu nasıl bir boydur arkadaş yine yüzüme eğildiğinde. “Benim sabrım kalmadı Arya hanım şu zıkkım defteri verinde sizde kurtulun bende hem benden kurtulmayı iple çekiyosunuzdur aynı duyguları bende sizin için düşünüyorum şimdi şu defteri verinde kapansın konu.” “Katiyen olmaz, Asla senin benim cesedimi çiğnemen gerek sen o defteri anca rüyanda götürüsün hatta rüyanda bile göremezsin sen kendini ne zannediyorsun ya” Ona karşı geldikçe çene kasları kasılıyordu Buda daha yakışıklı gösteriyordu ama kendimi bırakmam lazım tam gaz devam Arya devam et kızım “Vermiyorsun yani defteri öyle mi iyi bende kendim almasını bilirim” Diyip odaları aramaya başladı “Unuttun mu benim rızam olmadan alamazsın hem belki rızam olucak hiçte sormuyorsun” Birden bana dönüp iki adımda yanıma ulaştı benim dört adımım adamın iki adımı siyah saçları her yürüdüğünde daha da çok sallanıyordu önümde duruncada sallanmayı bıraktılar halbuki çok güzeldi adamı resmen süzüyordum bunu fark etmiş olucakki. “Beni süzmen bittiyse sadete gelebilirmiyiz acaba peki madem rızanı sormamı istiyorsun Arya hanım benim bu defteri almamda rızanız var mı?” “Birincisi seni süzmüyorum” pek inanmış gözlerle bakmıyordu “İkincisi rızam asla yok ve bundan böylede olmayacak sizi kapı dışarı alabilirim Fırtına bey” Bu sefer biraz daha yumuşamıştı “peki madem öyle Diyosun bende bu defteri almadan şurdan şuraya gitmiyorum hadi bakalım hodri meydan al beni götür Burdan” Duyduklarıma inanamamış şekilde ona bakıyordum neden yumuşadığı şimdi anlaşılıyordu şimdi ben sinirlenmeye başlamıştım. “Ne demek gitmiyorum bal gibide gidiyorsun sen kimsin ya bekar bir kadının evinde yabancı bir erkek kaldığı nerde görülmüş” “Valla korumalar ve ikimizden başka kimse bilmiyo o yüzden burda kalıyorum sen bana o defteri vericeksin duydun mu beni” Korumalar diyince aklıma geldi telefonumu alıp korumalardan Serdar’ın numarasını tuşladım telefon açıldığında konuşmaya başladım “Serdar hemen adamları topla buraya gel beni rahatsız edem davetsiz bir misafir var alın bunu Burdan” Dediğimde hala umursamazca etrafa bakınıyordu Korumalar gelince teker teker adama saldırmaya çalıştılar hepsi teker teker yere yığılırken ben şaşkınca onları izliyordum ben böyle bir rahatlık görmedim arkadaş adam sanki leblebi kırıyo. En sonunda hepsini yere yığdıktan sonra bana bir bakış attı “Daha var mı? “ Bu sinirlenmemi sağladı “Yok maalesef stoğumuzda kalmadı lan bütün adamları dövdün burnun bile kanamadı kanamayı geç bir morluk dahi oluşmadı” “Kızım ben askerim asker bu dallamalarla birimiyim ben onlar giderken ben iki tur dönmüşümdür sanada zeki derler hiç inanamadım” “Hayır bende akıl var bunlar yok hiç birtanesinin aklınadamı gelmedi silah çekip vurmak vurmaya çalışsam bende vururum herhalde dağ gibi adam bide şunlara bak” Dediğimde kaşının biri kalkmıştı “sen bana dağ gibi mi dedin” Dediğim şeyi yeni idrak ederek öksürmeye başladım ben ne demiştim böyle bu adamın yanında beyin nöronlarım çöküşe geçiyordu kendine gel Arya kendine Gelll “Yok sen ya sen yanlış duymuşsun yoksa öyle bişey niye diyim ki ben sana sende iyice değişik şeyler duymaya başladın” Hala inanmış gözlerle bakmıyordu bir süre sonra anladım şeklinide kafasını sallamaya başladı “Peki bakalım öyle olsun, ben nerden yatıcam bana göre yatak vardır demi evede bide şunları nasıl kaldırıcaz valla ben kaldırırdımda maalesef dermanım kalmadı çok adam dövdüm” Resmen benle dalga geçiyordu bir yığın adamı bende kaldıramazdım ama kendimi kolay kolay yedirtmem “Ben yaparım hem sende hangi cehennemden geldiysen oraya gidiyorsun duydun mu beni” “Yok duyamadım hat kesildi galiba ben bir yere gitmiyorum yani en azından defteri almadan hiçbir yere gitmiyorum” “Peki parkelerde yat yok sana yatak falan” “Öylemi sana defter konusunda rızan olmanı söylemiştim ev konusunda bir rızaya ihtiyacım yok sen götürmezsen ben bulurum” Diyip yürümeye başladı hızlıca merdivenleri çıkmaya başladı arkasından koşmama rağmen zarzor yetişiyordum adam sadece hızlı hızlı yürüyordu tüm kapıları teker teker denedi en sonun bir odanın önünde durdu. “Bu oda senin mi?” “Hayır hemen solundaki benim, bu odada kalıcam deme sakın bana, yatıcaksan yerde yatıcaksın.” Dediğimde odaya girmişti bile sade bir odaydı kafasına yatmış olmalıkı yatağın rahat mı yoksa değil mi anlamaya çalışıyordu en sonunda emin onduğunda iki adımda yine yanıma yaklaştı. “Seni araştırdım boyun 1,70 lerde yazıyordu 1,70 gibi durmuyosun” Dediğinde sırıttım her nerden baktıysa yanlış bakmış olmalı “Hayır boyum 1,80 1,70 değil sen her gördüğün şeye inanıyormusun” Ajan olduğumu henüz bilmiyo olmalı bunu sorduğuna göre bu bilgiye sahip değil iyi işime gelirdi “Bu imkansız sitede her şeyin doğru olması gerekirdi devlete bağlı bir yerden araştırdım” “Belki daha güncellenmemiştir yani o zamanlar boyum 1,70 lerdedir olamazmı” Karasız kalmıştı ama bişeyde diyememişti “Peki seni dışarı alalım çünkü geç oldu yatıcam bence sende yat bu saatten sonra zaten kafam yeterince şişti sağolsun kafamı davul gibi yaptın artık birazda sessizlik demi” “Ne demek kafamı davul gibi yaptın ben mi buraya gel demişim bide utanmadan tanımadığın bir kadının evine gelmişsin seni ya öldürmeye çalışırsam napıcaksın” “Denemekle kalırsın ha istersen dene ama çok tercih etmem” Sinirlerim çok daha arttı benimle resmen ciddi ciddi dalga geçiyordu en sonunda dayanamayıp benim iki kolumdanda tutup kaldırdı artık ikimizde aynı boydaydık beni yürüyüp kapının önüne bıraktı “Sanada iyi geceler arya akşam denemeye kalkma zorda çıkan sen olursun duydun mu” Bunu kesinlikle denecektim en fazla Tehtid ederdim nolurki kendini bişey zanneden denyo “Kötü geceler küçük dalla-“ Kapı birden açılınca “Ne dedin duyamadım tekrarla” Bu sefer sırıtıp sesimi daha çok yükselttim “Diyorum ki kötü geceler küçük dallama şimdi anladın mı umarım anlamışsındır ha anlamadın mı pek-“ “Tamam anladım sanada kötü geceler şimdi git yat” Kapıyı yüzüme kapattı bu sefer somurtan bendim bunun bedelini ödeticektim ona gece görüşürüz Fırtına bey ~~~ Gece saat iki üç civarlarındaydı büyük ihtimal uyumuş olmalıydı yandan ses falanda gelmiyordu biraz daha durduktan sonra harekete geçtim elime bir sopa alıp yavaş yavaş parmak uçlarımda yürümeye başladım odanın kapısını yavaşça açarak içeri girdim tam tahmin ettiğim gibi uyuyordu. Yatağın ucuna geldiğimde sadece göbeğine sopayla vurup kaçacaktım askerlerin geceleri çok duyarlı olduğunu duymuştum ama büyük ihtimal bir yalandan ibaret bir insan çok yorulursa derin uykuya geçer beni hissetmesi imkansız şu anda sopayı birazcık havaya kaldırıp hızlıca geri aşağı indirdim gözüm kapalı vurduğum için bir donk sesi geldi Gözlerimi açmadan yerimde döndüm Aferin be kızım valla senden korkulur ha “Noldu sen hala uyanmadın-“ Gördüğüm görüntü ile şaşırmıştım sopayı vurmamıştım vurmuştum ama eline yani o sopayı tutmuştu böyle bir şey imkansızdı “Sen nasıl..” “Sana bunu yapmamanı söylemiştim değil mi zaten sözümü dinlesen nolurduki sence Ordan bakılınca salak gibi mi görünüyorum” “Evet hemde kafadan kırıksın sen” “Planın işe yaramadığına göre yatabilirmiyiz artık umarım hevesini almışsındır” Yüzüm düşmüştü bunun bedelini elbet ödeticektim ona o görücek ben verdiğim yemini hiçbir zaman bozmam “Peki kötü geceler” “Hayret şimdiye iki ton laf sayman gerekiyordu şaşırdım doğrusu çıkarken kapıyı kapat” Artık gözüm seğiriyodu ama Bunuda yaparak odadan çıktım kapıyı kapatır kapatmaz kendime vurmaya başladım aferin arya gösterdin kızım zekanı aferin şimdi git başarınla avut kendini. Sabah olunca kısa bir duş alıp başka bir geceliği çıkarmaya üşendiğim için tekrar aynı gecelik giydim odadan çıktığımda yanımdaki odanın kapısı açıktı acaba gitmiş olabilirmiydi büyük ihtimal sıkıldı ve gitti her neyse. Odaya baktığımda yatak dağınıktı dağınıklık benim hep sinirimi bozan şeylerden biriydi dayanamayıp yatağın yanına gittim ve toparlamaya başladım. Arkamda hissettiğim beden ile irkildim arkamı döndüğümde o burdaydı hayır gitmemişti sadece sorun Buda değildi üstü çıplaktı ve diğer en büyük sorunumuz şu ki harika görünüyorudu “Hayırdır sen yatak toplarmıydın” “Dağınıklıktan nefret ederim bir dahakine dikkat edersin umarım” Anladım anlamında kafasını salladı oda beni gecelikle görmüş olmalıki oda benim vücudumu süzüyordu bir süre sonra ikimizde bakmayı kestik tabi ilk ben kestim çünkü karşımda havluyla duruyordu. “Biraz daha durucakmısın yoksa önündeki giyineyim dünden kalan üstleri giymek zorundayım çünkü yanımda üst getirmedim” İşime gelirdi zaten kısa süre sonra bu evden gidicek demektir gitte bir kurtulalım “Peki en kısa sürede bu evi terk etsen iyi olur” “Yo Burdan ayrılcağımı kim söyledi timdekilere söylerim gelirler sonuçta bir lafıma bakar ben ne dedim bu defteri almadan bu evden çıkmıyorum” “Ya öylemi üstlerini evime sokmam sende iyice kendini bu evden biriymişsin gibi saymaya başladın Fırtına bey kendine gelsen iyi edersin yakında burda gidiyorsun” Hayır anlamında kafasını salladı aklına bişey gelmiş gibi “Burda durmaya devam edeceksen giyiniyorum benim için bir sakınca yok” Diyip ellerini havluya attı gözlerim büyüdüğü an “Tamam!, tamam bekle çıkıcam zaten üstünü giy hemen sonra gidiceksin” “Asla beni defteri vermeden bu evden çıkaramazsın yiyorsa çıkar” Allahım sen bana sabır ver ne günah işledimde bana bu denyoyu verdin Allahın dallaması inşallah ayağını bir yere vurup kafanı yararsın Aşağı indiğimde kendime kahvaltı hazırlamaya başladım sadece kendime hazırlıyordum çünkü o yiyemez inatçı ve kurnaz bir kişiliğim vardı en sevdiğim huyumda zaten kurnaz olmamdı belki onada hazırlayabilirdim içeceğine uyku ilacı katıp uyutabilirdim bazı geceler uyumak çok zor olduğu için uyku ilacı sıkça kullanıyordum. Kahvaltıyı hazırladıktan sonra suya iki tane uyku ilacı atıp karıştırdım su yeniden şeffaf olunca karıştırmayı bıraktım biraz sonradan da zaten o geldi. “Kahvaltı mı hazırladın” “Evet oturmazmısın sanada hazırladım” “Zehir katmadın demi belki felç edecek zehirler falan atmışsındır içeceğe ya da yemeğe sana güven olmaz” Evet katmıştım ama merak etme kısa süreli bir zehir olucak uyuduğunda da bizim korumalardan biri bizim çiftlik evine atarlar zaten belkide dışardaki çöpün oraya atarladı artık. “Sabah sabah saçmalaman ne kadar hoş boş yapmada gel şu kahvaltını yap” “Pek güven vermiyorsun neden sana güveniyim” Belliki yemeyecekti manipülasyon yapma zamanı bu konuda üstüme tanımam “Aman yemiyosan yeme düşünüp hazırladık işte istersen ver kontrol amaçlı ben yiyim de için rahat etsin olur mu” Kesin şimdi ikna olmuştur ikna olmuş gibi bakıyordu elimde kalıcaksın fırtına bey sen daha kimle oynadığını bilmiyorsun daha oyun yeni başlıyo. “Olur önce sen ye ben pek ikna olmadım ama mazallah boğazın kurumuştur önce suyla başla bak o zaman ikna olucam” işte bu hiç beklemediğim bişeydi hadi dercesine bakıyordu bana yemek yiyebilirdim ama suyu içersem biterdim eğer belli edersemde biterdim “Pek susamadım eğer benim yemek yememle ikna olucaksan peki yiyorum” “Bence boğazın kurumuş gibi su iyi gelir içmelisin niye içmiyosun yoksa içinde bişey mi var” Bu adam sandığımdan da zekiydi şimdi suyu ben içsem ben yanıcam ayrıca ben uyursam bu ayının napıcağıda belli değil ayrıca tam üç saatlik uyurdum iki tane atmayacaktım. “Yeter be yemiyorsan yeme sanki çok meraklınımda aç kal seni düşünende kabahat” “Sen çok mu yüklesiyosun bana mı öyle geliyo bana bağırmana izin veriyorum diye kendini bişey sanmaya başlama” Bu suyu ya içecekti ya içecekti bekle oğlum sen, yazıyorum ben bunları kenara unutursam namerdim “Burası benim evim benim kurallarım ve benim sesim geçer ha rahatsız mı oluyosun o zaman iki saniye olmaz Burdan siktir olup gidersin anladın mı beni ne sen beni çekmek zorundasın ne de ben seni çekmek zorundayım” Biraz daha burda kalırsam cinnet geçirecektim biraz bekledikten sonra ona arkamı dönüp mutfağı terk ettim. -Tamer- Kendisini çok zeki sanıyordu ama kiminle yatıştığını daha bilmiyordu gözü deli bir kadın kabul ama birazda komik suya uyku ilacı kattığını anlamak çok kolaydı bir suya ilaç katılacaksa önce bir ortam gözetlenir zeki ve kurnaz bir kadın dedikleri kadar varmış ama benim kadar değil Mutfaktan gittikten sonra büyük ihtimal odasına çıkmıştı kendisi sinirlenince ayrı güzel oluyodu gözleri keskin çene hatları kasılıyordu beni uyutup napıcaktı bilmiyorum ama kesin aklından bişeyler geçiyordu. Biraz sonra hazırlanmış bir şekilde odadan çıktı büyük ihtimal evden uzak yerlere gidecek ve bana yine cırlayacaktı yine çok meraklıymışım gibi. “Nereye böyle yoksa benden sıkıldı ve evi terk mi ediyorsun” yine gerim gerim geriliyordu “Evet gidiyorum cehennemin dibine gidiyorum gelicen mi” Olur gelirim niye gelmiyim nasıl olsa defteri vermeden senin peşini bırakmam “Olur seve seve gelirim, de neresi olduğunu bir öğreniyim” Sabır dilercesine bir nefes verdi ve en sonunda pes etmiş gibi “At çiftliğime gidiyorum kafa dinlicem oldu mu bende geliyorum inşallah demezsin ayrıca sen attan ne anlarsın ki seni seviceklerini pek zannetmiyorum” Beni resmen küçümsüyordu Buda beni çok sinirlendirmişti bana meydan okuyan gözlerle bakıyordu karşılık verdim ve. “Peki öyleyse bende geliyorum atların beni sevip sevmemesi önemli değil ha diyorsan ben pes ettim defteri sana veriyorum bak burda iki saniye kalan namert” “Hayır gelmiyorsun kafa dinlemeye gidiyorum ve senin gibi ağaç kakanlara ihtiyacım yok anlıyormusun” Normalde sessiz bir insanım ama bu kadınla çok zor kendime biraz daha hakim olmalaıyım “Bende geliyorum ve konu bitmiştir sen nereye ben oraya bir adım arkanda olacağım sen o defteri verene kadar tabi” Sinirlenmeye devam ediyordu en sonunda pes edip. “Tamam geliyorsun ama inşallah atlarımın biri seni teperde görürsüz dünya kaç bucak olduğunu pis dallama” Bu cümlesine güldüm güldüğüme daha da sinirlendi. “Kızaracağına yürü yürü atlar bizi bekler, önden siz geçin arya hanım” Adam ol der gibi baktı olucam olucam madem sertlikten anlamıyo centilmen olucaksaz mecburen.
Bölüm 2
YENİ UFUKLAR
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.