Önsöz
Çoğu insan vicdanı birkaç kelime ile anlatır sadece…
Fakat vicdan hayal edemeyeceğimiz kadar büyük yer kaplar hayatımızda…
Bir çocukla oyun oynamak, bir insana gülümsemek, bir taşı yoldan almak…
Ve bazen vicdanın sonu büyük sıkıntılara yol açar...
Son beş… Son dört… Son üç… Son iki ve sonuncu şınavla beraber kendini yere bıraktı genç kız. Onunla dalga geçen arkadaşına ölümcül bakışlarını yollarken bakışlarını gökyüzüne çevirdi. Orada neden huzur bulduğunu bilmemesine rağmen içi yıllardır olduğu gibi huzurla doldu. Bilinmezliklerden nefret ederdi. Nefret edilen şeylerde huzuru getirebilir miydi?
‘’Tekrar ediyorum inan bana Buğra’nın sıfatının darmadağın hali kadar hiç bir şey beni eğlendiremezdi. Ta ki Gökhan Hoca’nın ‘sen daha çok vurmuşsun’ diyerek sana 70 Buğra’ya ise 40 şınav çektirmesine kadar. Yüz yıllarca izin verseler yüz yıllarca gülebilirim.’’
Buğra okulda ki zorbalardan biriydi. Bir öğrencinin küçücük kız kardeşi ile alay etmişler bir de üstüne bu iğrenç düşünceleri sosyal medyada kızın fotoğrafı ile yayınlamışlardı. Kız sadece 10 yaşındaydı…
Sonrası bir iki yumruk tekme…
Bu tamamen vicdansızlıktı, adilikti, ölümü hak eden insanların yaptığı şeylerdendi. Tek tesellisi kızın bu olaylardan haberi olmamasıydı.
Genç oğlanın gülmesinin nedeni komik olması değildi. Bir önce ki gün onu sinirlendirdiği için sahte bir şikâyet ile 50 şınav çekmişti. Ne vardı ki sanki kafasını tavuk gövdesinin üzerine koyarak yanlışlıkla sınıf grubunda paylaştıysa yani. Ama intikamı bizzat Gökhan Hoca tarafından alınmıştı.
Bu sefer sert bakışlarından yollamak yerine eline aldığı taşı kafasına yolladı. ‘’Ulaş senin tavuk bedenindeki fotoğrafını acaba okul grubuna mı atsam?’’ dedi ardından düşünüyormuş gibi davrandıktan sonra ‘’…ya da direkt winx kıyafeti giydiğin çocukluk ve 20 yaşındaki fotoğraflarını mı atsam.’’ dedi. Bir ara şişe çevirmece oynarken yaşanan olayı yüzüne vurdu Ulaş’ın.
Cesaretlilik diyerek winx kıyafeti giyen Ulaş Kaya…
Fotoğrafını çeken Gizem Özsoy…
Bunu duyduktan sonra Ulaş ağzına hayali bir fermuar çekti. Tekrar bakışlarını gökyüzüne odakladı. Şu an tek istediği sıcak suyun altında bir duş almak dışında pek bir isteği yoktu. Odaya gitmek için ayaklandı. Kulaklıklarını kulağına taktığında Gökhan hoca yavaş adımlarla arkadan ona doğru geliyordu fakat genç kız bunu fark edemedi. Gökhan hoca genç oğlana doğru ‘’Bitirdi mi?’’ dedi.
Ulaş aslında derslerden yırtmak için Gökhan hocaya Çağla’ya güven olmayacağını bu nedenle şınavlarını saymak için bekleyebileceğini söylemişti. Hiç saymamasına rağmen Ulaş ‘’Evet hocam tam 70 şınav.’’ Gökhan hoca kafasını salladığında Çağla eşyalarını toplamayı bitirmiş yurda doğru yürümeye başlamıştı.
Odaya girdiğinde yeni oda arkadaşı yatağa yığılmış uyumakla meşguldü. Gizem belki de güvendiği nadir insanlardan biriydi. Pek bir şey anlatmamış olsa da anlatacağına emindi.
Banyoya girip duş aldıktan sonra eşofman takımını giyinerek odaya geçti. Fakat gördükleri sayesinde donup kaldı.
Gizem’in derisi kızgın demirle yakılmış ardından soyulmuştu. Değişik olan şuydu ki Gizem’in çığlıklarından öte herhangi bir çığlık sesi bile duymamıştı.
Ailesi tarafından böyle şeylere alıştırılmak için 9 yılını feda etmişti. 6 yaşından 9 yaşına kadar atletizm de derece yapmıştı. Günde sadece 6 saat uyumasına izin verilmişti. Tabii kıyıda köşede abisi sayesinde uyumuştu.
Abisi… Eh abi konusunu sonraya saklasak daha iyi değil mi? Ya da kimin umurunda şu an anlatmak istemiyorum.
9 yaşından 11 yaşına kadar tüm dövüş sanatları hakkında ders almış ayrıca bunlara tekrar derece yapmıştı. Eğitimi ise evde sürdürmüştü. Haftada maximum 30 dakika ile…
11 yaşından 15 yaşına kadar bıçak kullanma hakkında dersler gördü. Çoğu hedef tahtaları üzerindeydi. Sadece bazılarında bıçak hareketleri öğretilmişti.
17 yaşına kadar bir şeyler olmadı. Öğrendiği bazı şeyler ile ailesinin ona alışması için ölü, işkence gören ve ya işkenceden çıkmış insanlarla karşı karşıya koyması dışında. Abisi her seferinde karşı çıksa da önünde sonunda gidiyordu. Bilmiyordu ama abisi arkasından işleri yönetenlerin işine müdahale oluyordu. 17 yaşında atış eğitimleri başladı ta ki abisi onu bırakıp gidene kadar… Onun için her şey bitmişti sanki…
Abisini anlatmayacaktım değil mi her neyse…
Anlattığım gibi bu tür şeylere alışması için ailesi çabalamıştı fakat her seferinde abisi kalbini tekrar yumuşatmıştı.
Gözleri doldu genç kızın, boğazına oturan yumru, kalbine oturan sızı, dışarıdan gelen gülme sesleri… Genç kızı çığlık atmamak için tutan tek engel cesedin yanına bırakılmış siyah zarftı…