Giriş bölümü
Yazarın anlatımıyla
Bunun kaçıncı şişesi olduğunu saymayı çoktan bırakmıştı. Hatırladığı son kaygısı da uyuşan zihninden uçup gitmiş, geriye bomboş bakan gözler bırakmıştı sadece.
Gözleri yanıyordu, elleri titriyordu bu noktadan sonra kontrol edemezdi ne yaptığını. Gördüğünü sandığı bir hayalin peşinden buraya sürüklenmisti mehir.
Tek bir saniye düşünmemişti. onu gördügünü sandığı anda bütün mantığı işlem dışıydı zaten.
Ayağının dibindeki şişeler siyah bir bot tarafından kenara çekildi.
Genç adam yerde oturan kadının yüzüne bakmak için dizlerini yere kırdı. Önce elindeki şişeyi aldı uzak bir tarafa fırlattı.
Sonra yüzünü genç kadına döndü.
tiz bir nefes verdi ardından hüzünlü bir mutlulukla dudaklarının kenarları yukarı kırıldı. Yaşadığı Rahatlamayla karışık öfkesini bir kenara bıraktı. Aslında mehiri gördüğü an yaşanan tüm anıları kenara bırakmıştı.
"Beni buldun" dedi. "Beni buldun birtanem" yıllardır tutsak hissettiği hayatında gördüğü ilk Güneş ışığını bu şekilde teşekkürle karşıladı Aras.
mehir ise cok berbat bir durumdaydı. Ne gördüklerini algılıyor ne de duyduklarını anlıyordu. Zihni öyle uyumuştu ki, sanki bedeninin içinde değilde karşı yolda kendini dışarıdan seyrediyordu
Buna rağmen karşısındaki kişiyi tanımaktan çok daha fazlasını yaptı. Onu hatırladı, onunla geçirdiği her saniyesini hatırladı, hiçbiri pişman olduğu anılar değildi.
Burada neden böyle olduğunu da hatırladı. Onu görmüştü, önce hayal olduğunu sanmıştı. Ama o şuan karşısındaydı.
Kaybettigi İlk aşkını yıllar sonra bir sokak arasında tekrar bulmuştu.
Mehirin gözlerindeki koyu makyaj akmış ve gözyası yanağından , arkasında siyah bir iz bırakarak ilerliyordu.
Boynunda ilerleyen siyah bir damla gözyaşına takılı kaldı aras. Çok şey söylemek istedi ama boğazındaki dügüm geçmeyecek gibiydi.
Dakikalar gece yarısını çoktan geçmişken,
Mehirin telefonundaki cevapsız çağrılara bir yenisi daha eklendi. Aynı dakikalarda barın bulunduğu sokağın başında kızıl saçlarını elleriyle ensesinde toplamış, etrafa endişeli gözleriyle bakan en yakın arkadaşı vardı.
Karmenin dizleri endişeden, mehirin ise heyecandan titriyordu.
Aras mehiri kollarından tutarak ayağa kaldırmaya çalışıyordu. Ama mehirin gündeminde daha farklı sorunlar vardı, midesi ağzındaydı ve bu ani hareket beklendik birşeyin gerçekleşmesini sağladı.
Dizlerinin üstüne sert şekilde düşünce diz kapağında dayanılmaz bir acı hissetti ama aynı anda gelen ögürme içgüdüsüyle acıya dönüp bakmadı bile.
Sokaktaki tek tük insanlar ona acırken, bir çift gözde rahatlama ifadesi vardı.
"Mehir" bağırarak o tarafa koşan karmen yanındaki hiç tanımadığı adamın mehire birşey yapma ihtimalinden korkmuştu, 2 saate yakın arkadaşından haber almıyordu.
Mehir’in yere yığılmış bedeniyle Aras’ın kolları arasında sıkıştığını görünce Karmenin gözleri büyüdü. “Kimsin sen? Ona ne yaptın?!” diye bağırdı, sesi endişeyle titriyordu. Adımlarını hızlandırdı, Mehir’in saçlarını ıslak yüzünden çekerek geriye itti.
Aras, bu ani müdahaleyle şaşırdı. Kadının gözlerindeki koruyucu öfkeyi gördüğünde, “Ben—” diyecek oldu ama Karmen onu dinlemedi bile.
“Çekil yanından!” diye hırladı, Mehir’i kollarından çekiştirerek kendine doğru çekti. “Mehir, benimle gel! Kalk!”
Mehir’in gözleri bulanıktı. Karmen’in sesi ona uzaklardan geliyor gibiydi, sanki suyun altındaydı ve her şey boğuktu. Dudakları hafifçe kıpırdadı: “A-Aras…?”
Karmen’in sözlerine aldırmayan Mehir, yalnızca o ismi fısıldıyordu. Aras’ın adını. Dudaklarının kenarından dökülen bu hece, Arasın içine işleyen bir şimşek gibiydi. Öfkesinin içinde çaresizlik, çaresizliğin içinde korku büyüyordu.
Aras’ın gözleri, o kısık sesle birlikte parladı. Yıllar boyunca bir tek defa daha duymadığı bu ses, Mehir’in dudaklarından ona ulaştığında sanki tüm sokak sustu. O an, Karmen’in bile varlığını unuttu.
“Ben buradayım,” dedi, fısıltıya fısıltıyla karşılık verir gibi.
Ama Mehir’in göz kapakları ağırlaşıyordu. Başını Karmen’in omzuna düşürdü, bir yandan da Aras’ın gölgesine doğru kaymaya çalışıyordu sanki. Karmen, panikle onu ayakta tutmaya çalışıyordu.
Aras acizce beklemeye dayanamadı, tek çarpıda mehiri kucağına alarak karmeni üstüne çöken ağırlıktan kurtardı.
Ancak karmen bu adamdan hoşlanmamıştı.
“Senin kim olduğunu bilmiyorum, ama onun yanında olamazsın. Onu böyle bulduğumda yanındaydın, buna izin veremem!” kibarlıgını korumaya çalışıyordu ama ciddi olduğunuda belli etmeliydi.
"Kimsin sen?" Karmen bu lafı duyunca afallamıştı çünkü tanımadığı bu adam ona hesap soruyordu.
Afallamış ifadesini çabucak söndürüp en uç noktalarında açığa çıkan öfkesini kusmak istiyordu.
Ama aras buna fırsat vermeden "eminim bana bağıracaksın ama mehirin başının ne kadar ağrıdığını tahmin edebiliyorum, onun iyiliği için bu faslı geçelim. onu götürebilecegimiz müsait bir ev var mı" aras bu yaşananları sorguluyordu bir yandan, bu gece bunların başına geleceginii aklının ucundan geçirmemişti.
Karmen zihninden geçen bütün olasılıkları kapısını çaldı. Çözüm yollarının hepsinde bu adamın gün sonunda katil çıkma ihtimalide vardı. Ama gün sonuna daha çok var diye düşündü ve "Arabam ileride" dedi.