Yıllar önce
mavi çekik gözlü beyaz tenli ayaklarına kadar uzanan beyaz saçları ve göz alıcı güzelliğiyle göz kamaştıran aynı zamanda güzelliği kadar da soğuk ve soğuk rüzgarlar estirip parlayan ayın tanrıçası;
Beyaz tenli uzun çekik gözlü boynuna kadar uzanan o siyah saçlarıyla çoğu kişinin hayalinde olan yakışıklı ve güneş gibi parlayıp güneş gibi sıcak ve sıcak rüzgarlar estiren güneşin tanrısı;
Birbirlerini gönülden sevdiler evlendikten sonra kendi şatolarını kurdular iki zıt güç birleşerek doğanın o dengesini sağladı ve yakın zaman tüm halkı sevindiren bir haber yayıldı ayın tanrıçası yani kraliçe solorian a hamile kalmıştı bu haber halkı o kadar sevindirdi ki haber duyulunca 3 gündüz 3 gece süren halkın sosyalleşşmesi ve bu haberi kutlamak amacıyla festival düzenlendi bu bu festival herkez için o kadar değerliydi ki savarya da her yıl kutlanırdı ve bu kutlamada insanlar hep birlikte neşeyle ilk varisi neşelendirir ve onunla ilgilenip ona ne kadar değerli olduğu ve herkez tarafından sevildiğini hatırlatırlardı SOLARİON her festivalde çok mutlu olurdu ve buda kral ile kraliçe de dahil tüm savarya halkı enerji kazanırdı ama evrende bir kural vardı hiçkimsenin birden fazla gücü olamaz ve eğer birden fazla gücü olan birisi olursa o kişi gerçek değildir o kişi asla var olmamış veya çok önceden ölup kötü ruhlar ve cadılar tarafından ele geçirilmiş vucutlardır ve bu yüzden solorianda da sadece bir güç olacaktı bu ya annesinin karanlığı ve sovukluğundaki ay yada babasının sertliği ve sıcaklığındaki güneş gücü olacaktı yıllarca SOLARİON ve ailesi çok mutlu yaşadılar ve o gün gelmişti solorian ın 14 yaşına geçeceği gün büyüsü ve gücü olan herkes 14 yasına girdiği geçe boyut kapısından geçerdi ve içinde yatan gerçekliği ile gerçek gücünü ortaya çıkarırdı solorian o günün akşamı 14 yaşına geçecekti uzun yıllarca herkez bu anı bekliyordu hatta ülkedi diğer soylular bile solorianın gücünün güneş mi yoksa ay mı olacağı hakkında iddia ya girmişlerdisonunda o an gelmişti güneşin batmasına az kalmıştı solorianın sonunda gerçek gücünü herkes öğrenecekti tören alanı dolup taşmıştı insanlar birbirini eziyor ve solarianın gücünü görmek için can atıyorlardı tören için ayarlanan alan bile insanları sığmadı solorian o gün kendini çoo tedirgin hissediyor ve sanki her an birşey olacak gibi hissediyordu ve bu his onu korkunç düşüncelere sokup korkutuyordu ama buna rağmen solorian ilk varis olarak cesur olmalıydı, kapının odası hafif gıcırtılı bir ses ile açıldı gelen solorianın annesi yanikraliçe Rausaydı
-soloran tatlım bu kadar tedirgin olma bu gün senin hayatındaki en güzel gün ve bu gün çok mutlu olman gerek. Solorian annesinin bu sözlerini biraz düşünüp hafif bir tebessümle gülümsedi
-annecim bana cesaret verdiğin için teşekkür ederim.ben gelecekteki tanrıça olarak cesur olmalıyım yoksa ülkemizi nasıl kötülerden korurum ki?.
Rausa solorianı kucakladı ikiside çok mutluydu solorianın kalbi mutluluktan o kadar hızlı atıyordu ki sanki yerinden çıkacak gibiydi sonunda tören başlamıştı tüm insanlar ellerinde solorian için pembe tokalar süslü kıyafetler oyuncaklar sihirli asa lar gibi çok güzel hediyelerle kapıdan içeriye tektek giriyordu kısa sürede tören alanı dolup taştı sonunda o an gelmişti ortadaki platformda boyut kapısı sihirli bir ışıkla yavaşça açılıyordu kapı açılmıştı heyecan ve merak dorukta herkes bekliyordu tören alanı o kadar kalabalık olmasına rağmen yere iğne atılsa duyulurdu solorian beliren kapıyı yavaşça açmak için yavaş bir şekilde elini kapının koluna uzatır kapıyı tutup kolunu çevirir kapı aćılnca solorian tam adımını atacakken arkadan gelen ıslık sesleri dikkat çeker herkes töreni bırakıp arkaya dönmüş seslerin geldiği yöne bakıyordu karanlık ormandan gelen ıslık sesleri gittikçe yaklaşıyor ve artıyordu sövalyeleler hazırda beklemeye başladı yavaşça karanlıkta birden fazla hatta çok fazla olan görgeler görülmeye başladı gelenler yıllarca toplumdan dışlanmış cadılar vampirler ve ruhlar dı hepsi o kadar sinirliydi ki sanki tüm ülkeyi yok etmek istiyorlar gibiydi ama bu sefer onlar o güçsüz cadılar değildi karanlığın en derindeki taraf yani tanrıça rausa nın geçmişinde olan babası alemin en karanlığı olan Cesh in güçleri ile kutsanıp onun gücünün arkasına geçtiler en önde uzun süre önce toplumdan dışlanıp sürgün edilmiş olan kız kardeşi sayra vardı sayra tören salonun kapısı da durdu diğerleri de sayranın arkasındaydı sayfa bağırmaya başladı
-EĞER HEPİNİZ BU GÜN BURDA ÖLÜP BİR HİÇ OLMAK İSTEMİYORSANIZ HEMEN SOLORİAN O BİZE VERİN
Herkes çok şaşırmıştı kıral ve kraliçe öne atıldı
-sen ne dediğini sanıyosun kız kardeşim olabilmem çocuğumu benden alabileceğin anlamına gelmiyor
-ölürüm ama onu asla sana vermem
Sayra kralın bu söüne çok sinirlenmişti ve bir anlık öfke ile onu tüm küvvetiyle kraliyet duvara fırlattı
-O ZAMAN GEBER!.
attığı o ürkünç kahkahayla tüm halkı korkutmuştu herkez yavaşça gerileyerek kaçmaya çalışıyordu o an şovalyelerden birisi ortalığın karışmasını fırsat bilip SOLARİON u hemen arkaya kaçırır SOLARİON öyle bir şekilde ağlıyordu ki sanki vücudundaki tüm su ları dışarı atmıştı korkuyla ağlıyordu muhafız tüm herkesin geleceği için bunu yapıp kuralları çiğneyecekti kral ve kraliçe çokta ölmüştü muhafız onların ruhunu birleştirdi ve bir mühüre hapsetti sonrasında bu mühürü solorian ın avucunun içine bastı böylece kral ve kraliçe ölmedi ruhları kızları SOLORİAN in içinde hayat sürdürüyordü muhafız son olarak sarayın kuruluş taşını kullanarak SOLORİANin kalbini kilitledi ve 18 yaşına kadar solarion ne içinde bulunun anne ve babasının ruhlarının sesini duyabilecekti ne de kuralları çiğneyerek SOLORİAN a verriği hem güneş hemde ay gücünü kullanabilecekti. Savaş sonrasında herkes ölmüştü ve SOLORİAN esir alınmıştı SOLORİAN kendi öz teyzesi tarafından işkenceye uğruyordu ama içinde pes etmeme duygusu vardı ve pes etmiyeceğine ant içmişti