Şahsen gelen kişinin nasıl biri olduğu umurumda değildi. Diğerlerinin de umurunda olmadığı çok açıktı. Kaldığı süre boyunca bizden uzak olsun yeter.
Biz tam avluda uzaklaşırken bir ses yükseldi.
- Aaa bakın hele sorunlu tayfa açıyormuş.
Sude bizimle geçinemeyen çoğu kişiden biriydi. Geçinememe sebebi ise Ozan tarafından ret cevabı almasıydı. Çıkma teklifinden bahsetmiyorum kendisi Ozan'la aynı odada bir gece geçirmek istiyordu. Nedenini anladığınızı düşünüyorum ama bunu anlatmaya benim ahlakım yetmez.
Sude birden bana döndü - Hayret sen nasıl odada oturup Filiz için ağlamıyorsun, yoksa psikolojisi bozuk salak kardeşini unuttun mu?
Ne hakla Filiz'in adını ağzına alırdı O sinirle gidip çakma sarı saçlarına yapıştım ve kafasının izine vurdum. Ondan sonra yüzüne yumruk atmaya başladım. Beni tutmaya çalışan Ozan ve Eren'e o sinirle dirsek attım. Umarım İyidirler. Ben Sude'yi dövmeye devam ederken beni belimden bir çift güçlü kol tuttu. Bu benim sinirimi daha da çok bozdu ve dirseğimle ona vurmaya çalıştım ama o kollarımı da tutuyordu. Bu sanki mümkünmüş gibi daha çok sinirlenmeme neden oldu ve kafamın tersiyle vurmaya çalıştım ama benden uzun olduğu için kafam göğsüne vurdu. Neden bu kadar kısaysam?
Daha sonra kulağımda bir ses işittim- Sakin ol. Sana ne dedi d bu kadar sinirlendim bilmiyorum ama onun istediği kişi olma.
Kime ait olduğunu bilmediğim bu ses beni sakinleştirmişti. Benim sakinleştiğimi anlayınca yavaş yavaş beni bıraktı. Beni bırakınca kimsenin yüzüne bakmadan binaya gittim hızlı ve sert adımlarla odama geldim. Kapıyı kilitleyip duvara yaslandım ve her zaman yaptığım gibi ağlamaya başladım "Özür dilerim baba. Sana verdiğim sözü tutamadım." Babama söz vermiştim asla ağlamayacaktım. Gene tutamadım sözümü ama babam verdiği sözleri hep tutardı.
Biraz daha ağladıktan sonra kalktım gözyaşlarımı sildim ve kapatıcıyı ağladım belli olmasın diye gözümün altında sürdüm. Saçlarımı tepeden bir at kuyruğu yaptım sonra aşağı indim ve gözüm bizimkileri aradı, yoklardı. Anlaşılan bir işleri vardı. Ben de Kütüphaneye gittim. Her zamanki gibi cama yakın bir yere geçtim ve her zaman yanımda taşıdığım babam öldükten sonra tek bir nokta bile koyamadığım günlüğümü açtım babamla geçirdiğim anılardan birini okumaya başladım. Ben anıyı okurken yanında bir kıpırdama hissettim. O tarafa dönünce tanımadığım bir yüzle karşılaştım. Oysaki buradaki herkesi tanırdım.
- Selam. - dedi yabancı-
Sesi çok tanıdıktı. Sanırım beni kavgada tutan kişiydi.
-Kimsin sen?
- Yabaniyiz, peki. Ben Arden. Arden Boz. Peki, sen kimsin?
- Bilmen gerekseydi bilirsin.
- Ama bilmek istiyorum.
- Üç yaşında bebek misin başka işin yok mu?
- Bir düşüneyim... Yok.
- Peki.
- Anlaşıldı adını söylemiyeceksin. Bari neden o kızla kavga ettiğini söyler misin?
- Hayır.
- Neden çünkü bilmeni istemiyorum.
- Neden özel bir sebepten mi?
- Seni alakadar etmez.
- İyi ya bende neden senin gibi bir rahibeyle konuşmaya çalışıyorsam.
- Rahibe mi?
- Evet, rahibe. Beğenemedin mi?
- Ama neden?
- Bir bana adını söylemedin. İki keyfin ve kahyası öyle istiyor.
- Bir sana adımı söylemek zorun da değilim. İki o keyfin ve kahyasına söyle benimle uğraşmasınlar.
- Bir insanlar birbirleriyle isim söyleyerek tanışır. İki bazen onlar beni bile dinlemiyor.
-Tamam, en azından biraz sesiz ol.
-Neden?
-Çünkü burası bir kütüphane oyun evi değil.
-Tamam sustum.
Sessizliğin verdiği huzurla tam günlüğüme dönmüştüm ki gene başladı.
- Ne okuyorsun?
-Hani susacaktın?
-Bundan bana ne?
- Neden bu kadar ters cevaplar veriyorsun?
-Neden bu kadar çok konuşuyorsun?
-Çünkü karşımdaki bu gece mavisi gözlü kızı tanımak istiyorum.
-Ama o kız sana kendini tanıtmak istemiyor.
-Bunun sebebini öğrenmebilir miyim?
-Hayır
-Niye?
-Normalde de bu kadar geveze misin?
-Hayır.
-Neden inanamadım acaba?
-Çünkü bir tek senin yanında böyleyim.
-Mesela benim yanımda da sesiz biri olsan olmaz mı?
-Bir düşüneyim... Hayır, olmaz.
Derin bir iç çektim ve öylece yüzüne baktım. Siyah saçları ve kahverengi gözleri vardı. Uzun kirpikleri kaslı sayılabilecek çenesiyle baya yakışıklıydı. Ne diyorum ben? Kendine gel Rüya.
-Bakıyorum benden gözünü alamıyorsun.
-Bir döl israfının ne kadar çirkin olabileceğine bakıyordum.
Vallaha billaha çok yakışıklısın. Ne diyorum ben?
-Ne yani ben bir döl israfı mıyım?
-Sen baya zekiymişsin buralarda harcanıyorum.
Tam bir şey diyecekken Ozan bana doğru seslendi.
-Rüya!
Kurtarıcım.
Arden-Tanıştığıma memnun oldum Rüya.
Onun yüzüne bakmadan bizimkilerin yanına gittim.
Emre- Bakıyorum baya hızlısınız Rüya Hanım.
Tek kaşımı kaldırarak- Ne alaka? - dedim-
Araya Cemre girdi-Kardeşimin kastetiği şey önce bu çocuk seni tutuyor ve kulağına bir şeyler fısıldıyor kimsenin ne olursa olsun dursuramadığı Rüya Çetin birden Sude salağın bırakıyor sonra bir bakıyoruz Rüya Çetin o çocuğun yanında. Yani bir işkilenmedik değil.
-Saçmalıyorsunuz.
-Peki, Rüyacım sen öyle diyorsan öyledir.
Biz kütüphaneden çıkınca gözüm Eren ve Ozan'la kaydı. Ozan onlara baktığımı anlayınca iyi olduklarını belirtti.
Ve birden yanımızda Özge belirdi.
-Hepinizin ders notlarını getirdim.
Ozan-Sen o yüzden mi yoktun, niye kendini yoruyorsun güzelim? Biz sonra hallederdik.
Ozan güzelim dedikten sonra Özge'nin kulakları utançtan kızardı.
-Yok canım ne yorulmasın?
Ozan kimsenin duyamıyacağı bir sesle - Canım ha bu da bir başlangıç. - dedi-
Ama ben duymuştum. Sonunda kulaklarımın bu kadara keskin duyması bir işime yaramıştı.
Özge notları herkese dağıttıktan sonra yorgun olduğunu söyleyip odamıza çıktı. Evet, biz Özgeyle oda arkadaşıyız.
O odaya gittikten beş-on dakika sonra ben gittim. Bu gün çok yorucu bir gündü. Odaya çıktığımda Özge kitap okurken uyuya kalmıştı, her zaman ki gibi, yanına gidip kitabı aldım ve komidinin üzerine koydum, sonra üzerini örtüm. Ve yatağıma geçip elime telefonumu aldım instegramda biraz gezindikten sonra bir bildirim geldi.
"BOZZ_ARDENNN SİZİ TAKİP ETMEYE BAŞLADI"
Bu çocuk gerçekten baş belası. Bende onun hesabına baktım anlaşılan aktif bir kullanıcıyıdı. Her anını çekip atmış. Fotoğraflarına bakarken yanlışlıkla birini yanlışlıkla beğendim. Allah beni kahretsin. Beğeniye hemen geri çektim ama bildiririm çoktan gitmiştir.
Of tek umudum farketmemiş olması. Yoksa bütün gün bundan bahseder. Of neden onun hesabındaki fotoğraflara bakma gereksinimi duymuştum ki? Hayır yani Galatasaray editleri neyime yetmedi? Elalemin çocuğunun hesabına girdim.
Neyse en iyisi olayı dahada kötü yapmadan uyumalıyım. Yoksa ben bu salaklıkla çocuğun odasına gitmeye çalışırım falan. Maazallah. Telefonu kodinin üstüne koydum. Ve kafamı yastığa koydum ne kadarda yorucu bir gündü. Kafamı yastığa koyar koymaz uyudum.