1 yıl sonra-12 yıl önce-
Bugün ilk defa silah tutmayı, vurmayı öğrendik bu konuda iyi olduğumu düşünüyorum o gurubu bir daha görmemiştim kardeşimi de öyle artık 12 yaşındaydım ve biz silah eğitimi görüyorduk.
Aradan 2 gün geçti artık okla vurmayı öğreniyoruz. O gurubu hala görmedim kardeşimi de öyle
Aradan 2 gün daha geçti gurubumuzu simgeleyen kılıç döğmesini geçici olarak yaptırdık intikam hırsım gün geçtikçe büyüyor ailemi öldürdükleri gün Ayazın yanındakilerin kim olduklarını öğrendim sadece beklediğim bir şey var o da zaman ve büyümek daha on iki yaşındayken onlardan intikamımı alamazdım. Ayazın dediği şey doğruydu devran dönecekti ama benim için. Çardakta oturuyordum
“Alin” diyen Kumsal’ın sesini duyduğumda ona döndüm bu aralar çok dalgındım “efendim Kumsal” dedim ve Kumsal ise “Ünal abi bizi salonda bekliyor bir konuşma yapacakmış” dedi ve gitti bende onun peşinden gittim salona geldiğimizde hepsi toplanmıştı ve her zaman ki gibi beni bekliyorlardı ne olacaktı benim hep böyle erken gelmelerim(?). derken Ünal abi konuşmaya başladı “çocuklar yarın seçmelere katılacaksınız” ilk soru benden geldi bu aralar çok sıkı çalışan ben, lider ben, dövüşçü ben. “ne seçmeleri ?”
“sence? Dövüşten başka ne olabilir Alin” dedi Emir Ünal abi ise “bu aralar çok dalgınsın neyin var kızım” dedi bende
“intikam. Tek düşündüğüm şey bu aralar çok sıkı çalışıyorum ama içimdeki bu hırs gittikçe büyüyor ne yapacağım bilmiyorum ve kardeşim onların elinde” ve evet Ünal abi o gece kaçıp dövüştüğümüzü biliyor ve bir evet daha Dora ağzından kaçırmıştı ama neyse ki Ünal abi bize o kadar kızmamıştı. Derken Yusuf “kızım halledeceğiz işte takma kafana biraz zaman sadece ihtiyacımız olan. O zaman bitsin kimse bizi durduramaz” dedi bu biraz olsun beni rahatlatmıştı
---
Birkaç saat konuştuktan sonra neyse ki Ünal abi bizi salmıştı yarın seçmeler vardı Ünal abinin dediğine göre kazanan 15 kişi bir dövüş okulunda burs kazanacakmış. Odama girdim ve arkamdan kapıyı kapattım yatağımın üzerine oturdum ve ne yapacağımı düşünmeye başladım aslında aklımda bir fikir vardı evet kesinlikle aklıma gelen fikri yapacaktım üzerime rahat bir şeyler giydim ve dışarı çıktım aklıma gelen fikir şuydu dışarı çıkıp kedi kendime dövüşecektim yani kum torbasıyla. İlk önce bahçede 10 tur koştum sonra ısınma hareketlerini yapıp kum torbasına yöneldim birkaç yumruk atıp tekme attıktan sonra yorulduğum için odama gitmeye karar verdim. Odama geldiğimde duş alıp uyudum.
---
Sabah olmuştu ve ben seçmeler için hazırlanıp aşağıya inmiştim herkes daha gelmemişti sonunda!. Evet artık sonunda erken gelebilmiştim derken herkes gelmeye başlamıştı hep beraber arabaya bindik ve yola koyulduk herkes çok sessizdi. Tam 22 dakika 18 saniye sonra gelmiştik herkes arabadan indikten sonra bende indim ve hep beraber içeri girdik burası bir spor salonuydu ama oturmak içinde sandalyeler vardı. Bizim gurubun hepsi oturdu ama ben biraz ısınmak istediğim için kum torbasına yöneldim birkaç yumruk birkaç tekmeden sonra tam yumruk atacakken kum torbası bir el tarafından çekildi kim olduğuna baktığımda Aksoy olduğunu gördüm
“İşime karışılmasından nefret ederim Aksoy” o ise
“İşine karışmamak lügatimde yok yıldız” dediğinde gruplarımızın arkamızda olduğunu gördüm onun gurubu gülerken ben onun dediği şeyi düşünüyordum yıldız ne alakaydı acaba derken aradığım cevap geldi “isminin anlamını araştırdım parlayan demekmiş yıldızlar da parladığına göre sana böyle seslenmemde bir sakınca göremiyorum bende dedim ki seni sinir etmek için niye böyle demiyorum” ben ise ona sinirli bakmak yerine muzır bir ifadeyle bakarken “şu an sinirlenmek lügatimde yok Aksoy, beni sinir etmek için başka şeyler bulmalısın” dedim ve ekledim “ayrıca burada ne işiniz var kulübenize geri dönün”
“dediğim gibi seçmeleri biz kazanınca siz kaybedince ki surat ifadeni çok merak ettiğimiz için geldik yoksa niye gelelim ki”
O sırada Kumsal “Savaş, ölünce değil; düşmana benzeyince kaybedilir ve biz daha kaybetmedik hazır olun çünkü biz kazanacağız” dedi
---
Kendimi dünyanın ortasında küçük bir taş gibi hissediyorum yoldan geçen herkesin üzerine bastığı ama hiç kırılmayan hareket etmeyen sanki orada yapışmış ve kalmış ama her bir insan üzerine bastıkça daha da küçülüyor işte bu güven. Bir insana güven hissedilir.. Bazen yanıltsa da güven mutlaka hissettirir ama şu da vardır ki güven bir ayna gibidir bir kez çatladı mı hep çizik gösterir . Hislerimiz bu işler için vardır.. O nedenle bazen yeni bir ortamın içerisinden, bir insandan ardımıza bile bakmadan kaçarız.. Hislerimiz oradan bizi uzaklaştırır…
Yoğun bir günün ardından eve gelmiştik yarın okul vardı o yüzden çantamı hazırlayıp duşa girdim. Duştan çıktıktan sonra üzerime gri tişört altıma da siyah bir şort giyip aşağıya akşam yemeğine indim bizimkiler daha gelmemişti aferin kızıma bir erken gelme daha!
derken bizimkilerde geldi ve hep beraber yemeğe başladık. Yemek oldukça sessiz geçmişti sofrada duyulan tek ses çatal bıçağın sesiydi herkes masadan kalktıktan sonra bende kalktım ve akşam olduğu için odama çıktım ama uyumak istemiyordum çünkü sürekli kâbus görüp korkuyla kalkıyordum bende dışarıda biraz yürümeye karar verdim saat altıyı geçmişti Ünal abi bayağı kızacaktı ama umurumda değildi ne demişler kurallar çiğnenmek için vardır.
Güvenlik ve aynı zamanda şoförümüz olan ismet abiye yakalanmadan dışarı çıktım neyse ki bunu da atlatmıştım ve yakınlardaki bir çocuk parkına gitmeye karar verdim çocuk parkına geldiğimde bir salıncağa oturdum ve sallanmaya başladım bir yarım saat sonra parkta sıkıldığım için gitmeye karar verdi ve o sırada aklıma çok önceden annemin söyledikleri geldi
“biliyorum canın çok yanıyor, yalnız hissediyorsun ama olsun kızım vazgeçme ama babanın ne dediğini hatırla sende inan buna “ok ancak geri çekilerek atılır. Hayat sizi zorluklarla geri çekiyorsa sizi daha büyük şeylere fırlatacağı içindir”.
Vazgeçme sakın. Herkese en iyi cevabı başararak vermelisin bu yolda yalnız değilsin.”
Gözlerim dolmuştu ama ben ağlamazdım, ağlayamazdım olmazdı zaten anneme verdiğim bir sözü tutamamışken bunu da tutardım artık
O sırada parkın kapısında bir hareketlilik gördüm o tarafa doğru ilerlerken karanlık olduğu için yönümü zar zor buluyordum. Ve tam adım atacakken sokağın ışıkları yandı ve artık karanlıktan kurtuldum ve evet artık karanlıktan korkmuyordum. Ve o kişiyi gördüm sarhoştu ve bana doğru yürüyordu tam geriye doğru adım atacakken sırtım birine çarptı işte korktuğum başıma gelmişti derken bana bir şey koklattılar ve gördüğüm son yüz Boran Ayaz Aksoy’du

