Devin'den
Gözlerimi açmaya başladım, başımda endişeli bir ifadeyle arkama bakan Zerak abimi görünce kahkaha atmaya başlamıştım. Kahkahalarım devam ederken Zerak bana döndü "Ne gülüyorsun oğlum?" Doğruldum ve Zerak'a doğru döndürdüm bedenimi.
Yanaklarını sıkarak "Oy kıyamam sen benim için mi endişelendin?" Tıpkı bir bebek edasıyla söylemiştim. Diğer tarafa gülerek döndüm. Gördüğüm manzara karşısında gülüşüm solmuş ve adeta kanım donmuştu.
Gözümden bir yaş aktı. Arkasından durmak bilmeyen yaşlar akıyordu. Kendime geldiğimde hızla kafasını kavradım. Gerçekten kanıyordu. Kafasını göğsüme yasladım.
"Sidelya, Lal Sidelya şaka yapmasana! Kalk hadi kalk!!" diyordum ağlarken. Feza hızla Zerak'ın yakasına yapıştı ve "Senin o çok sevdiğin abin Zerak yaptı bunu, onum yüzünden bu halde Lal'im!" diyerek Zerak abimi suçluyordu. Ama ben bu yalana kanmazdım.
Bu sefer ben Feza'nın yakasına yapışmıştın. "Oğlum ben bunu yer miyim?! Abimle aramızı bozmaya mı çalışıyorsun sen aklınca?!" O sırada Yavuzer abim geldi "Yeter!! Ne bu kavga gürültü?!" diye çatık kaşlarıyla odaya giriş yaptı.
Hemen bıraktım Feza'nın yakasını. Yavuzer abim arkamızı görmeye çalışıyordu. Arkama baktığımda başı kanayan ve hala baygın olan Sidelya vardı. "Ne var sizin arkanızda? Çekilin bakayım şöyle" Hemen açıldık iki yana doğru.
Yavuzer abim Sidelya'yı gördüğünde hızla yere eğilip kafasını kaldırdı. Elleri kan olmuştu. Abim kandan nefret ederdi. Ama elindeki kandan iğrenmiyordu şu an. Telefonunu açtı ve birisini aradı. Ne dediği duyulmuyordu. Bir kaç saniye sonra Yasin Abi geldi.
Yasin Abi, Yavuzer abimin en güvendiği adamıdır. Yasin Abi Sidelya'yı kucağına aldı ve dışarı çıkardı arkalarından Feza'da gitti koşarak. "Ne oldu burada?!"
Yavuzer abim ailemizden birisine bir şey olmamasına çok önem verirdi. Özellikle kız kardeşine. Melis -Sidelya ile karışan kız- her zaman bize kötü davranmıştı ama Yavuzer abime daha kötü davranırdı.
Abim her zaman çatık kaşlıydı. Melis ise bundan her zaman rahatsız olmuş bu yüzden ona daha kötü davranmıştı. Abim her zaman onun da kendince sebepleri olduğunu söylerdi. Belkide haklıydı.
Abim ona hiçbir zaman sesini bile yükseltmemişti. Belki de 12 sene önce kurtardığı o küçük kızı hatırlatıyordu Melis, Yavuzer abime.
"Abi şimdi ben Sidelya'yı uyandırmak için buzlu suyu kafasından aşağı döktüm sonra beni kovalamaya başladı. Ben de kaçıyorum tabi. Sonra soluklanmak için durdum. Sidelya da hızını alamadı ve bana çarptı. Benim son gördüğüm şey Sidelya'nın sırt üstü yere düştüğüydü. Sonra Zerak abim beni uyandırdı bayılmışım ben. Uyandığımda Sidelya'nın başı kanıyordu." diye uzun bir açıklama yaptım.
Abim Zerak abime döndü. "Peki Zerak, Devin'in anlattığına göre Sidelya'yı en son sağlam görmüş. Peki sen ne yaptın da bu kız bu hale geldi acab Zerak!" Dikkatli bakarsanız Yavuzer abimin sinirlendiğini görebilirsiniz.
"Abi ben şimdi geldiğimde Sidelya Devin'in yanında yanaklarına vuruyordu. Ben de onu bilerek bayılttığını düşündüm. Çünkü Melis olsa yapardı-" derken Yavuzer abim sözünü kesti.
"Ben de en başta onu Melis'e davranmıştım fakat öyle olmadığı anlaşılıyor! Melis'e sinirlenip yapmak istediklerinizi ona yapamazsınız!!" diye tabiri caizse böğürdü. "Abi sonra ben Sidelya'yı arkaya doğru ittirdim. Devin'i ayılttım falan, Devin söyleyene kadar bende görmemiştim." diye kendini haklı çıkarmaya çalışıyordu Zerak abim yine yine ve yeniden.
"Göreceksin oğlum gerekirse gözünü çıkaracaksın ama göreceksin!!"




