İçeriğe geç

SIZINTI

Bölüm 1 · 3 dk okuma

SIZINTI

Bölüm 1

KLASÖR 0

Cresswell Üniversitesi’nin idari binasının altında, resmi kayıtlarda "Arşiv Deposu" olarak geçen ama öğrencilerin yalnızca Mahzen dediği rutubetli bir oda vardı. Duvarları küflü kitaplarla, eski dönem yıllıklarıyla ve tavanından sarkan titrek floresan lambalarıyla bezeliydi. Burası doğaüstü güçlerin ya da gizli tarikatların yeri değildi; burası tamamen iki köklü, birbirine düşman üniversitenin zekâ, prestij ve bilgi savaşı yürüttüğü o klasik, elit "akıl oyunları" merkeziydi.

Iris Vesper, o masanın ucunda, bacaklarını altına toplayarak oturuyordu. Üzerinde her zamanki gibi bol, dikişleri sökülmeye yüz tutmuş simsiyah bir hırka ve dizleri yırtık bir kot pantolon vardı. Saçları, yüzünün yarısını gizleyen dağınık simsiyah perçemleriyle omuzlarına dökülüyordu. Dışarıdan bakıldığında, kampüsün kalabalığından kaçan, insanlarla göz teması kurmaktan nefret eden, kendi halinde tekinsiz bir kızdı o ama zihni tam bir cehennemdi.

Iris’in beyninde doğduğu günden beri eşzamanlı olarak çalışan yüzlerce sanal klasör vardı. Kimsenin fark etmediği detayları, insanların mimiklerindeki o milisaniyelik değişimleri, havada asılı kalan yalanları saniyeler içinde analiz eden klasörlerdi. Bir insan onunla konuşurken, Iris onun bir sonraki cümlesini, o cümlenin altındaki asıl niyeti ve o niyetten kaçabileceği beş farklı senaryoyu aynı anda yazabilirdi. Bu zihinsel hız ona muazzam bir hazırcevaplık veriyordu; gerektiğinde tek bir kelimeyle karşısındakini yerin dibine sokabilirdi. Ancak bu asiliğin ve keskin zekanın hemen altında, kalabalıkların arasında nefesini kesen o kronik çekingenlik yatıyordu.

O, sadece yalnızken güvendeydi.

"Bunu bana yaptıramazsınız," dedi Iris. Sesi, sigara dumanından hafifçe pürüzlüydü ama netti. Gözlerini botunun ucundaki çamur lekesine dikmişti. "Redvers’ın o elit, şampanya kadehini serçe parmağını kaldırarak tutan tiplerinin arasına karışamam. Ben kalabalıkta yürürken omuzlarını içine çeken biriyim, Jay. Fark edilirim!"

Cresswell’in Öğrenci Konseyi Başkanı olan Jay, masanın diğer ucundan ona doğru kalın bir dosya fırlattı. Dosya, tozlu masanın üzerinde kayarak tam Iris’in dizinin dibinde durdu. Üzerinde kırmızı, büyük harflerle bir isim yazıyordu: EVAN LEE.

"Fark edilmeyeceksin, çünkü bu sefer zihnini bir silah olarak kullanacaksın," dedi Jay, ses tonunu manipülatif bir sakinliğe bürüyerek. "Redvers Üniversitesi, bu yılki kuruluş haftasının ardından tüm eski fiziksel konsey arşivlerini, şifreli dijital ağlara aktarıyor. Yani Cresswell’in geçmişine, Redvers ile olan o karanlık ve kirli rekabetimize dair tüm kanıtları yok edecekler. O belgeleri bu gece, o baloda, konsey ofisinden almak zorundayız. Oraya sızabilecek, yakalandığı an beş farklı yalanı aynı saniyede gerçeğe dönüştürebilecek tek insan sensin, Iris."

Iris elini yavaşça dosyaya uzattı. Kapağı kaldırdığında karşısına çıkan ilk şey, vesikalık bir fotoğraftı.

Evan Lee. Redvers Üniversitesi Öğrenci Konseyi Sekreteri.

Fotoğraftaki çocuk; hırslı, zengin ve tehlikeli züppe estetiğini tamamen üzerinde taşıyordu. Jilet gibi bir takım elbise, kusursuz taranmış maviye çalan koyu renk saçlar ve yüzünde insanı yanlışlıkla güvende hissettirecek kadar yumuşak, sakin bir tebessüm.

Ama gözlük camlarının arkasındaki o mavi gözler ölüydü.

"Bu çocuk kim?" diye sordu Iris, zihnindeki Evan Lee'nin Yüz Analizi dosyasını anında açarak. "Gülüşü sahte. İnsanları rahatlatmak için tasarlanmış bir maske gibi."

"İşte bu yüzden sen gidiyorsun," dedi Jay ciddiyetle. "Evan Lee, Redvers’ın beynidir. İnsanları zor duruma sokmaktan, derin sırlarını yüzlerine vurmaktan ve bundan sapıkça bir zevk almaktan hoşlanır, eğlenceye düşkündür Iris ama onun eğlence anlayışı partilemek değil; bir insanın zihnini darmadağın edip karşısında o flörtöz, alaycı gülüşüyle durmaktır. Onun bakışlarına yakalanan herkes, beyninin içinin resmen okunduğunu söyler. Dikkatli ol."

Iris, hırkasının kollarını çekiştirerek ellerini tamamen sakladı. Çenesini kaldırdı, gözlerindeki o asi pırıltı Demir’e meydan okuyordu ama kalbinin ritmi çoktan yüz seksen sınırına dayanmıştı. "Benim zihnimdeki klasörleri okuyamaz," diye fısıldadı. Bu, Iris Vesper’ın o gece söylediği ilk ve en büyük yalandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.