İnsanlar, hayatta oldukları süre boyunca yaşadığı anıları nasıl daha iyi hatırlayabileceğinin bir yolunu ararlar. Gördükleri şeyleri akıllarında tutabilmenin, duydukları tınıları zihinlerinde sürekli ve sürekli başa sarmanın yollarını araştırıp, hafızalarını her zaman canlı tutmak. Ama ben, Bahadır Semerci, arkadaşlarının betimlemesiyle zeki çocuk; ne zaman bir ses duysam ya da bir sözcük okusam, zihnimde işaret ya da bir duyguyu, bir ruh halini, bir ses tonunu, hatta sözcükleri -ve hatta yaşamım boyunca mücadele etmek zorunda kaldığım tüm olayları- en küçük ayrıntılarına kadar hatırlamamı sağlayan çok çeşitli kodlar oluşuyordu. Hafızamda bazı anlar, bazı kelimeler, bazı cümleler, öylece sistemimde kalırdı. Silinmezdi. > auto.run(memory/parla/first_touch) > status: unresolved O anda içimde bir yer sustuysa, bu bir komutla olurdu. Zihnimin kodları basit değildi. Bazen aşırı detaylıydı, bazen sadece "try/catch" arasında sıkışmış bir bellek gibiydi. Bir hata verdiğinde ne yapacağını bilmiyordu. Bazı insanlar anılarını renklerle hatırlar, bazıları bir şarkı duyar gibi. Bense, bir hata raporu gibi. > exception.trigger(reason: emotionalOverload) > process.kill("hope.exe") > try { feel() } catch (Exception e) { suppress(); continue(); } Kafamın içindeki her şey böyleydi. Duygular bile satır satır akan veri gibi. Hiçbir şey düz anlatmazdı kendini. Ve zihnim bazen istemediğim anları yeniden başlatır. O anlara dönmek istemesem de dosyalar oradadır. Ben onları açmamış olsam bile. > memory.access(log: 21/10/2028) > event.trace("Sevgilinin vurulduğu an") > emotion.buffer = {shock, disbelief, silence} > system.freeze(10.7 sec)
Bölüm 1
giriş
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.