İçeriğe geç

Soğuk

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Soğuk

Bölüm 2

Kulaklarım artık bu gürültülü işkenceye dayanamıyordu. Başım, fazla ekran

başında çalışmaktan dolayı ağrıyor bu yüzdende bir an önce trafik ve insan

kalabalığından kurtulup evime gitmek istiyordum. İş çıkış saati

olduğundan tıklım tıklım olan minibüsün içinde yer olmadığı için ayakta duruyor, insanların birbiriyle yaptığı dedikoduları ve (!) çok önemli konuşmaları dinliyordum. Nefes almak mümkün değildi. Herkes oksijeni sömürüyor bana biraz olsun soluyacak hava bırakmıyorlardı. Birbirine karışmış parfüm, deodorant kokularının arasında bayılmamak için zor duruyordum. Bugün şirkette gereğinden fazla çalışmıştım. Bedenim kadar gözlerimde yorgundu. Ayaklarım çok acıyordu. Galiba ağrımayan hiçbir yerim yoktu. Gözlerim tam kapanacakken birileri omzuma çarpıyor ve böylelikle tekrar gözlerim açılıyordu. Evime yaklaşıp yaklaşmadığımı kontrol etmek adına cama doğru ilerlemeye çalıştım. Hem yürüyor hem de insanlara çarptığım için özürlerimi sıralıyordum. Bu sırada önüme bakamıyor sürekli arkamdaki insanlarla konuşuyordum. Yine bir kadına çarptığım vakit ellerimde tuttuğum çizimlerim yere düştü. Tam yerden a5 boyutundaki çizimlerimi alacaktım ki bir adam kirli botlarıyla çizimlerimin üstüne bastı. Sinirden ölmek üzereydim. Tanrım ! ben o çizimler için bir günümü ayırmıştım ! Onlar için bir günde ellerim su toplamıştı ! Çizimlerim için bu kadar yorgundum. Yarına kadar çizimleri bitirmem gerekiyordu ve bende hepsini bitirmiştim! Kendini bilmeyen bu adam çabalarımı 1 saniyede yok etmişti. Yerdeki kağıtlara öylece bakarken adam da ne olduğunu anlayıp kağıtları yerden toplayarak bana verdi ve özür diledi. Sanki özrü çabalarımı geri getirecekmiş gibi. Kağıtlar çok pislenmişti. Toplantıda asla bunları tasarımım olarak sunamazdım. Bana yenileri gerekecekti. Adama sadece sorun olmadığını söyledim. Başka ne diyebilirdim ki? Hiç düşünmeden şoföre inmek istediğimi söyledim. Beni yanında şeftali ağacı olan bir durakta indirdi. Çevremi gözden geçirdim ama ben burayı ilk defa görüyordum?! Bu minibüs beni nereye getirmişti? Her zaman ki gibi evimin yolundan giden bir minibüse binmiştim. Buranın evimin yakınlarında olmadığı belliydi . Çok ıssızdı. Sanki hiçbir canlı burada yaşamıyormuş gibi; sessiz , sakin ve bol oksijenliydi. Böyle hissetmemin minibüsün içinden çıkmamla alakası olabilirdi tabii. Telefonumu gri kadifemsi paltomun cebinden çıkarttım. Ekrandan ' Yol tarifi ' uygulamasına parmağımla tıkladım. Tıklamamla bildirim geldi. ' İnternet bağlantısı yok , lütfen cihazınıza internet bağlayınız' İnternetim yoktu!? Daha bu sabah internetim bittiği için bir paket satın almıştım!? Nasıl oluyordu da şuan internetimin olmadığını söylüyordu!? Kendimi kaybederek ekrana vurmaya başladım - Hadi ama açılsana! Kime diyorum! - O kadar para verdim ben ! - AÇIL !!!! Bağırışlarım ve ekranı tokatlamam nafileydi. Anca biri görse beni deli sanacak polisi falan arayacaktı . Bu yüzden bağırmayı kestim. Şaka gibiydi KAYBOLMUŞTUM. Neden bugün bütün şanssızlıklar beni buluyordu? Bir arkadaşım olsa onu arar bir şekilde evime giderdim. Asosyal olduğum için arkadaşım da yoktu. Geriye bir tek polis kalıyordu. En azından bir şekilde eve gidebilecektim. Rehbere girip 115 'i tuşladım. ' Hattınız aramalara ve mesajlara kapatılmıştır, lütfen yeni bir hat alınız' TANRIM! Beni sınıyor musun? Bu da neyin nesiydi böyle!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.