İçeriğe geç

Siyah Ve Beyaz

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Siyah Ve Beyaz

Bölüm 2

İlk Karşılaşma

Yarışma haberini aldığımdan bu yana 6 gün geçmişti bu sırada bir kafede iş bulmuştum haftanın 4 günü okuldan sonra garsonluk bazen de kasada çalışıyordum ayrıca kafenin okula yakın bir yerde olması ulaşımımı kolaylaştırıyordu. Kafe sakin bir mekandı çalışanları benim yaşlarımda. Burayı işleten Nergis Hanım' da tıpkı çalışanlar gibi güleç biri.Saat 3'te dersim biter bitmez kafeye gelmiştim. Mesaimin bitmesine yarım saat vardı kasadaki sandalyeye oturdum elime telefonumu aldım gelen mesajla birlikte kalbim hızla atmaya başladı;

Baba: "Paraya ihtiyacın var mı ?"

Sadece bunu yazmıştı aylar sonra sadece tek bir cümle,aramamıştı bile nasılısın demeden sadece 'paraya ihtiyacın var mı?'. Mesajı okurken boğazım düğümlendi gerçekten beni hiç merak etmiyor muydu? nasılım , nerdeyim bilmek istemiyor muydu?. Mesajına tek bir kelime ile yanıt verdim " Hayır " dakikalarca sohbette kaldım ama başka birşey yazmadı.

Daha sonra merakıma yenilerek Instagram'a girdim arama çubuğuna Yılmaz Karadağ yazdım karşıma çıkan profile bastım uzun bir süre profiline baktım, onu görmek geçmişimle yüzleşiyormuşum gibi hissettirdi öne çıkanlarında gezdiği ülkeler vardı hepsine baktım sonra ailem diye yaptığı bir öne çıkana bastım. Dakikalarca sayfasındaki fotoğraflara baktım. Mutlu bir aile vardı, babam gerçek anlamda mutlu görünüyordu. Güzel bir eşi vardı ismi Nilüfer birde küçük kız çocukları vardı. İçim yanıyormuş gibi hissettim. Aile bana çok uzak bir kavramdı yıllar önce benim ailem dağıldı, o sıcaklık o samimiyet fotoğraflardan bile anlaşılıyordu ama o resimde bana yer yoktu en çok bu canımı yakıyor.

mesaimin sonunda bitti önlüğümü çıkarttı personel odasına bıraktım herkese veda edip eve doğru yürümeye başladım. Telefonu tektar elime aldım babamın sayfasındaydım o fotoğraflar canımı yakıyordu neden baba neden,bana yetecek sevgin yok muydu neden terk ettin beni neden beni o kız kadar sevmedin. Sokağın karanlık olmasına güvenerek ağlamaya başladım .

Karşı kaldırıma geçecekken siyah bir Sedan bana doğru hızla geliyordu o keskin fren sesi geldi ve ardından araba çok sert olmayacak şekilde bana çarptı geriye doğru şertçe yere düştüm kolum altında kalmıştı yapabildiğim tek şey olduğum gibi yere yatıp hıçkırarak ağlamak oldu.

Arabadan hızlı bir şekilde iki adam çıktı.Biri kısa boylu,yaşlı,saçları beyazlamıştı diğer adamı göremedim. Yaşlı adam panikle titreyen bir sesle "iyimisiniz hanımefendi"diye sordu. Sadece kafamı salladım ama sesizce ağlıyordum aklımda yarışma vardı kolum zarar gördüyse çalışmayı yetiştirmezdim.

Toparlanmaya çalıştım ayağa kalktım geriye doğru sendelediğimde arkamdan bir kol beni belimden yakaladı hızlıca geri gittim arkamı döndüğümde arabanın arka kısmından çıkan adam vardı. Esmer tenliydi karanlıkta bile kahverengi gözleri açıkça kendini gösteriyordu.

"Ne yapıyorsun sen!" dedim sertçe. Adam teslim olur gibi ellerini havaya kaldırdı "Kötü niyetle olmadı refleks sadece" dedi. Adam büyük duruyordu 27-28 yaşlarındaydı tahminimce. Üzerinde beyaz bir gömlek vardı siyah desenli bir kravat takmıştı, boyu da benden hayli uzundu.

Gözlerim ıslak şekilde yerden telefonumu aldım acıyan kolumla çantamı alacakken bileğimin ağrısıyla yüzümü buruşturdum. Diğer elimle cantamı aldım ve topallayarak yürümeye başladım. Yaşlı adam arkadan " Nereye gidiyorsunuz" dedi şaşırarak. Sinirli bir şekilde "Hastaneye gidiyorum müsadenizle" dedim. Adam önce patronuna baktı patronu birşeye izin verir gibi başını salladı ve yaşlı adam:"Lütfen sizi bırakmamıza izin verin kendimi çok suçlu hissediyorum" adamın ağladığını görünce çok üzüldüm. "Sorun değil birşeyim yok endişelenmeyin" dedim daha yumuşak bir ses tonuyla. "Senin yaşında kızım var içim rahat değil seni böyle bırakamam en azından hatamı telafi edeyim kızım" dedi.

Hiç istemesemde kabul ettim arkada ben ve o adam oturuyorduk önde de yaşlı adam araba kullanıyordu. Telefonum çalıyordu ama çantamı açamadığım için yanımdaki adama baktım çantamdan telefonumu çıkartıp bana verdi ekrana baktım 'Baba' yazıyordu. İnanmadım ,beni aradığına o kadar şaşırdım ki kalbim yerinden çıkacak gibiydi yanımda tanımadığım insanlar varken açmak istemiyordum ama şimdi açmazsam bir daha ne zaman arar bilmiyordum.

Heyecanla titreyen ellerle telefonu açtım yanımdaki adam dikkatle beni izliyordu. " Alo baba" dedim titreyen bir sesle. Aylar sonra sesini ilk defa duydum "Lavinia nasılsın?" dedi. Sesini unutmaktan korkuyordum sonunda aradı beni. " İyim teşekkürler. Sen nasılsın? Londra'ya gittiğini duydum." dedim. " Evet yarın İstanbul'a geliyorum ama." dedi. Biliyordum sonunda beni ziyaret etmeye gelecekti biliyordum. Sesizce gülümsedim "Alo Lavinia orda mısın?" dedi. "Evet burdayım baba"dedim hala gülümserken. " Dediğim gibi yarın İstanbul'da olurum bir iş için geliyorum uzun bir süre kalacağım belki bir ara seninle görüşürüz" dedi. Tüm duygularım paramparça oldu demek benim için değil, iş için geliyormuş anında gözlerim doldu bu huyumdan nefret ediyorum. "Anladım iş için geliyorsun yani.Senin müsait olduğun bir zaman görüşelim lütfen, seni çok özledim baba " son sözlerimi söylerken sesim içine kaçtı gözlerimdeki yaşlar boşaldı." Umarım Lavinia görüşürüz." dedi " Görüşürüz baba" dedim ve telefonu kapattım. Arabanın en köşesine geçip sesizce ağladım bir yandan kolum acıyordu bir yandan babam kendimi tutamadım.

Birkaç saniye sonra yanımdaki adam yavaşça yan taraftan mendil çıkarttı ve sakince uzattı. Önce yüzüne baktım bana bakmıyordu gözleri yoldayı. Yavaşça mendili aldım ve gözlerimi sildim.

Sonunda hastaneye girdik acil kayıt bölümünde hasta girişimi yaptılar. Röntgen çekmek için iki kat aşağı inmemiz gerekiyordu asansöre doğru giderken yaşlı adamın telefonu çaldı. Adam telefonu açtı telefondaki kişiye işi olduğunu gelemeyeceğini söyledi ve telefonu kapattı önden ilerleyen adam " Evden mi aradılar?" diye sordu. Yaşlı adam "Evet efendim hanım eve gelmemi söyledi işleri hallettikten sonra gideceğim."

"Önemli değil sen evine git geç oldu ben küçük hanımla ilgilenirim." Küçük hanım mı ?! Kendisi kaç yaşında acaba? Yaşlı adam itiraz edecekken arkasını dönüp tekrar konuştu:"Ben hallederim dedim Muhsin." dedi. Adının muhsin olduğunu öğrendiğim adam patronuna minettle baktı ve yanıma geldi "Gerçekten çok özür dilerim kızım benim dikkatsizliğim hakkını helal et." dedi adamın üzüntüsü gözlerinden anlaşılıyordu. "Lütfen daha fazla özür dilemeyin amcacığım önemli değil ciddi birşeyim yok gibi." dedim gülümseyerek kolum feci ağrıyordu ama adamın üzülmemesi için bunları söyledim. Muhsin adındaki kişi gitti. İkimiz asansöre bindik adam kat numarasına bastı aramızda uzun bir sesizlik vardı. Adamın kokusu tüm asansörü doldurmuştu.

Röntgeni çekmiştik ve doktor odasındaydık doktor hafif bir burkulma olduğunu söyledi ve kolumu bandaj ile sabitliyordu o sırada doktora sordum:" iyileşmesi kaç günü alır yani ne zaman rahatlıkla kullanabilirim?" uzun bir süre olmaması için içimden dualar ediyordum. "iyileşmesi bir buçuk haftayı bulur." Şaşkınlıkla " Bir buçuk hafta mı? Olamaz ya" dedim üzülerek. Sonunda işimiz bitti ben ve o genç adam hastanenin bahçesinde çıktık ikimize kahve almaya gitmişti bende bir banka oturup onu bekledim.

Kolum bu haldeyken ne maketi hapabilirdim ne de kafeye gidebilirdim birde herşeyin içinde babamın araması ,söyledikleri. Bu gece benim için kabus gibiydi. Sonunda adam geldi. Kahvelerimizi içerken adama döndüm "Hastane masraflarını ödemeyeceğim haberin olsun" dedim. Adam " Benimde param yok ne yapacağız" diye cevap verdi. Fısıldayarak "Tamam o zaman çıkışımı yaptıkları gibi kaçalım." dedim adam o gür sesiyle kahkaha attı. "Hallettim ben çıkışın yapıldı ayrıca istediğin zaman gidebiliriz." dedi cevap vermedim gökyüzündeki yıldızlara bakıyordum. Adam yine konuştu:" Neden kolunun hemen iyileşmesini istiyorsun özel bir nedeni var mı?" diye sordu. Ona döndüm "Bitirmem gereken bir maket var süre zaten kısıtlı birde iki haftam gidecek" dedim. Adam "Mimarlık mı okıyorsun?" diye sordu ciddiyetle.

"Evet" dedim " Hangi üniversite?" "Tunç üniversitesi." dedim adam anlamadığım bir şekilde sırıttı. Birkaç dakika sonra ayağa kalktım "Geç oldu artık eve gitmeliyim" dedim. O da ayağa kalktı boyu şimdi daha net gözüküyordu benden uzundu ben kısa bir kadın değilim ama onun yanında kısa duruyordum. Arabaya bindik bu sefer ön koltuğa oturdum o da arabayı sürüyordu. Yol boyunca ikimizde tek kelime etmedik sadece evimi tarif ettim.

Sonunda evimin olduğu apartmana vardık kemerimi çözdüm arka koltukta uzanarak çantamı aldım kapıyı açıp dışarı adım atacakken arkamdan "İyi geceler Lavinia Hanım " dedi. İsmimi hastanede öğrenmişti ama ben onun ismini bilmiyordum "Size de iyi geceler desenli kravatlı beyefendi" dedim ve arabadan indim arkamdan yüksek sesle güldüğünü duydum utanarak hızlıca apartmanın girişine doğru yürüdüm. Gerçekten mi Lavinia bunu dedin mi off kendimi salak gibi hissediyorum. Ama kravatı dikkatimi çok çekmişti. Zümrüt yeşiliydi ve üzerinde altın renginde desenler vardı. Aman her neyse zaten bir daha yüzünü görmeyeceğim.

aynen kanka bir daha görmeyeceksin. Bu bölüm biraz uzun oldu umarım okurken zevk almışsınızdır.Diger bölümde biraz geçmişe gideceğiz 😭Hepinizi öpenzii babayın💋
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.