İçeriğe geç

SIRTIMDAKİ DUVARLAR

Bölüm 1 · 2 dk okuma

SIRTIMDAKİ DUVARLAR

Bölüm 1

Çatlak Aynalar ve Sessiz Sofralar

Dünya, herkesin aynı anda konuştuğu ama kimsenin birbirini duymadığı koca bir uğultuydu benim için. Ben o gürültünün ortasında, nefesini bile dışarıya vermekten çekinen o küçük kız çocuğu olarak kaldım. Annem, aynalara bakmayı beni görmeye tercih ederdi. Babam ise bakışlarını üzerime diktiğinde, içimde bir yerlerde hep cam kırılırdı.

Evimiz, dışarıdan bakıldığında huzurlu bir sığınak gibi görünürdü; pencerelerinde tüller, balkonunda çiçekler.Ama içeride, o tüllerin arkasında devasa bir sessizlik hüküm sürerdi. Benim sessizliğim huzurdan değil, görünmez olma isteğimdendi. Çünkü bu evde var olmak, birilerinin kusursuzluğunu bozmak ya da bir öfkenin hedefi olmak demekti.

Annem için ben, onun yansımasını tamamlayan küçük bir aksesuardan fazlası değildim. Saçlarım onun istediği gibi taranmalı, elbisem onun zevkine göre ütülenmeliydi. "Eliz, neden bu kadar sönüksün? Biraz parlamayı öğrenemeyecek misin?" derdi her sabah. Kendi ışığı o kadar kör ediciydi ki, benim minik bir mum alevi gibi titreyen ruhumu fark etmezdi bile. Onun dünyasında sevgi, bir ödül gibi takdim edilirdi; sadece onun kurallarına uyduğunda, onun egosunu beslediğinde tadına bakabildiğin acı bir şurup gibi.

Babam eve geldiğinde koridorda yankılanan o ağır adım sesleri, benim için sığınacak bir köşe arama sinyaliydi. Aramızda hiçbir zaman o anlatılan masallardaki gibi 'dağ gibi duran baba' bağı olmadı. Onun bakışları bir kış ayazı kadar keskin ve mesafeliydi. Hiç vurmadı belki ama suskunluğuyla dövdü ruhumu. "Yine mi ağlıyorsun? Ne kadar zayıf bir çocuksun," diyen sesi, bir tokat etkisinden daha derin izler bıraktı kalbimde. Sabrı ve saygıyı ondan değil, ona karşı duyduğum o sessiz korkudan öğrendim.

Sofraya oturduğumuzda kaşığın tabağa çarpma sesi bile suç gibi gelirdi bana. Annem kendi başarılarından, güzelliğinden ve dünyanın ona ne kadar borçlu olduğundan bahsederdi. Babam ise tabağındaki yemeğe odaklanır, sanki ben orada yokmuşum gibi davranırdı.

İşte o anlarda anladım; ben bu dünyada bir boşluk doldurmuyordum, ben sadece bir seyirciydim. Ama içimdeki o küçük, saf çocuk pes etmedi. Acı çektikçe daha çok sustu, sustukça daha çok sevdi dünyayı. Çünkü biliyordu; onlar gibi bağırırsa, onlar gibi can yakarsa, içinde sığındığı o masum orman yanıp kül olacakti.

Bölüm sonu

3 yorum