ÖNCELİKLE BİR BİLGİLENDİRME İLE BAŞLIYORUM, BU KURGU SKZ KARAKTERLERİYLE İLGİLİ FAKAT AYNI KURGUYU AYNI KONU VE ANA KARAKTERLERİ KULLANARAK BİR HİKAYE DAHA YAZACAĞIM SKZ ÜYELERİ OLMADAN. YANİ AYNI KONUYU HİKAYEYİ VE KARAKTERLERİ KULLANACAĞIM BİR BAŞKA LİSE VAMPİR KURGUSU DA OLACAK, PROFİLİMDEN ESERLERİMDEN ULAŞABİLİRSİNİZ!
Valentina, Lisenin son yılının ilk günü olduğu için sabah heyecanla uyandı. Okul için hazırlandı ve aşağıya indi. Mutfağa girdiğinde Abisi Matthew (Matt) ve kardeşi Tylor kahvaltı ediyordu. Abisi Valentinayı görür görmez yüzünde sıcacık bir gülümseme belirdi, Tylor ise kalktı ve ablasının yanina giderek yanağına bir öpücük kondurdu.
Matt: Günaydın güzelim. Nasılsın?
Valentina: İyiyim Matty, sizede günaydın.
Aralarında iki yal vardı falat Valentina ve Tylor baEn Matt’e Matty diyorlardı.
Tylor: Bu gün okulun ilk günü. Seneye son sınıf oluyorum. Çok iyi!
Valentina: Benimde okulum bitiyor! Çok heyecanlı.
Matt: Hadi kahvaltınızı edinde sizi okula bırakayım.
Matt cümlesini bitirir bitirmez kapı çaldı.
Valentina: Rebecca gelecekti!
Diye bağırıp hemen kapıyı açtı. Rebecca ve Brian içeri girdiler. Rebecca ile Valentina sarılırken Brian ile Tylor erkeklere has şekilde tokalaştılar.
Rebecca: Hadi kızım! Çıkalım bir an önce. İlk gün kutlamaları var hemen gidelim okula!
Valentina: Tamam tamam biz hazırız zaten. Abim bıraksın hepimizi
Valentina Matt’e döndü
Valentina: Mattyy bizi bırakır mısınn?
Matt: Bırakırım tabiiki. Hadi çıkalım. Selam Rebecca, naber Brian?
Evden çıktılar ve okula geldiler. Matt ise biraz yanlarında okul bahçesinde takıldıktan sonra yanlarından ayrıldı. Matt gittikten sonra Tylor ve Brian okulun içine girdiler, kızlar ise nasıl olsa derslere katılmayacağız diyerek bahçede etkinliklere bakmaya devam ettiler.
Gezinirken ilgilerini çeken bir yarışma etkinliği oldu ve katılmaya kadar verdiler. Yarışma içki yarışmasıydı, belirli bir miktardaki içkiyi en kısa sürede içenin kazandığı bir yarışmaydı. Rebecca ile Valentina yarışmacı yerlerine geçtiler fakat birbirleriyle yarışmak istemedikleri için karşılarına gelecek rakibi beklemeye koyuldular.
Birkaç dakika sonra kalabalığın içerisinden sıyrılan iki tane genç adam kızlara doğru yürümeye başladılar. İkiside aynı boylardaydı, ikiside oldukça uzundu. İkiside oldukça beyaz tenliydi ve saçları koyu kahve, siyah arasıydı. İkisininde vücudu oldukca yapılı duruyordu. Bir tanesinin gözleri siyah denilebilecek kadar koyu kahveydi. Diğerinin gözleri ise gri denilebilecek bir koyu mavi tonuydu. Koyu kahve gözlü çocuk Valentinanın yanına, gri gözlü çocuk ise Rebeccanın yanına geçti. Yarışmanın başlaması için dördünün de önüne on tekila bardağı tekila geldi, önlerine de tabakta tuz ve limon geldi. İlk bitiren masada duran zili çalıyordu. Hazırlıklar tamamlanırken yoğun bir kalabalık toplanmıştı izlemek için. Yarışmayı düzenleyen çocuklardan birisi Valentinanın olduğu gruba diğeride Rebeccanın olduğu gruba gitti, geri sayımı yaptılar ve ellerindeki kronometreyi başlattılar.
Valentina’dan
Yanıma gelen çocuk benden oldukça uzun, çok hoş yüzlü bir çocuktu. Bir an gözgöze gelmiştik ve o an bütün içimi buz gibi bakışları kaplamıştı, yanımda durduğu anda içim ürpermişti. Hislerime çok güvenirdim ve o çocukta garip birşeyler vardı. Yanımda dururken bile kasları belli olacak kadar yapılı bir vücudu vardı. Yarışma başlamadan önce eşini uzattı tokalaşmak için. İlk başta uzattığı ele baka kaldım sanki ne yapacağımı unutmuş gibi. Bir anda hafif bir başka ürpertiyle ufak şekilde titredim ve bir anda kendime gelerek uzattığı eli sıktım. Elimi sıkarken ağzından birkaç kelime çıktı
Çocuk: İyi şanslar dilerim.
Gözlerine baktım ve kendime duyduğum büyük bir güven ile konuştum.
Valentina: Asıl ben şans dileyeyim, ihtiyacın olacak.
Çocuk dudağının kenarıyla hafifçe sırıtarak güldü. Beni küçümsemiş miydi o?
Çocuk: Öyle diyorsan…
Dedi ve ellerimiz ayrıldı falat ellerimizin ayrılmak zorunda olması beni üzmüştü. Rebecca ile göz göze geldik ve bakışlarından onunda yanına gelen çocuğu beğendiğini anlayabiliyordum.
Geri sayım biter bitmez ikimizde önümüzdeki tekila bardaklarına saldırmıştık. Yanımdaki çocuk bana kıyasla daha rahat ve acelesi yokmuş gibi gözüküyordu fakat buna rağmen çok hızlıydı. Birinci bardağı hemen hemen aynanda dikip anında ikinci bardağı elimize aldık. İkinci bardağı da hemen hemen aynanda elimizden bırakmıştık fakat yanımdaki çocuk üçüncü bardakta beni geçmeye başlamıştı. Hızlanmam gerekiyor diye düşünerek daha dördüncü bardağı masaya koymadan beşinciyi elime aldım ve yuttuğum gibi diğer bardağı diktim. Yedinci bardakta ise yanımdaki çocuğun tek bardağı kalmıştı. Tam ben sekizi bitirip dokuza geçmiştim ki, yanımdaki çocuğun zili çaldığını duydum. Kaybetmek moralimi bozmuştu çünkü içki konusunda kaybedeceğimi düşünmezdim.
Rebecca ile yanındaki çocuğa baktığımda durumlarının bizden farksız olduğunu görmem beni çok daha fazla şaşırtmıştı çünkü ben kaybetsem bile Rebecca nasıl kaybedebilirdi, aklım almıyordu. İzleyicilere baktığımda da neredeyse hepsinin bize daha doğrusu yanımızdaki çocuklara şaşkınlıkla baktıklarını gördüm.
Yavaşça yanımdaki çocuğa döndüm. Yine sırıtarak bana bakıyordu. Fena gıcık olmuştum beni küçümsemesine ve onu yenemediğim için çok daha sinirle dolmuştum.
Valentina: Tebrik ederim. Nasıl olduğunu anlamadığım şekilde yendin beni.
Çocuk: Bende seni tebrik ederim. Kendine olan güvenin çok hoşuma gitmişti oysaki. Yanlız itiraf edeyim, seni yenmekte bu kadar yüksek performans sarfetmem gerekeceği aklımın ucundan geçmezdi.
Tam ona cevap verecektim ki yarışmayı izleyenler bize doğru gelip yanımıza toplanırken Rebecca ile yanındaki çocuk ortaya doğru çıktı, bizde onlar gibi ortaya, yanlarına doğru çıktık ve kalabalıkla buluştuk. Rebecca ile yan yana gelip bakışlarımızdaki şaşkınlığı paylaştığımızda bize doğru gelen arkadaşlarımız Daniel ve Henry’yi gördük ve onlara doğru bir iki adım atarak yan yana geldik.
Daniel ve Henry sınıftaki en yakın arkadaşlarımızdı ve sınıfta dörtlü bir gruptuk. Daniel, aynı zamanda Rebecca’nın eski sevgilisi Adam ile yakın arkadaştı. Lisenin ilk seneleri grubumuz dört kişi değil yedi kişiydi. Ben, Rebecca, Henry, Daniel, Adam, Lucas ve Amanda. Adam ile Rebecca lisenin ilk yılı sevgili olmuşlardı ve Lucas ile Amanda’da sevgiliydi. Adam ile Rebecca ayrıldığında arkadaşlığa devam ederler ve grubumuz dağılmaz diye düşünmüştük fakat çok kavgalı şekilde ayrılmışlardı ve aynı arkadaş grubunda bile kalamayacak seviyedelerdi. Anlaşma şeklinde grubu ayırma gibi bir durum yaşanmamıştı fakat kendiliğinden gruplaşmalar ile grubumuz ikiye bölünmüş ve birbirine düşman iki grup haline gelmişti. Ben Henry ile çocukluktan arkadaştım ve bu yüzden aramızdaki arkadaşlık diğerlerinden çok daha eskisine dayanıyordu, ikimiz içinde birbirimizin yeri diğerlerine göre ayrıydı. Bende Rebecca ile çok yakın olduğumuzdan ayrılıklarında hep Rebecca’nın yanında oldum. Henry de beni bırakmayacağından Henry ile benim tarafım başından beri belliydi. Daniel ise Adam’la da yakındı fakat Henry ile daha yakın olduğundan ve az da olsa Rebecca’ya karşı hisleri olduğunu düşündüğümüzden bizim tarafımızdaydı. Lucas ile Adam kendi içlerinde zaten hep çok yakın olmuştu, Amanda da sevgilisini tercih etmişti bizim yerimize ki bunun için onu asla suçlamamıştık, Amanda ile bir sorunumuz yoktu fakat başta Adam olmak üzere o iki erkek bize laf atmaya başlamışlardı bu sene başında ve kendi aramızda küçük bir laf dalaşı düşmanlığına girmiştik. Tahmin edebileceğiniz üzere onlarla hâlâ arkadaşlığını sürdüren birtek Daniel vardı aramızdan. Her neyse, konumuza dönelim; Daniel ile Henry yanımıza geldi.
Daniel: Hasta falan mısın yoksa rüyada mıyım Becca? Nasıl oldu da içki oyununda yenildin sen?
Henry: Biz Tina (bazen bana Tina diyorlardı) bile asla yenilmez derken şu ikisi Becca’yı bile geçtiler gerçekten.
Bu kadar şaşırmıştık çünkü Rebecca geçen senenin okuldaki en hızlı içki içme şampiyonuydu. Ve önceki yılda da bu şampiyonluğu vardı. İki yıl boyunca hiçkimse Rebecca’yı geçememişti bu konuda.
Rebecca: Nasıl olduğunu bende anlayamadım ki. Rahat rahat başlamıştım nasıl olsa yenerim diye, bir baktım herif dördüncüde geçti beni, hızlı moda geçtim. Beşte ve altıda yakalar gibi oldum ama en hızlı performansıma geçmeme rağmen lavuk yedinciden itibaren fark attı.
Becca’nın somurtarak söyledikleri üzerine dördümüzün gözleri de o iki çocuğu dikkatle izliyordu. Hızlı içmelerini havalı bulan kızlar çocukların etrafına doluşmuşlardı. O çocukları daha önce hiç görmemiştim ve geçen sene bizim okuldan olduklarını sanmıyordum.
Valentina: Bu çocuklar kim? Onları daha önce hiç görmedim.
Henry: Bende görmedim bunları. Bu sene yeni mi gelmişler Daniel?
Daniel okuldaki herkesi tanır ve okulla ilgili herşeyi, her dedikoduyu ilk öğrenirdi. Babası okulun yönetim kurulu başkanı ve Tarih öğretmenimizdi.
Daniel: Babam nereden geldikleri bilinmeyen birkaç öğrenciden bahsetmişti ama iki kişi değillerdi daha fazlalardı. Ne anneleri ne de babaları gelmiş kayıt yaptırmak için, sadece kendileri halletmişler kayıt işlerinin hepsini. Kendileri hakkında verdikleri tek bilgi de farklı bir eyaletten geldikleriymiş.
Çocuklara bakmaya devam ederken o ikisinin kalabalıktan sıyrıldığını ve altı kişinin yanına gittiklerini gördüm. Sekiz kişi olmuşlardı. Hepsinin boyları uzundu ve hepsi açık tenli, koyu renk saçlıydı.
Becca: Sekiz kişi oldular. Baban bunlardan mı bahsetmişti acaba? Hepsini hayatımda ilk kez görüyorum.
Daniel: Evet, babam sekiz kişiden bahsetmişti şimdi hatırladım. Bunlar olabilir çünkü etrafta başka kalabalık ve yabancı simalarla dolu bir grup yok. Ve baksanıza çoğu kişi bu sekizliye bakarak konuşuyor herkes ilk kez görmüş.
Henry: Bir isim takalım şunlara da dedikodu yaparken kolay olur.
Bunun üzerine dördümüzde gülüşmüştük. İsim takma olayının bizim içimizde ayrı bir esprisi vardı çünkü bir ara bu olaya o kadar takmıştık ki önümüze gelen herkese isim takmaya başlamıştık ve en sonunda o kadar çok isim takmıştık ki isimler aklımızda duramaz olmuştu.
Valentina: Tamam, hepsi bembeyaz tenli uzun ve çekici. Vampirler diyelim.
Bunu demem üzerine Becca kıkırdadı.
Rebecca: Tina, siz o çocukla ne konuştunuz? Kendisi hakkında birşeyler söyledi mi?
Valentina; Hayır, tek konuşmamız onun beni yenmesi üzerineydi. Beni küçümsedi ve çok gıcık oldum.
Henry: Siz acaba gidip tebrik ayağına konuşsanız mı biraz vampirlerle? Hem belki onlar hakkında birşeyler öğrenirsiniz?
Daniel: Kim olduklarını bilmiyoruz, azda olsa fikrimizin olması iyi olur ama kızları tek mi göndereceğiz sekiz yabancının arasına? Bizde onların yakınına gidip izleyelim.
Bunu demesi üzerine Becca ile aynı anda göz devirerek itiraz edecektik ki Henry bizi böldü.
Henry: Evet, bencede gelip izleyelim. Sizde hiç boşuna ısrar etmeyin, sizi sekiz yabancı vampirin arasına tek göndermeyeceğiz.
Henry’nin gözlerime bakarak net konuşması üzerine ne kadar ısrar etsek de işe yaramayacağını anlayarak göz devirdim. Becca ise küçük bir çocuk gibi suratını astı ve kaşlarını hafif çattı. Bu, Henry ve Daniel’i azarlama suratıydı.
Rebecca: Çocuk muyuz biz? Ne o öyle bakıcı gibi peşimizde dolanmalar?
Daniel ve Henry küçük bir an göz göze geldi, ikiside anlamıştı Becca’nın onları uzun süre azarlamaya başlayacağını. Daniel, Henry’ye göz kırptı ve Becca onları azarlamaya devam ederken Becca’nın arkasına geçerek avucu ile Becca’nın ağızını kapatarak onu susturdu. Becca, Daniel’in bu yaptığına daha da sinirlenirken Henry ile ben bakışıp kahkaha atmaya başlamıştık.
Becca, Daniel’e daha da sinirlenmişti ağzını bırakmadığı için. Bunun üzerine Daniel bıraksın diye debenlenmeye başlamıştı ve kaçmaya çalışıyordu. Daniel Becca kızgınlıktan deliye dönmüşken elinden kaçmasın diye kolunu Becca’nın beline sararak karnından kendisine çekmiş ve Becca’nın sırtının kendi karnına çarpmasını sağlamıştı. Bu şekilde Becca hiç kaçamaz olmuştu ve ağzı da kapalı olduğu için birşey de söyleyemiyordu. Gözleri aniden kahkaha atmaktan boğulacak hale gelen Henry ile bana kayınca kızgınlıkla bana baktı ve Daniel’i pataklamamı gözleriyle söyledi. Rebecca’nın gözleriyle verdiği işaretler sonucunda gülmemi dizginlemeye çalışarak yaklaştım ve Daniel’in Becca’nın ağzındaki elini çektim. Bunun üzerine Becca Daniel’in elini ısırdı ve Daniel gülerek ve birazda acıyla geri çekildi. Henry ise hâlâ gülüyordu. Becca ilk önce gidip Daniel’in koluna vurdu birazcık. Daniel ise şakasına canı acıyormuş gibi yaparak Becca’dan uzağa kaçtı. Rebecca’nın gözleri ise birden kahkaha atan Henry’ye döndüğünde Henry farketti ve gülmesini durdurmaya çalıştı yoksa Becca onuda pataklayacaktı.
İkiside Rebecca’nın sinirli bakışları sonucunda sustuğunda Becca konuştu.
Rebecca: İyi! Ne yapacaksanız yapın.
Bana döndü ve konuşmaya devam etti
Rebecca: Haydi Valentina. Yürü gidip şunlarla konuşalım çocuklar gitmeden.
Valentina: Tamam, hadi gidelim.
Bunu demem üzerine dördümüz de çocuklara doğru yürümeye başladık. Henry ve Daniel birkaç adım sonra bizden biraz ayrılarak vampirlerin yani vampir ismini taktığımız çocukların oturdukları bankın yanındaki banka doğru yürümeye başlamışlardı. Becca ile birlikte çocuklara doğru adımlarımızı atıyorduk.
BÖLÜM SONU!!! UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR, BU BÖLÜM İLK BÖLÜM OLDUĞUNDAN VE KARAKTERLERİ TANITMAM GEREKTİĞİNDEN BİRAZ UZUN BİLGİLER VERMİŞ OLABİLİRİM AMA SONRAKİ BÖLÜMLERDE AKIŞA DAHA DÜZGÜN ODAKLANACAĞIZ. LÜTFEN BÖLÜMÜ BEĞENİN VE YORUM YAZIN, BEĞENMEK SİZİN İÇŞN TEK TUŞ FAKAT BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ.