Merhaba ben ahu ,24 yaşında yeni savcı sayabileceğiniz durumda olmama rağmen büroda en iyi koşullarda çalışan bir devlet savcısıyım. Bunun nedenini merak edenlere gayet net bir cevabım var: babam siyasetçi yani kısaca torpilliyim.
Bugün kariyerimdeki 3. Dosyama bakıyorum. İncelemelerini size şöyle açıklayabilirim, iki cinayet ve bir sürü mafyetik tarzda diyebileceğimiz adamın oyunlarına kurban giden kadınlar. Her zaman ortada silah, iki kadın ve bir sürü erkek vardır ama vurulanlar hep o iki kadın olur,bence gayet net bir dosyaydı. Maktullerden biri 54 yaşında ve üç çocuk annesi diğer vurulanda kendi kızıymış ,anne ve kızı bu dünyaya gözlerini beraber yummuşlar. Belli olabileceği üzere iki ne olduğu belirsiz ailede kurban olarak onlar seçilmiş, çok detay bilemediğim için sadece diğer iki çocuğu bularak davayı devam ettirerebilirdim. Bulabildiğim tek sonuç küçük çocuğa ait bilgiler ve büyük çocuğa ait bilgilerin bir çoğunluğunun eksik olmasıydı.
Şahıs1: zümrüt karalı yaş 14, sarı saçlı mavi gözlü ailenin en küçük çocuğu ve en küçük torunu. Babasının on iki suçtan sabıkası ve iki cinayeti var, bu sadece kayıtlı olanlar. Kendisi hâla dışarda ve eşinin cenazesine gelmemiş. Şahıs2: Kızın abisi ve ortanca çocuk. Yaş 26 Kartal karalı, esmer ve yeşil gözlü. Sabıka kaydı bulunmuyor. Hayret böyle ailelerin çocukları genelde babalarından daha fazla sabıka kaydı bulunur. Ya da babası oğlu içinde bu kayıtları gizliyo olabilir. Ben böyle çok dosya inceledim, bir çoğu suçu başkasına devrediyo ve böylece iyi baba rolünü ustalıkla oynıyabiliyorlar. Bu dava baba ya da çocuları incelemek ile girebilecek bir dava degildi onun için Onunla aynı soyismi taşıyan herkesin, yani tüm soyunun dosyalarını toparladım ve hepsini incelemek üzere eve götürmek için arabaya yerleştirdim.
Tüm dosyalar çalışma masamın altındaki odaya benimle birlikte geldi. Babam sadece siyasetçi değildi aynı zamanda hiç şaşırmıyacağınız üzre bir kumarhane sahibiydi. Siyaset onun için öyle bir gençlik hevesiydi, ben doğduktan sonra siyaseti bırakmış, peki neden hâla siyasetçi diyorum çünkü böyle kötü yerlerden gelen paraya çalışmak,benim gözümde bir meslek değil.Bu odada herhangi bir saldırı karşısında bu evde tek yaşayabilmem için bir gerekçeydi. Dosyalarımn guvenleği içinde bu odada incelemek beni rahatlatıyordu. kahvemi hazırladım ve incelemelere başladım. Ögrendiğim bir ek bilgide kalan iki çocuğunda cenazeye gelmemesiydi.insan annesinin cenazesine nasıl gelmez? Aileden hiç kimse cenazede değilmiş. Kadını yetim gibi tek bırakmışlar,sadece annesi değil kardeşleride ölmüş nasıl evde öylece oturabililer? Akıl almıyordu. Dosyanın devamını incelerken Kartal kayanın hiçbir dosyası bulunmaması içimde bir şüphe uyandırmıştı. Ailesiyle beraber yaşayan yani aynı evde yaşayan ve babasının iki kişiyi öldürmüş bir katil olmasına rağmen sabıka kaydını bu kadar temiz olması böyle ailelerde normal bir durum değildi. Burada aslında beni daha çok garipseten şey ise ailenin en büyük çocuğunun Kerem karalı'nın da aynı şekilde hiç bir sabıka kaydı bulunmamasıydı. Kerem Karalı lise ve üniversiteyi İspanya'da okumuş ve iyi bir dereceyle okulu bitirmiş aslında Ailenin başarılı çocuğuydu diyebiliriz. Ve yine dikkatimi çeken nokta ise birazcık daha suça meyilli ve sadece çekirdek ailede değil aynı zamanda amcaların dedelerin bulunduğu bu büyük soy grubunda yüksek derecede suç işlenme oranı olmasına rağmen ailenin bu yaşlardaki çocuklarına göre ikisinin de çok temiz ve suçsuz olması anormal gibi gözüküyordu. Kafamda binlerce senaryo ve binlerce düşünceyi elimdeki dosya ile beraber rafa kaldırıp tuğçe'nin yanına gittim. Tuğçe benim en yakın arkadaşlarımdan biridir liseden beri aslında yıllara rağmen hala eskitemediğim nadir dostlarımdan biridir. Merdivenlerden indiğimde mutfağa yöneldim ve tabii ki Tuğçe oradaydı her zaman yaptığı enfes pastalarından biriyle uğraşıyordu, onun bu enfes pastalarını yemek tabii herkese kısmet olmaz diyebilirim. Burada kendisinin 3 tane pastane dükkan olduğunu söylemiş miydim? Hemen onun yanına geçip hazırladığı şeyleri incelemeye başladım hepsi enfes gözüküyordu ama bu seferki bir baskaydı "Tuğçe çabuk itiraf et sen bu pastayı bana yapmıyorsun?" Dedim. Hemen yüzü kızardı "hayır hayatım ne alaka kime yapacağım zaten ben seninle deneme yapıyordum hani bunu pastanede sunabilir miyiz insanlara diye" dedi. "Yalan söylediğin o kadar belli ki yüzüm kızarmaya başladı Tuğçe doğru söyle bunu kime hazırlıyorsun" yüzü kızarmaya devam ediyordu demekki bu kişi özel biri. " Ya aslında şey..." Söylemekte inatçıydı. "Tuğçe çatlatma insanı söylesene" dedim sinirlice. "Ya şey... Ben bunları benim için değerli birine hazırlıyorum diyim sende anla nolduğunu" dedi. Tuğçe beni her geçen gün daha da şaşırtıyordu. Çünkü lisedeyken asla sevgili yapmayan böyle bulabildiği her dakika ders çalışmaya çalışan kitap okuyan resim gibi ya da mozaik yapmak gibi hep sanatsal şeylerle uğraşan elinde eski defteriyle gezen hayatı hep planlı dünya yaşamayı seven bir kızdı ve sevgili konularında ısrarcı olmazdı zaten neyse hayatı boyunca belki bir ya da iki sevgilisi olmuştur. Ve şu an bana hayatında biri olduğunu söylüyordu ve bu kişiyi bana daha yeni söylediğine göre ve hayatına da yeni girdiğine göre ona resmen aşık olmuş.
İlk bölüm diye kısa oldu biraz kusura bakmayın.🎄
