'Çünkü sen gittiğinden beri
alıştım ama üzgündüm.'
☆
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝 𓆟
"Her şey zamanla iyileşir mi?"
Sanırım hayır.
Zamana güvendim ve her şeyimi ona emanet ettim. Ondan tek bir şey istedim: benden uzak durmasını. Unutmak istediğim, icimi burkan her şeyimi ona verdim ve sadece benden uzağa, çok uzağa gitsin istedim. Bir daha beni bulmasın, beni bana unuttursun istedim.
Ve o ertesi gün geri döndü.
Dün güzel bir rüya gördüm. Sonra her şeyin düzeldiğini sandım. Uyandım. Hayal kırıklığına uğradım. Tekrar uyumak istedim. Bir daha uyanmayayım istedim. Gözlerimi kapattım. Gördüğüm tek bir şey vardı o da bir yabancının yüzüydü. Gözlerimi açtığımda oradaydı, kapattığımda oradaydı. Gökyüzüne, denize, taşlara, yola, pencereme, evime, odama, eşyalarıma baktığımda oradaydı. Tam karşımda duruyordu. O, her yerdeydi. Hep içimdeydi. Aklımın her köşesini sanki esir almıştı. Uyuyup uyandığımda onunlaydım.
Bazen göz göze geldiğimiz o an tekrar tekrar aklıma geliyordu. Ben yine kapının önünde ölecekmişim gibi bir yorgunlukla anahtarımı bulmaya çalışıyordum. O ise yine merdivenin tepesinde bir eliyle tavandan sarkan güvenlik kamerasını, öbür eliyle tornivadayı tutuyor ve bir an için havadaki iki kolunun arasından görünen yuvarlak suratıyla bana bakıyordu. Bakışları fazla anlamlı geliyordu. Bu bakış yalnızca birkaç saniye sürmüştü. Bu olanaksızdı. Onun bakışında aslında hiçbir anlam yoktu. Ama o kadar fazla düşünüyordum ki artık gerçekten gördüklerime kendi kafamda dönen kuruntuları birbirinden ayırt edemiyordum. Tüm hislerim içimde düğümlenip çözülmez hale gelmişti. Ne düşündüğümü, ne hissettiğimi ben bile kestiremiyordum.
Bazen ben hiçbir sorun olmadan anahtarımı çabucak bulup evime girerken onun da işini halledip tüm eşyalarını doldurduğu çantasını omzuna asıp merdiveni kolunun altına alarak apartmandan çıkmak üzere yürüyüp gittiğini hayal ediyordum. Böylelikle onu hiç tanımayacaktım.
Ya da bir başka düşüncemde güvenlik kamerası hiç bozulmuyordu. Bozulan hiçbir şey olmadığı için yönetici tamir etmesi için kimseyi çağırmıyordu. Ve ben yine aynı yorgunlukla, başka hiçbir sorun olmadan, anahtarımı bulup içeri giriyordum.
Bazen de koridorda ağır ağır yürüyordum. Sonra yine merdivenin üçüncü basamağında elinde tornavidayla duran onu görüyordum. Çok kısa bir an için ayak seslerimi duyarak istemsizce benden tarafa bakıyordu. Sonra yine tüm dikkatini işine veriyordu. Ve ben kapının önünde anahtarımı arıyordum. Sonra bir ses duyup ürkerek başımı kaldırıyordum ve bu yabancı adamın devrilmiş merdivenle birlikte yere düştüğünü görüyordum. Yere düşmüştü çünkü bu sefer birisi pencereyi kapatmıştı. Sadece yere düşmüştü. Hiç sorun değildi. Endişeyle iyi olup olmadığını soruyordum. O ise canı biraz acısa bile utancından gülümseyerek iyi olduğunu söylüyordu. Ve evime giriyordum.
Daha bir sürü şey düşündüm. Çok daha farklı olabilirdi.
Sonra bunun gerçek olmadığının farkına varıyorum. Aynı acıyı tekrar tekrar yaşıyorum. Yeniden nefessiz kalıyorum.
Gerçekti.
Rüya değil.
Keşke sadece rüya olsa.
Ama bu gerçek.
☆