İçeriğe geç

Siyah Anahtar

Bölüm 9 · 2 dk okuma

Siyah Anahtar

Bölüm 9

Bölüm 9

Edwin, şaşkın ve korkulu bakışlarla karşısındaki şeye bakarken:

“Bu da neydi böyle?” dedi.

Sanki konuşmak istiyor ama bir şey onu engelliyormuş gibiydi. Gördüğü şey karşısında dili tutulmuştu. Birkaç saniye boyunca olduğu yerde öylece kaldı.

Mia, Edwin’in bu hâlini görünce sabrını daha fazla koruyamadı. Birden sesini yükseltti ve Edwin’e bakarak:

“Kapıyı çabuk aç! Ne olduğunu öğrenmek istiyorum!” dedi.

Edwin önce Olivia’ya, ardından Mia’ya baktı. Yüzündeki korku hâlâ geçmemişti.

“Maalesef kapıyı açamam. Buna izin de veremem. Çünkü içeride ne gibi bir tehlike olduğunu bilmiyoruz.”

Mia kaşlarını çattı. Artık içinde tuttuğu her şeyi anlatmaya karar vermişti.

“Bir gün öncesine kadar neler yaşadığımı biliyor musun sen? Önce evimizin camı kırıldı. Sonra saçma sapan sesler duymaya başladım. Ne olduğunu artık öğrenmek istiyorum!”

Sözleri sokakta yankılandı.

Bir an sessizlik oldu.

Edwin, Mia’ya cevap vermek üzere dudaklarını araladı. Ancak tam o sırada kapının arkasından çok hafif bir ses geldi.

Üçü de donup kaldı.

Mia’nın bakışları yavaşça kapıya çevrildi.

Bu kez ses çok daha netti.

Tak... tak... tak...

Sanki içeride biri, kapının hemen arkasında duruyor ve dışarı çıkmak için sabırsızlanıyordu.

Edwin’in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Mia fısıltıyla:

“İçeride biri mi var?” dedi.

Edwin cevap vermedi.

Çünkü kapının kolu, gözlerinin önünde yavaşça aşağı doğru inmeye başlamıştı.

Kapı açıldı.

Ama kapının ardında kimse yoktu.

Olivia, olduğu yerde donup kalmıştı. İçeriye doğru bakarken yüzündeki korku daha da belirginleşti. Birkaç adım geri çekildi ve başını hızla iki yana salladı.

“Hayır... Hayır. Ben bu eve kesinlikle girmem. Siz de girmeseniz iyi olur.”

Mia, Olivia’nın söylediklerine rağmen daha fazla beklemek istemiyordu. İçinde, nedenini açıklayamadığı güçlü bir merak vardı. Sanki bu evde onu bekleyen bir şey vardı.

Yavaş adımlarla kapıya doğru ilerledi.

Elini kapı koluna uzattı.

Soğuk metalin tenine değmesiyle ürperdi.

Kapıyı biraz daha aralayıp içeri girdi.

Evin içerisinde yaşam belirtisi bile yoktu.

Her taraf örümcek ağlarıyla kaplanmıştı. Duvarlarda yılların izleri vardı. Havada ağır bir rutubet kokusu asılıydı. İçerisi öylesine sessizdi ki Mia, kendi nefes alışını bile duyabiliyordu.

Gördüklerine inanamıyordu.

Burası gerçekten bir ev miydi?

Yıllardır Clara ile konuştuğunu sanmıştı.

Peki...

Bunca yıl boyunca Clara diye kiminle konuşuyordu?

Bu düşünce zihninden geçtiği anda içi ürperdi.

Tam o sırada arkasından ayak sesleri duyuldu.

Edwin, nefes nefese Mia’nın yanına geldi.

“Seni yalnız bırakamam. Ben de geliyorum ama başımıza bir şey gelmeden buradan çıkalım.”

Mia, Edwin’e baktı. Söylediklerinin ne kadar mantıklı olduğunu biliyordu. Fakat artık geri dönmek istemiyordu.

Başını hafifçe sallayarak Edwin’i onayladı.

“Önce bodrum katından başlayalım. Bakalım... bir şeyler bulabilecek miyiz?”

Mia bunu söylerken gözlerini evin karanlık koridoruna çevirdi.

Bodrum kata inen merdivenler, koridorun sonunda karanlığın içinde kayboluyordu.

Ve o anda...

Evin derinliklerinden, nereden geldiği belli olmayan hafif bir ses duyuldu.

Mia ve Edwin aynı anda sustu.

İkisi de birbirine baktı.

Ses bir kez daha geldi.

Bu kez daha yakından.

Mia'nın yüzündeki merak, yerini korkuya bırakmaya başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.