7 yıl sonra
Herkesin bi yarası var.
Gece kadar karanlık,
Okyanus kadar derin....
“alin hanım, kendinizi nasıl hissediyorsunuz” diyen hemşirenin sesini duydum ve ona doğru döndüm kadındı ve zayıf ve çelimsiz bir vücudu vardı ama yüzü tam tersiydi dolgun dudakları badem şeklinde gözleri ve kömür gibi saçları vardı. Ve o sırada gözümden bir yaş aktı sanki hafızam bana bir şey hatırlatmaya çalışıyordu ama hiç bir şey hatırlamayıp sadece ağlıyordum fakat ben ağlamazdım burada ters giden bir şeyler vardı derken odadaki aynaya baktım siyah saçlarım darmadağınık olmuştu ve 12 yaşındaki birine karşı fazla… yaşlı görünüyordum sanki yirmi yedi yirmi sekiz yaşlarındaydım. Ellerim kelepçeyle bağlanmıştı ve istemeden “o.. o nerede” diye zorla sordum ve yanımda arkadaşlarımı ve karşı ekibi yani aksoyun ekibini gördüm. Onlara doğru yaklaştım ve doranın yüzüne iki elimle dokunmaya çalıştım kelepçe yüzünden pek ulaşamıyordum.
fakat elim boşlukta sallandı ve yanıma düştü hepsi aynı anda “sadece hayaliz alin. Bizi unut” ben ise “ hayır.. hayır gitmeyin beni burada yalnız bırakmayın.” Diye bağırdım ve yere düşüp ağlamaya başladım ve o sırada hemşire defterine bir şeyler not aldı ve diğer hemşirelere “sakinleştiriciyi getirin. Hasta 410’un odası.”
Gözlerimi yavaşça açtığımda kendimi bir hastane odasında buldum. Hiç bir şey hatırlamıyordum. neredeydim, ada ve ailem neredeydi.. o kadar çok sorum vardı ki elimi yavaşça kaldırdığımda koluma takılan serumu fark ettim ve o sırada gözüme bir şey çarptı. Ellerim altı yaşındaki bir çocuğa göre fazla büyüktü saçlarıma baktığımda fazla uzun olduklarını gördüm üzerimde ise bir hastane önlüğü vardı ve ben ise hızla kolumdaki serumu çıkardım kolumdan oluk oluk kan akarken yürümeye başladım daha doğrusu çalıştım çünkü yere düştüm ama vazgeçmeyip tekrar kalktım ve duvara elimi koyup yürümeye başladım kapıdan çıktım ve tam tekrar düşecekken bir kol beni yakaladı ve kendine çekti o kişiye baktığımda sarımsı açık kumral saçları ve bulut mavisi gözleri vardı. Yüzlerimiz çok yakındı o ise bana bakıp şaşkınlıkla “uyanmışsın” dedi ve hemen doktorlara seslendi ben ise hala ona bakmaya devam ediyordum. Suratı çoğu kızı etkileyecek türdendi ve kabul ediyorum ki beni de etkilemişti ben ona bakmaya devam ederken bir el beni ondan uzaklaştırdı ve o kişiye dönüp baktığımda erkek bir doktor olduğunu gördüm hızla beni yatağa oturttu ve “sana bazı sorular soracağım başlayalım mı” dedi ben ise ona kafa sallarken sorulara başladı “ailen kim?”
“kardeşim ada, annem gökçe ve babam altay” dedim o kafasını sallamakla yetindi ve başka soru sordu “öldüler mi?” ben ise
“bu nasıl soru tabii ki yaşıyorlar, onlar beni bırakmaz ,bırakamaz”
Doktor bi yanımda duran çocuğa bi bana baktı ve korkarak sonraki soruyu sordu “kaç yaşındasın?”
“6” dediğimde kendim bile şaşırdım çünkü sesim daha olgun çıkıyor ve daha büyük gözüküyordum. Doktor bana bir ayna uzattığında alıp kendime baktım mavi gözlerim daha parlak gözüküyor ve saçlarım çok uzundu ve kesinlikle ben altı yaşında değildim. Ben kendime şaşkınlıkla bakarken doktor bunu fark edip “7 yıldır komadasın arkadaşlarınızla buraya…” dediğinde lafını kestim ve “neredeyiz biz”
“9 diyar midgard”
7 yıl önce
Gözlerimi hızla açtığımda gördüklerimin bir rüya olduğunu anladım ve hızla yatakta doğruldum ardından saate baktım saat on ikiyi on dört geçiyordu eyvah! Geç kalmıştım bugün Kumsalnın dediklerinin doğru olup olmadığını anlamak için okulun dışına çıkmaya çalışacaktık hem de Aksoy ve ekibiyle. Aksoy’la bir anlaşma yaptığımız için zorunluydum ve mecbur bu planı ikimiz yapmıştık ve on ikide buluşmamız gerekiyordu ve ben geç kalmıştım hızla pijamalarımı çıkarıp üzerime kahverengi bir tişört altıma da siyah kısa bir tayt giydim ardından kapıdan çıkıp salona girdim. herkes bana sinirle bakıyordu geç kaldığım için. ama ben onlara göz devirip koltuğa oturup ayaklarımı masaya uzatıp birleştirdim ve Aksoy’un ters bakışlarına kaşlarımı çatıp karşılık verdim o hala bana bakmaya devam ederken gözlerimi devirip ondan kurtuldum ve konuşmaya başladım “planı bir kez daha anlatıyorum” dedim ve ekledim “Kumsal muhafızları oyalayacak. Gerçi bu saate hepsi odadadır ama bazıları kapının orada oluyor bizde bunun için muhafızların değişimini bekleyeceğiz. muhafızlar görev değiştirirken bizde sızacağız ama şöylede bir şey var eğer muhafızlara yakalanırsak Kumsal o zaman muhafızlara ömer ve emirin kavga ettiğini söyleyecek beste ise güya onları ayırmaya çalışacak bizde yani Aksoy ile ben onları arkalarından yaralayacağız o sırada Yusuf, dora ve ali dışarı çıkacak ardından Yusuf bize dışarıdan kapıları açacak. Anlaşılmayan bir şey var mı ?”
Onlar ise kafalarını olumsuz anlamda salladıklarında Yusuf’tan telsizleri istedim o ise benimkini bana attığında tuttum ve “bunlarla haberleşeceğiz” dedim ve Yusuf onlara dağıtırken koltuktan kalkıp pencereden dışarı baktım muhafızlar birazdan görev değişimi yapacaktı o yüzden arkamı dönüp hepsine “hadi gitme zamanı” dedim ve kapıya doğru yürümeye başladım hepsi arkamdan gelirken Aksoy yanımdan geliyordu ona ilk defa gülümsedi ve “buradan çıkacağız” dedim kararlı ve emin çıkan bir sesle o ise bana dönüp gülümsedi ve “bunu başaracağız” dedi ama arkadan alinin sesini duyunca ona döndüm “kameralar ne olacak?”
Ben ise “kameralar bugün, siz uyurken emir tarafından iptal edildi” dedim ve bir kamera gördüğümde cebimden küçük bir hançer çıkarıp kameraya fırlattığımda kamera parçalandı hatta bir parçası yere düştü. Hep beraber dışarı çıktığımızda muhafızları gördüm ve kısık bir sesle lanet okudum ardından bizimkilere “B planı” dedim ve emir ve ömerin kavga ede ede bahçeye geçtiklerini gördüm onlar şakadan kavga etmeye başlayınca hızla çalıların arkasına saklandım Aksoy’a baktığımda ellerini cebine koymuş yavaş yavaş geldiğini gördüm ben ise çalıların arkasından çıkıp yanına ilerledi sonrada elinden tutup onu koşmaya zorladım çalıların arkasına saklandığımızda elimi elinden çekip “planı bozuyorsun” dedim ve olanları izledim Kumsal ilk önce muhafızların yanına gitmişti ve onları çağırmıştı bizde bunu fırsat bilip hızla yerimizden çıkıp iki muhafızın arkasına saklandık çantamdan iki ok çıkarıp birini aksoya verdim birini de kendim aldım ardından bir muhafızı sırtından ve kolundan vurdum muhafız hızla yere düşerken aksoyunda muhafızı vurduğunu gördüm ve kapı o sırada açılınca keyifle sırıttım ardından tüm ekip dışarı çıktığımızda birden görüntüler değişti ve güneş açtı her yer ağaçlarla dolmaya ve çiçeklerle dolmaya başladı ardından okul binasına baktığımızda okul binasını kule gibi daha doğrusu hatta kesinlikle bir saray olduğunu gördük hepimiz şaşkınlıkla birbirimize bakarken bir ses geldi neredeyse kulaklarım parçalanmıştı o kadar yüksekti ki hızla kulaklarımı kapattığımda bizimkilere baktım Aksoy bana ulaşmaya çalışıyordu ama o da kulaklarını kapatmıştı hatta herkes kulaklarını kapatmıştı ve burnumda bir ıslaklık fark ettiğimde burnumun kanadığını anladım ardından yine bizimkilere baktım ben Yusuf ve Aksoy hariç herkes bayılmıştı sanırım benimde başım dönmeye başlamıştı derken önümüzde bir ışık topluluğu belirip bizi yuttu sanki başka bir evrenden başka bir evrene geçiyorduk derken gözlerim karardı ve bayıldım.