"Neden bana Felixle sevgili olduğunu söylemedin?"
Hyunjin duyduğu soruyla şaşırarak gözlerini büyütmüş ve Felixe bakmıştı. Gözleriyle adeta 'kim söyledi bunu?' Diye soruyordu Felixe.
"Teyze? Sen bunu nerden biliyorsun?"
"Nerden bildiğim önemli değil. Önemli olan böyle bir şeyi bana söylememiş olman!"
"Söyliyicektim. Hem daha dün sevgili olduk."
" Tamammm sadece şaka yapmıştım. "
Dedi bayan Aeri Hyunjine sarılırken. Hyunjinde hemen karşılık vermişti kendisine sarılan kadına.
"Başka bir şey söylemiycekmisin?"
"Ne diyim? Felixten iyisinimi bulucaksın? Hem seni sevdiğini de biliyodum asıl başkasıyla sevgili olsaydın Felix oğlumun haline üzülürdüm."
"Çok boş yaptınız hadi yemek yiyelim artık. Açım ben!"
Her kes kıkırdamış ve Jisungu daha fazla kızdırmamak için sofraya oturmuştu
(***)
"Hadii! Sıra hediyelerde!"
İlk önce Seungmun vermişti hediyesini. Sarı renkli kutuyu bayan Aeriye uzatıp konuşmuştu.
"Umarım beğenirsiniz."
Kadın gülümsemiş ve küçük sarı kutuyu açmıştı. İçinden oldukca güzel bir saat çıkmıştı. Bayan Aeri yüzündeki geniş gülümsemeyle saati kutusindan çıkartmış ve yakından bakmıştı.
"Çok güzel. Teşekkürler oğlum"
"Ne demek."
Diye karşılık vermişti Seungminde kadına. Seungminin ardından felix vermişti hediyesini. Felix kalp şeklindeki kırmızı kolye kutusunu karşısındaki kadına verip gülümsemişti. Bayan Aeri kutuyu açıp içindeki gördüğü kolyeye hayranlıkla baktı.
"Bu çok güzel."
Diye mırıldandı üzerinde küçük mavilikler olan bir çift melek kanadı şeklindeki gümüş kolyeye bakarken.
"Takabilirmisin?"
Diye sormasıyla Felix hemen kolyeyi almış ve kadının boynuna takmıştı.
" Çok teşekkürler oğlum."
"Rica ederim"
Felixten sonra Hyunjin heyecanla elindeki büyük pembe kutuyu kadına vermiş veheyecanla konuşmaya başlamıştı.
"Umarım beğenirsiniz"
Bayan Aeiri kutuyu ağır olduğundan dolayı masaya koymuş ve kapağı yavaşça kaldırmıştı.
Kadın kapağı açtığı zaman gördüğü kar küreleri ile gözlerini büyütüp Hyunjine baktı.
"Beğendinmi?"
"Tabikide çok teşekkürler."
Diyip Hyunjine sarılmıştı. Bir az daha sarılma faslından sonra her kes Jisungun hediyesini vermesini beklemeye başlamıştı.
"Jisung hadisene!"
Diye Jisungun yanında duran Seungmin yavaşca fısıldamıştı.
"Tamam be!"
Deyip hediyesini verdi annesine. Bayan Aeri merakla elindeki paketlenmiş kitap gibi duran hediyeye baktı. Yavaşca paketi açmış ve içindekine bakmıştı. Paketin içinden üstünde büyük harflerle 'Aeri' yazan albüm vardı.
"Jisung? Bu ne oğlum?"
Jisung gülümsemiş ve annesinin ellerini tutup konuşmaya başlamıştı.
"Anne size söylemedim ama çok yakında yeni bir albümüm çıkıcak. Bende Albümün ismini bana bu konuda en çok destek olan kişinin ismini koymak istedim."
"Oğlum..."
Dedi dolu gözleriyle bayan Aeri.
"Birde albümün içinde senin için yazdığım bir şarkı var."
Diye ekledi Jisung. Karşısındaki kadınsa göz yaşlarını tutamamış ve ağlamaya başlamıştı. Anne oğul sarılıp ağlarken aralarında tıpkı onlar gibi ağlayan biri daha vardı.
Hyunjin kimseye haber vermeden hemen arka bahçeye çıktı ve hemen görünmiyiceği bir yere oturdu. Sessizce göz yaşı döküyordu. İçerdeki manzara ona ne kadar şansız olduğunu yeniden hatırlatmıştı.
O asla annesiyle bu kadar yakın olmamıştı, olamıycaktıda bunu biliyordu. Ailesi her zaman işlerini her şeyden önce tutmuşdu. Hyunjini daha 8 yaşındayken bile işleri için evde yalnız bırakıyolardı. Ailesiyle birlikte zaman geçirip eğlenmek onun için her zaman ulaşılmaz olmuştu. Onlara kızmıyordu zaten artık ikiside umrunda bile değildi ama yinede bazen kendine acıyordu işte. Bazen arkadaşlarını ve sevgilisini kıskanmadan edemiyordu sonrada daha çok suçluluk duyuyordu onları kıskandığı için.
Felixden~
Hyunjinin yanımdan kalkıp gittiğinden beri onu bekliyordum. Neden gittiğini biliyordum. Onu ağlarken görmemi istemediğini bildiğim için yanına gitmiyordum ama bir taraflarım gitmemi söylüyordu. Aslında haksızda sayılmazdı yanına gidip ona destek olmalıydım sevgilisi olarak ona bunu bile yapamazsam neden sevgilisiyimki.
Ayağa kalktım ve arka bahçeye ilerledim. Gördüğüm bedenle derin bir nefes aldım ve yanında oturup miniğime sarıldım.
"Üzgünüm... seninde partini mahv ediyorum."
Burnunu çekerek söylediği şeye gülümsedim. Oysa boynuma sarılıp kafasını göğsüme gömmüş ağlamaya devam ediyordu.
"Sorun değil. İçerisi zaten sıkıcı. Jisung sabahtan beridir hediyesiyle böbürleniyor."
Dediğimle kıkırdamış ve kafasını kaldırıp gözlerime bakmıştı. Kızarmış burnu ve dudakları, ıslanmış kirpikleri ve parlayan gözleri... Sevgilim her haliyle mükemmeldi. Bu haliyle bile tapılası gözüküyordu. Gözlerinin anlık dudaklarıma inmesiyle gülümsedim ama bu o kadar da masum bir gülümseme değildi. Çenesinden yavaşca tutdum ve önce dudaklarına ardından da gözlerine baktım izin alır gibi. Hyunjinin yüzünde yaranan saniyelik belli belirsiz gülümsemeyle onu kucağımda oturtdum ve dudaklarımızı birleştirdim. Dudakları fazlasıyla yumuşak ve dolgundu. Bu hisse bayılmıştım. O gözlerini kapatmış sadece onu yönlendimeme izin veriyordu. Sevgilimin ne kadar masum olduğunu burdan bile anlıya biliyordum. Öpüşmeyi bilmiyordu. Ve bu bana onun çoğu şeyde ilki olduğumu hatırlatıyordu.
O gözlerini kapatsa bile ben onun aksine gözlerimi kırpmıyordum bile. Bu açı sevgilimi sadece benim göre biliceğim bir açıydı. Bana özel bir açı. Sadece benim onu bu kadar yakından göre biliceğim bir açı. Onu bu kadar yakından görmek benim için cidden de paha biçilemezdi. Hyunjin her zaman kız erkek her kesin arzuladığı kişiydi ve fazla masum olduğu için etrafındakilere hemen kanıyordu. Buda ona karşı olan koruma iç güdümü harekete geçiriyordu. Onu bir kutuya haos etmek sadece kendime saklamak istiyordum. Fakat bunun bencillik olduğunun pek ala farkındaydım.
Ben dudaklarını ısırırken o sadece dudaklarımı kendi dudakları arasında tutmaya çalışıyordu. Dudaklarını emiyor bazende ısırıyordum. Her ne kadar araya dilleride karıştırmak istesemde bunun onun hoşuna gitmiyiceği ihtimalini düşünüp bu fikrimdrn vaz geçmiştim. Onu böyle bur şey yaparak şimdidrn kendimden soğutmak istediğim son şey bile değildi. Nefessiz kaldığını anladığımda yavaşca ondan ayrıldım. Öpüşmeyi bilmediği için utanmış ve kızarmıştı üstelik bebek gibi yüzünü kapatmaya çalışıyordu. Tanrım her hareketi nasıl bu kadar tatlı olabilirdi?
"Bebek gibisin güzelim, benim bebeğim."
Hyunjin kafasını dediğm şeyle kaldırdığı zaman tam ikinci kez dudaklarımızı birleştiricektimki gelen bağırışla Hyunjin daha da utanıp boynuma sarılmış ve kafasını boynuma gömmüştü yeniden. Bense gözlerimi büyüterek bağıran Jisunga bakıyordum.
"Anne bu ikisi evinde yiyişiyolar!! Onları kovman gerek!"
*****************************
Jisung sen her şeyi bozmadan duramıyon demi?
İlk defa böyle bir şey yazdım bok gibi oldu zaten bölüm de kptü oldu. Böyle şeyleri hiç yazamıyom ya. Yazarken bile aşırı utandım SMDÇAÇFÇEÇA
Neyse
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın!
Görüşürüzz
Sizi seviyorum♡♡♡

