İçeriğe geç

Siyah Lale

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Siyah Lale

Bölüm 1

1.BOLUM

KORKU

Selam ben Ekin 18 yaşındayım. Kahverengi gözlü, uzun

hafif dalgalı saçlı normal bir kızım işte. Hayatımdan bahsetmek istiyorum. İniş çıkışlı bir yaşantım, her gün kavga eden ebeveynlerim ve tatlı bir kedim var. Kedileri çok severim.

Ailemden baslamam gerekirse sürekli kavga ediyolar ve asla anlasamazlar. Al onları aynı odaya koy 1 saate kalmaz birbirlerini yerler. Saatli bomba gibiler. Kavga etmeleri artık beni üzmüyor, alıştım demek zor olsa da alıştım.

Kedim Duman,en sevdiğim grubun ismini koydum şişman sürekli yiyen bal gözlü bir kedi. Onu çok seviyorum bi gün bizim evde bacağınıza sürtünen bişey varsa o Dumandır:)

İstanbul'da güzel bir yaşantımız varken babamın işi nedeniyle İzmir'e taşındık. Arkadaşlarımdan ve ortamından ayrıldım. Zorladı beni baya neyse ki yaz tatilinde taşındık da alışma sürecim oldu. 2 gün sonra okullar açılacak. Babam bana bırakmadan beni bi okula yazdırmış bile. Duran Koleji çok büyük bir okul fotoğraflardan gördüğün kadarıyla.Gayette güzel görünüyordu tuttum seni babacığım.

Herşeyim hazırdı nasıl bi maceraya atılıyordum ben bile farkında değildim. Yarın büyük gün okulu gezmeye gideceğim çok merakımdan hep bunlar...

..........................................1....................................................

Ertesi sabah cumartesi;

- Annee ben çıkıyorum.

- Kızım bu ne acele okul kaçmıyor ya, hem sen ne diye gezmeye gidiyorsun sanki pazartesi gidince göremeyeceksin.

- Okulu canlı bi görmek istiyorum neden bilmiyorum ama fazla merak ediyorum pazartesiye kadar bekliyememm.

Annemin yanağına bir öpücük kondurup, botlarımı giyip çıktım. Adresi bilemediğim için babamın attığı konum üzerinden gidecektim. Okulun önüne geldim ve büyük şaşalı görünüşüyle hoşuma çok gitmişti. Şimdi abartma bir okul işte diyor olabilirsiniz ama eğitim alacağım yer benim için çok önemli. Kapıda bir bekçi vardı yaklaştığım da;

-Buyrun kime baktınız

-Merhaba okula yeni gelen öğrenciyim. Çok merak ettiğim için dolanmaya geldim. İzinim var girebilir miyim?

- Aa tabi buyrun küçük hanım.

Diyerek içeri girmeme izin verdi kocaman bir bahcenin içinde buluverdim kendimi birden. Babam okulu gezmem içinde izin almıştı.Müdürün yanına gidiyordum beni dolandırması için. Odasının kapısının yanında ki tabela da Murat Elibol yazıyordu. Sanırım buradaydı. Kapıyı hafiftçe tıklatıp içeri girdim.

- Buyrun dedi hemen

-Merhaba babam size haber vermiştir yeni öğrenciyim ve okulu gezmek istiyorum bana tanıtır mısınız? Diye kibarca sordum hemen.

- Sen Ekin olmalısın. Baban söylemişti tabi ki gel tanıtayım okulumuzu.

Küçük bi tebessüm belirdi yüzümde sonra odadan çıktık ve beni okulun her katına tek tek indirdi. Okulu tanımam açısından bu önemliydi. Gezim bitmek üzereyken bişey fark ettim. En alt kata inmemiştik. Fazla önemsemedim gezdirmediğine göre orası önemli değil. Müdüre bir telefon geldi ve tam koridorun ortasında durduk

- Pardon, önemli bir telefon bu sen etrafı gez ben sana yetişir gelirim.

- Önemli değil ben gezerim kendim. Dedim

..........................................2....................................................

Müdür odasına doğru gitti. Bende etrafa göz gezdirdim. Koridorun sonun geldim.Tam yukarı çıkacakken inmediğimiz kattan bir ses geldi. Sesi tam keşiştiremedim. İnmemek için dirensem de merakıma yenildim ve aşağı indim. Tozdan etraf batmış durumdaydı. Her yerde kapılar vardı sanırım burası önceden kullanılan bir koridordu fakat bu pisliğe bakılırsa artık kullanılmıyor. Tıkırtı sesleri duymaya başladım tekrar biraz korktum ama takılmadım fazla. Koridor da ilerledikçe iğrenç bir koku burnumu sızlatıyordu. Dayanılmaz bir hal almaya başlamıştı ama o ses nerden geliyordu? Birinin yardıma ihtiyacı mı vardı? Yoksa fare falan mıydı? Burnumu elimle kapatıp ilerledim ve tekrar bi ses geldi fakat bu bir tıkırtı değildi artık sanki biri kapı yumrukluyor gibiydi. Baya korkmuştum bu sefer ve koku beni öldürecek duruma gelirken koşarak yukarı çıktım. Müdür tam karşımda duruyordu.

- Nereye gittin Ekincim?

- Hiç koridor da afişleri inceliyordum. Şey sakıncası yoksa size birşey sorabilir miyim?

- Tabii ki

- Bu en alt katı neden gezmedik?

- Depo orası. Sadece görevliler ve ben girebilirim. Öğrencilerin girmesi yasak sende fazla merak etme küçük hanım.

Neden böyle bi tepki verdi anlamış değilim ama kurcalamamalıydım sanırım. Çok merak ediyordum ama bi şekilde görürüm zaten diye umarak;

- Anladım. Teşekkür ederim gezdirdiğiniz için ben gitsem iyi olucak.

- Rica ederim her zaman. İstersen şoförüm seni bıraksın.

- Yok sağolun babam beni alacaktı birazdan gelir iyi günler.

- İyi günler.

Dedi yüzünde ki yapmacık gülüşü fark etmiştim. Bahçeden çıkarken babamın arabanın kornasına bastığını duydum.

.............................................3.................................................

Kocaman gülümsemesiyle bana bakıyordu. Gittim ve arabaya bindim.

- Günün nasıl geçti tatlım? Okulu beğendin mi?

- Şey harikaydı. Çok beğendim müdür de çok iyi biri gezdirdi tüm okulu.

- Mükemmel beğendiğine sevindim tatlım dedi.

Eve gelmiştik. Fakat ben yolda bile o koridoru düşünüyordum. Aklımdan çıkmıyordu. Merakıma yenilip illa bakacaktım. O kokuya nasıl dayanırım bilmiyorum ama orda birinin olduğuna o sesten sonra emin oldum. Umarım yardıma ihtiyacı olan biri yoktu bırakıp gelmiştim çünkü. Akşam yemeğini yedikten sonra yukarı üst katta ki odama çıktım. Kulaklığımı takıp Dumanın en sevdiğim şarkılarını dinleyerek uyumuşum.

Sabah olmuştu.Bugün dışarı çıkıp ufak tefek bişeyler almam gerekiyordu. Boğazlı kırmızı kazağımı ve taytımı giydikten sonra saçlarımı yapmaya üşendim ve saçıma kalem gecirdim topuz oldu. Botlarımı giyip çıkacakken annem durdurdu ve;

- Ekin tatlım dur şu market listesindekileri de alır mısın? dedi.

-Off anne iyi tamam paranın yarısı benim dedim gülerek.

"Ekinn" demekle yetindi.

Çıktım dışarı hava kapalıydı. Telefona dalmış gidiyordum. Birden biri bana çarptı sarsıldığımı hissettim. Elimde ki telefon ayrı yere, ben ayrı yere savruldum resmen. Tam karşımda yeşil gözlü kumral bir çocuk duruyordu. Ani bir sinirle;

- Kör müsün önüne baksana! diye bağırdım birden.

- Bağırmayı kessen mi?

- Hem bana çarpıp hemde böyle mi konuşuyorsun özür dilemek yerine?

- Özür dilememi gerektirecek bir durum yok.

- Aptal.

Hemen gözlerimi kaçırdım.Bunu içimden geçirdiğimi sanmıştım ama sesli söylemiştim.

- Çattık ya uyuz.

Uyuz sensin salak. Fazla uzatmak istemiyordum. Ciddi yüz ifadesi ile yüzüme bakıp takılmadan geçti gitti. Sinirimi bozmuştu bu olay ama kafamı yorucak daha önemli şeyler vardı. O depo denilen ama alakası olmayan koridor. Neyse ki moralimi bozmamaya çalışarak gidip kendi ihtiyacım olanları ve market listesindekileri aldım. Eve gelmiştim. Poşetleri bıraktım ve Dumanı alıp odama çıktım.

Bayadır onunla vakit geçiremiyordum. Dumanla bi hayli oynadım ve saat sekiz olmuştu. Annem birden odama daldı;

- Tatlım yemek hazır sofrayı kurmama yardım eder misin?

Çok yorgundum fakat kıramadım onu.

- Tamam anne dedim.

Aşağı indim ve sofrayı kurdum karşılıklı yemek yemeğe başlarken babam gelmişti. Ona da bir tabak yemek verdim ve hep birlikte yemek yedik.

- Eline sağlık anne.

- Afiyet olsun tatlım.

Tam yukarı çıkacakken babam;

- Kızım beş dakika otursana yüzünü görelim bir hasret kaldık.

- Çok isterdim ama yarın okul var duş alıp uyuyacağım.

- Peki kızım iyi geceler.

Yukarı çıkıp duş aldım. Bi yanda aklımı kurcalayan okul bi yanda bugün yaşadığım utanç verici olay herşeyi sineye çekip uyumak için kafamı yastığa koydum. Derin bir uykuya dalıverdim.

........................…................4...................................................

Bugün okulun ilk günü olucaktı. Uyanır uyanmaz yataktan kalkıp hazırlandım ve aşağı indim. Yulaf tabağı hazırladım kendime. Kahvaltımı yaptım. Botlarımı giyip çıktım. Havanın soğuk temiz kokusu icimi doldurdu. Sonunda okulun kapısından girip bahce de buldum kendimi. İlerledim merdivenlere yakınlaştırken alt kattın merdivenleri bile gözümü çiziyordu. Ama ilk günden derse geç kalmazdım. Sınıfımı öğrenmek için duvarda asılı duran kağıda göz gezdirdim. Sınıfım 11/E 'idi.

Çıkıp sınıfımı buldum ve içeri girdim. Sınıfın hepsinin gözünün üstümde olduğunu hissettim ve öyleydi de . Normal geliyordu bana sonuçta yeni öğrenciydim. Boş bir sıra bulup oturdum. Benden sonra sarı saçlı ela gözlü bir kız girdi içeri güzel bir kızdı. Fiziği ve güzelliği birbirini tamamlıyordu. Kızın tipinden anladığım kadarıyla sınıfın gozdesiydi. Tüm herkesle gülüşüp duruyordu. Daha sonra biri içeri girdi bu o çocuktu şaşkınlıktan küçük dilimi yutmak üzereydim. Bu mümkün muydu? Onunla aynı sınıfa düşmüştüm. Gözlerine baktığımda oda şaşkın gibiydi. Yanıma yaklaşıp

- Hah uyuz sen benim sınıfıma mı düştün düştüğün yetmiyor sıram da oturuyorsun.

- Senin sıran olduğunu bilsem değil oturmak yanından geçmem.

Tam kalkacakken birden;

- İstersen otur ben arkadaşımla oturuyorum oturmayacaksan da keyfin bilir.

Kafamı onaylar gibi salladım o arkadaşının yanına bende sıraya oturdum. Sınıfa bir kız daha girdi. Bu kız çok güzeldi. Siyah saçlı kahve gözlü beyaz tenli bir kızdı. Garip şekilde bana bakıyordu boş sıra kalmamıştı sınıfta benim yanım dışında

- Heyy! İstersen benimle oturabilirsin yanım boş.

- Olur teşekkür ederim.

Tatlı bir gülümseme ile yanıma oturdu. Ders başladı ama başlamasıyla bitmesi bir oldu hızlı geçmişti. Zil çaldı ve kızla tanıştım adı Eylül'müş. İyi birine benziyordu. Yanımıza o sarışın kız geldi

- Selam sen yenisin değil mi? Ben Dilara

- Evet yeniyim. Adım Ekin

- İyiymiş tanıştığıma memnun oldum Ekin.

Yüzünde alaycı bi gülüş vardı beni sinir etmişti. Ama umursamamıştım. Eylül'e şu çocuğun ismini sormak istiyordum ve sordum da bu uyuz kim diye.

- Eylül, şu en arkada oturan çocuğun ismini ne?

- Ne yapacaksın ki?

- Merak ettim değişik bi tip gibi.

- İsmi Bora okulun tüm kızları deli oluyor ona çok yakışıklı değil mi?

- Eh işte, idare eder.

Yalan söyleyemem Allah'ı var çok yakışıklı bir çocuktu. Ama herşey tip değil. Öküz biri yatıyor o suratın altında ve ben ona sinir olmuştum salak ne olucak.

- İdare eder mi? Kızım şaka mısın çok yakışıklı bence.

Gülüp geçtim. Dilara birden Bora'nın koluna girdi sanırım sevgililer ama Bora sinirli bi şekilde onu itti öküz işte. Neyse beni ilgilendirmiyor diyerek geçtim.

.............................................5................................................

Depo hala aklımdaydı okulun ilk haftası seyrek geçtiği için bir öğretmen şehir dışındaydı. Ve ders boştu. Fırsat bu fırsat diyip inmek için sınıftan çıktım. Korkuyordum ama merak da ediyordum. İndim ve ilerlemeye başladım. İğrenç koku burnumu sızlatmaya başlamıştı. Bile garip olan şey ses yoktu.

İlerlemeye devam ettim sanki ben ilerledikçe koridor da büyüyordu. Karanlık olduğu için telefonumun fenerini açtım koku çok yoğunlaşmıştı. Kapının birinden bir ses geldi kulağıma ve o günkü sesi tekrar duymaya başladım. Bişey yumruklanıyordu. Hemde ciddi anlamda bir yumruklanma. Kapı aralıktı ve aralığın icinden odaya baktım.

Odanın yerlerinde kan izleri gördüğüm an çığlığımı bastırmaya çalıştım. Burda bişey olmuştu. Cinayet mi işlenmişti? Yoksa bu benim hayal gücümün bir parçası mıydı?

Daha fazla ilerleyemedim. Elimden geldiğince hızlı koştum. Koştum ve daha hızlı koştum... Merdivenin girişinde Müdür Murat'ı gördüm çok kötü bakıyordu bana

- Ekin! Yürü odama!

O an dilimi yutmuş gibiydim...

................................................................................................

BÖLÜM SONU;

Buraya kadar okuduysaniz sonsuz teşekkür ederimm. Bölümü kısa tuttum çünkü okunup okunmayacağından emin değilim etkilesimlerinize göre devam edeceğim merak etmeyin. Son olarak ise bölümleri pazartesi yayınlayacağımı belirtmiştim ama rutinime uymadığı için cumartesiden cumartesiye yayınlama kararı aldım. sizleri çok çok öpüyorum bir başka bölümde görüşmek üzereee

BÖLÜM YAYINLANACAĞI GÜN VE SAAT: CUMARTESİ 8.30

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.