Yin:Hayır! Ben o para için şerefini satan onurunu satan insanlardan değilim.
Joo-Won:O zaman neden benimle arkadaş olmuyorsun ve beni buraya kadar peşinden getirttin?
Yin:Rahat konuşabilmek için buraya getirdim seni. Seninle arkadaş olamam. Ben yalnızım buna alıştım. Şimdi beni rahat BIRAK!
Joo-Won:Ama neden, yalnız olmak zorunda değilsin. Ben senin arkadaşın olurum ve seni biç bırakmam hep yanında olurum.
Yin iç ses:Tabi tabi hep öyle derler ama ilk önce onlar bırakırlar
Yin:Olmaz benle arkadaş olamazsın. Ben tehlikeliyim. Şimdi defol git ve beni rahat bırak!
Joo-Won:Peki. Başka bir zaman gine görüşürüz. Seni yalnız bırakmicam. Senin gibi bir insan en fazla ne kadar tehlikeli olabilir ki?
Dedi ve cevabını almadan gitti. Cevap beklese de Yin vermezdi zaten. Yin tedirgin ve huzursuzdu. Joo-Won'dan rahatsız oluyordu.
Bence bu işin içinde bir bit yeniği vardı. Saf mutlu nazik bir çocuk neden benim gibi birisiyla zorla arkadaş olmaya çalışsın ki. Helede sırf onu kurtardım diye. Offff neden onu kurtardımki normalde seçenek 1 i seçerdim niye gidip salak gibi 2. seçeneği seçtiysem, al işte başım belada saf bir çocuk da peşimi bırakmıyor. Aman ne HARİKA? Sinirlenmiştim baya, en sonunda her zaman yaptığım gibi kulaklıklarımı takıp müzik dinlerken, aynı zamanda duygularımı kontrol etmeye çalışarak Joo-won'dan nasıl kurtulabilirim onu düşünüyordum.