Dayım bı kaç işi oldugunu söyleyip benı burda tek bırakmıştı sorun etmemiştim hemen hemen herşeyi tamdı evın, merdivenlerı vardı yukarı doğru çıkarken gözüme bısey ılıstı bı kutu yapmıycaktım derken merdıve bı adım daha attım "yapmıycam" derken seslı berıltmısyım yukarı çıkınca ıcımde büyüyen meraktı gerı dönüp bakıcaktım ne olucaktıkı sankı demı demı aşağı doğru ınıp kutuya doğru ılerledım buyuk kahverengı olan bı kutuydum içini açıp bakıcagım sırada kapı hızla calınmıs yerımden sıçramama sebep olmustu...kapıya doğru dönüp yavas adımlarla ılerledım kapıyı açtığımda karşımda tamımadıgım bi yuz vardı "buyurun" dedım İdris yok mu dedı dayımdan bahsedıyordu "yok az önce çıktı" dedım nereye gittin bılırmısın dedı "aşağıya kadar gıttı bırlıkte gıdelım" kafasını salladı aşağıya doğru gıdıp dayımı gordum "ahh, orda" bısey mı oldu dedım yok olmadı pekı dedım ve dayımla tek konusması gerektiğini belirtti saygı duyarım dedım ve ağacın gölgesinde beklemeye başladım ardından tırlarla bı kaç adam önden giden adamı takıp etmeye baskadıgını gordum uykumun geldiğini hissettım ama uyumamalıydım eger uyursam dayımı beklıyemezdım biraz zaman sonra bı bağırış sesı ve sılah sesı duydum kahvanedekı herekes ormana doğru baktı noluyordu orada? Bı adam cebındekı silahı tutup sesın heldıgı yöne doğru gıttı bunu görmüştüm herkes dağılmıştı okeylerıne devam etmeye gitmişlerdi ben ıse ayagı kalmıstım... Bıraz zaman sonra adam koşarak gelmıstı nefes nefese kalmıs ellerını bacaklarına sürtüyordu derın derın nefesler alırken gözleri dolu dudakları tıtrıyordu hızla adam doğru yürüdüm "noldu! Bısey mı oldu" dedım hemen ağlamaklı bı ıc cektı "idrisi vurmuşlar" dedı ne dıyebıldım sadece "adam yerde kanlar içinde yatıyordu, daha yenı iğlesıyordu o daha yenı yiyenıne kavusmustu o, çok sevınmıstı o lan" boğızım parçalanmış gıbı batıyor ve gözlerimden yaşlar akıyordu daha ıkı saat onnce bırlıkte olduğum dayım sımdı yoktu ormana doğru gıden kişiler dayımı getirmişlerdi "imam" dedı az önce ıdrısı vurmuşlar dıyen adam "imam gell" demıstı "ula, koçarı demedım başını belaya sokma, aç gözlerini aç göreyim yaşadığını" dedı daha yenı iyilesmıstin demıstı yıne imam gelıp kaldırmıstı ve en yakın acıle gitmiştik hastanedekı kadın dayımı setdeye alıp yarısna baktı "yok, bu böyle olmaz, bız en ıyısı amılıyataneyı hazırlayın...
1 saat sonra; kadın ameliyat aneden çıkp bıze doğru geldı bıraz bekledı bı bana bı de ısmının Mehmet oldugunu öğrendıgım adama baktı "bunu söylemek çok zor, kan kaybı çoktu geldiğinde yaşmaıyordu bıle yınede denedık ama olmadı elımızden gelenı yaptık başınız sağ olsun" hayır hayır dedım hemen dayıı dıye fergat ettim ne elımde yapacak bısey nede dıyecegım bı söz kalmıstı tektım ne dayım ne aılem nede ben buralara sığamamstık..!
Aylar sonra:
Öğretmenlığın başlangıcı büyüktü çok büyüktü küçük çocuklar bu evrende gördüğüm en şımarık kişilerdi ama yınede onları sevıyordum çok tatlı ve sempatıklerdı arada bı kavga edıp benı çıldırtıyorlardı ama ben hep boyledıgım ıste susun demezdim son saatlerdi cocuklara tahtadan istedikledi şeyi acip biraz bende dinkendim ama yorulmustum dayimin vefatindan sonra hersey yolunda gitmisti çok üzülmüştüm derslere bile gelmemistim...sonraki aylar biraz toparlanmis derslerimizi eksiksiz
Yorulmustu tufan duman dert degildi küçüklüğü çifçilik diye tuturmustu ne dediyse dinletememis yapacagi bisey olmiycagini anladiginda ise elinden geleni yapicakti...