Gece o gün fazla heyecan yaşamıştı ve yarın böğürtlenleri yeniden toplamaya gitmeye karar verdi, sabah uyandığında daha öncesinde çeşmeden doldurduğu su şişesindeki suyla elini yüzünü yıkadı ve yola doğru bakan sol tarafında çeşmeyi gören, sağ tarafında ise bolca ağaç gören küçük penceresinden etrafı incelemeye başladı ta ki yaprak hışırtılarının sesleri gelene kadar, birisi yürüyordu. Hemde tamda Gece'nin ağaç evinin altında... pencereden ağaç evin altını göremeyen Gece aşağıya sarmaşık sarkıtıp inmek için bıraktığı kendisinin sığabileceği kadar boşluğun yanına yaklaştı yavaşça. Tam boşluğa varmıştı ki gördüğü şeyle beraber geri çekildi. O yaratık oradaydı. Elinde bir şeyler vardı ağacın dibine bırakıyordu bir siyah laleyle. Gece'nin ilk aklına gelen ceset parçası olmasıydı çünkü katil oydu. Siyah laleler cinayetlerinin katili oydu... Gece bir kez daha bu sefer detaylı bir şekilde göz atmak için eğildi ve izledi ama yaratığın elinde tuttuğu ve ağacın dibine koyduğu şey ceset parçası değildi. Bu Gece'nin büyük tabak olarak kullandığı yaprağına topladığı bir kısmı ezilmiş olan böğürtlenlerdi. Gece şüphelendi çünkü neden yaratık herhangi bir ağacın olduğu yere tam da Gece'nin sahip olduğu büyük bir yaprak içindeki böğürtlenleri oraya koysun ki dışarıdan ağaç ev, ev gibi değildi, normal bir ağaç gibiydi ve gecenin aklına o anda dank etti. O yaratık Gece'yi de Gece'nin evinide biliyordu...
_Bir dakika eğer bu yaratık beni görmeseydi elimdekilerin benim böğürtlenlerim olduğunu bilemezdi yani beni gördü ve eğer benim bu ağaca çıktığımı görmeseydi özellikle buraya o böğürtlenleri bırakmazdı... TEHLİKEDEYİM! Ama dur eğer tehlikede olsam yaratık çoktan ağaç evi yıkmış ve beni öldürmüş olurdu. Peki o zaman ben niye ölmedim? Ya da şöyle mi sormalıyım eğer o yaratık cinayetlerde ki suçlu olan katil ise ve benim varlığımdan haberdar ise ben niye hala öldürülmedim?..._