Ayaz bir iş çıkışı ellerim cebimde, kapşonum takılı uyuz bir halde evime gidiyorum. evime. muhtemelen sahibinin çoktan kapısına dikildiği evime.
Yaşamdan çok birşey beklemedim hiçbir zaman, terkedilmenin verdiği acı karşısında bile. Ki bu yüzden güçlü sanar insanlar beni, önce nasılsın diye sorarlar daha sonra bir iyiyime kanar devam ederlerdi hayatlarına, yaşam buydu sonuçta takılı kalamıyacağımız kadar kısa.
Yarı uyku halinde durağa gelen ötübese bindim ve tek boş yer olan tekli koltuğa oturdum. arkamdaki adam yaydığım kokudan rahatsız olmuş olakia ı homurdanmaya başladı sahi duş almayalı ne kadar olmuştu, eve gidip gevşemeye ihtiyacım vardı. çalıştığım kitapçının sahibi şehir dışında olunca bütün bi hafta ben bakmak zorunda kalmıştım.
Düşüncelerle kafamı cama yasladım ve yolu izledim biraz sonra dönüm noktamı yaşayacağımdan habersiz...
