İçimde biriken küller, tekrardan alevlenmeye başlamıştı. Canımın yandığını her şekilde hissediyordum, bu zamana kadar söylenilen hiçbir şeyi kabul etmek istemiyordum. Gerçekler acıtıyordu, üzülüp üzülmemenizin bir önemi yoktu. Gerçekleri kabul ettiğiniz anda bir jilet gibi sizi derinden kesiyordu. Belki de bu yüzden çoğu insan yalanlarla yaşamayı tercih ediyor. Sanırım insanlar sandığım kadar aptal değil.
Dur, hayır hala öyleler.
Defalarca kalbi kırılmış,hayal kırıklığına uğramış bir insanın bundan sonra yapacakları ne olmalıydı? Aynı şekilde yaşadıklarını yaşattırmak, evinde oturup ağlamak, her şeyi göz ardı edip sessiz kalarak hayatına devam etmek...
Ya da benim gibi aptal birini düşünün.
Kalbini kıran, canını yakan birine hala deliler gibi aşık olup, bir şeyleri düzeltmeye çalışan birini. Bence siz cümleyi okurken bile benim ne kadar aptal olduğumu fark ettiniz. Ama biliyorum ki, aranızda benim gibi olan çok insan var. Üzgünüm çünkü size bu konuda yardım edebilecek tek bir kelime dahi söyleyemem, daha kendisini enkazın altından çıkaramayan birinin size tavsiye vermesi komik olurdu.
17 yaşında, hayata olan düşmanlığım bazen gözümü korkutmuyor değil. İnsanlara, hayata olan sevgimi,hayata dair her şeyi kaybettim. Ama kelebekler... Hayır onlardan vazgeçmedim.Birçok kez kelebeklerimin öldüğünü söyledim ama görüyorum ki hala benimle birlikteler, bunu nefes alışımdan anlayabiliyorum. Tuhaf geliyor mu? Şu an yazdıklarını okuduğunuz kızın bu kelebeklere olan aşkı?
İnsanlara aşık olmayı bıraktım, kelebeklerim beni incitmiyor.
Üstümdeki enkaz parçaları hareket etmemi engelliyor, onlardan kurtulsam bile yaralar kalacak. O parçalar benim gülmemi engelliyor, rahatça eğlenmemi, mutlu olmamı, insanlarla olan iletişimimi, uykumu..
Sabahlara kadar deli gibi düşünüp kafayı yerken cama değen güneş ışığını bile fark etmemeye başladım.
Ben mutlu değilim ama sen mutlu görünüyorsun'
Ve inanıyorum ki, beni unutmaya çok yakınsın.
Söylediğin tüm sözler beynimin içinde yankılanıyor farkında mısın?
Ah, değilsin.
Tabii ki değilsin.