Yazardan
Lal Sidelya saatlerdir ormanda koşuşturuyordu fakat hala bir yol veya yaşam belirtisine rastlamamıştı. Taki Lal Sidelya'nın uyanmasına sebep olan yaşlandığı ağacın karşısındaki çalılıklardan bir hışırtı sesi gelene kadar.
Gelen hışırtı sesi ile Lal uyanmış, oradan olabildiğince uzaklaşmıştı. Hava iyice kararmış, sis çökmüş, göz gözü görmüyordu.
Lal %2 şarjı kalmış telefonunun flaşını etrafa tutarak koşuşturuyordu. Tam o sırada bir şey oldu. Flaş açmanın etkisiyle daha hızlı azalan telefon şarjı tamamen bitti.
Korkuyla yardım istemeye başladı. "YARDIM EDİN! KİMSE YOK MU?!" Koşmaya başladı. O sırada üzerine atlayan şeyle yere yığıldı Lal.
Gözlerini korkuyla araladığında üzerindeki kurta gözlerini pörtleterek baktı. "Yavaş, sakin canım. Gel seveyim seni. Kuçu kuçu." derken sevmeye başladı.
"Pardon hanımefendi. İyi misiniz?" diyen sese döndü ve kurtu özerinden kaldırıp ayağa kalktı. "İyi değilim. Kayboldum."
"İsterseniz sizi gideceğiniz yere kadar götürebilirim." kafa salladım. "Birazcık uzak kalabilir." Elleriyle işaret yaparak. Adam kıkırdadı. "Ne kadar uzak olursa olsun sizi burada vahşi hayvanlarla bırakmam."
Kız kurtu son kez severek adamın yanına gitti. "O zaman beni rica etsem İzmir'e götürür müsünüz?" Adam başıyla onayladı ve yürümeye başladı.
Peşinden ilerlemeye başlayan Lal kendini koruma altında hissediyordu. Bir süre sonra yere bakarak yürürken asfaltı gören Lal kafasını kaldırmış ve etrafına bakınmıştı.
Arabaya gelmişlerdi. Lal ön kapıyı açtı ve bindi. Arkasına yaslandı ve uyuya kaldı.
—
Uyandığında yine aynı yerdeydi. Odasında, Barlas'ın evindekinde... Lal bu düşünceyle ofladı. "Yine kurtulamadım." diye söylenmeye başladı.
O sırada aşağıdan gelen kadın sesiyle kaşları çatıldı. "Ayy Barlas'cım, çok alemsin yaa." Bu ses Barlas'ın telefonunda "Selin" olarak kayıtlı kadına aitti.
Lal hızla yattığı yerden kalktı ve odasından çıktı. Aşağı indi ve salona girmesiyle karşısında gördüğü manzara onu şaşırtmıştı. Selin yanında bir adamla, karşılarındaki Barlas'la konuşuyordu.
Barlas'ın kendisine bakmasıyla şaşıran Lal'e seslendi Barlas. "Gelsene karıcım." demesiyle yanlarına doğru ilerledi. Barlas ayağa kalktı ve sahte karısını yalandan kucakladı.
Kulağına fısıldadı Lal'in, Barlas "Sonra konuşacağız." Gülümseyerek geri çekildi ve davetsiz misafirlere çevirdi kafasını ve tanıttı "Bu eşim Lal Sidelya, Sidelya bunlar Selin ve eşi Hakan."
Lal kafasıyla selam verdi. Selin göz devirdi ve önüne döndü. Yanındaki Selin'in eşi Hakan bey ise Barlas'a döndü "Karın da güzelmiş." dedi. Lal'in Barlas'a dönmesiyle gözünün önüne Barlas'ın daha da belirginleşen boyun damarlarıyla elini omzuna koydu.
Barlas, omzuna koyulan elle elin sahibi olan Lal'e döndü ve omzundaki elini alarak dudaklarına götürdü. Lal'i kendisine çekti iyice ve başına bir öpücük bırakarak geri çekildi. "Güzel tabi, güzeller güzeli karım." dedi sakin olmaya çalışırcasına.
—
Lal Sidelya'dan
Davetsiz misafirler gideli yarım saat olmuştu. Barlas'ın beni çağırmasını odamda stresle bekliyordum. O sırada aşağı kattan Barlas'ın sesi gelmesiyle ayağa kalktım ve aşağı inmeye başladım.
"Lal, salona gel." ilk defa bana Lal demişti. "Geliyorum!" diye seslendim son basamağı inerken. Salona girdiğimde Barlas, tekli koltukta yayılarak oturmuştu. Yanına doğru ilerledim. "Efendim."
"Geç otur karşıma, konuşacaklarımız var." demesiyle karşısındaki tekli koltuğa oturdum. "Öncelikle okula açıktan devam edeceksin, yarın pazartesi olduğu için yarın dershaneye gidiyorsun." demesiyle başımı ellerime eğdim ve başımı sallayarak onayladım.
"Sonrasında ise kaçmanı konuşalım. Arabasına bindiğin adam benim adamımdı. Bir daha kaçmaya kalkışma, yoksa n'olacağına o zaman karar veririz." Dediğinde tekrar başımı sallayarak onayladım.
"Lal," diye seslendi. "Efendim?" dedim kafamı kaldırmadan. "Bana bak, güzelim. Kafanı kaldır." dediğinde kafamı iki yana salladım.
Ayağa kalktığını hissettim. O sırada çenemdeki eliyle kafamı kaldırmasıyla yüzümde hissettiğim nefesiyle ağladığımı fark ettim. "Niye ağlıyorsun güzelim?" diye sordu. Sanki dokunmaya kıyamıyormuş gibi gözümden akan yaşları sildi.
Kafamı iki yana salladım. Hıçkırdım. Sarıldı. Sarılmasıyla gözümden akan yaşlarla beraber hüngür hüngür ağlamaya başladım...