Akşam üzeri
Akşam üzeri saat 4 gibi tüm askerlerimizin geldiğine dair haber geldiği an babamın odasından çıkıp benim eski odamın karşısında bulunan kıyafet değiştirme yerine girdim.
Askeri üniformam zaten üstümde idi. Yapacağım tek şey yüzümü kapatmaktı. Önce ince sadece gözleri açık bırakan maskeden giydim. Üzerine askeri baretimi ve gözlerime de gözlüğümü taktığımda hazırdım.
Askerler zaten beni içtima alanında sıraya dizilmiş bir şekilde bekliyorlardı. Büyük ihtimalle beni erkek sanıyorlardı, çünkü askeri üniformadan hiçbir şey belli olmuyordu. Yani sadece tahminleri tahmin olarak kalacaktı.
İçtima alanına askerlerin yanına vardığımda tam karşılarında durdum. Durduğum an kenarda bulunan büyük ihtimalle bana yardımcı olarak görevlendirilen asker HAZIR OL! diye bağırdı. Tüm askerler hazır ola geçip başları dik şekilde durdular. Elimle kenardaki askere işaret verdiğimde rahat pozisyonuna geçmeleri için komut verdi.
Benim kendi timime seçtiğim askerler dışında kalan askerler diğer bir time gideceklerdi. O yüzden içim rahat olacaktı, askerlerimizin içine kor ateş düşürmemek en önemlisiydi benim için.
Parkur hazırdı sabah haber verildiğinde hazır olmuştu. Askerlerimiz tek tek parkura geçtiklerinde ben hepsini pür dikkat izleyip karar veriyordum.
3,30 saat sonra
Tam 3,30 saat geçmişti, tüm askerlerimiz parkura çıkmış görevlerini bitirmişti. Ben Şafak Timi için askerlerimizi seçmiş, onun rahatlığı ile odamda özgeçmişlerini inceliyordum.
Askerlerimizi tanıtmak gerekirse eğer;ilk olarak
Serdar Gümüş
26 yaşında
Ispartalı
Kara Harp Okulu'nda 1.
Küçüklük hayali asker olmak
Galip Cihan Özdemir
26 yaşında
Bursalı
Kara Harp Okulu'nda 2.
Küçüklük hayali askeri pilot olmak
İlyas Güçlü
25yaşında
Trabzonlu
Deniz harp 1.si
Küçüklük hayali futbolcu olmak
Altay Efe Bozkurt
25 yaşında
İzmirli
Deniz harp 2. Si
Küçüklük hayali f1 pilotu olmak
Emre Doğan
24 yaşında
Gaziantepli
Hava harp 1.si
Küçüklük hayali fıstıkçı olmak
Baran İlkeşoğlu
24 yaşında
Mardinli
Kara harp 3. Sü
Küçüklük hayali ağa olmak
Ahmet Can Çelik
23 yaşında
Antalyalı
Hava harp 2.si
Küçüklük hayali mühendis olmak
Aslanlarımız bu askerlerden oluşuyordu. Hepsi birbirinden yetenekli ve parıl parıl askerlerdiler.
Odamda bulunan kahve makinasına yönelip, bir yandan da elimdeki özgeçmiş dosyasını kapatıp dolabına koymak için hazırlıyordum.
Dosyayı kapının sol tarafında kalan kilitli dolaplardan en üstüne koyup kilitledim. Kahve makinasının bulunduğu masa gibi üstü düz ve yatay olan kitaplığın bir rafından kahve kutusunu alıp kahve makinasının içine attım. Açma tuşuna basıp beklemeye başladım. Bu sırada da telefonumu almış kilidini açıyordum.
Uzun zamandır instagrama girmediğimden bir göz atmak istedim. Hesabıma giriş yaptığımda birkaç takip isteği, birkaç mesaj ve bazı storyler vardı. Storyleri es geçip mesajlara bakmaya başladım. Pelinin komik bulduğu ama asla komik olmayan iki üç tane videoya bakmadan direkt random atıp oradan çıktım. Fulya'dan gelen bir mesaja tıklayıp ne olduğuna baktım. Onun da bir reels attığını görünce tıklayıp sorgulamaya başladim.
Videoda bala benzeyen göz ile benim gözlerimle aynı renk olan bir gözü iç içe geçirip sonsuzluk işareti yapmışlardı.
Aklıma direkt hücum eden o anlar ile istemsiz gülmeye başladım. Kendi kendime sırıtırken yere bir şeyin damlama sesini duydum, duyduğum anda da koştum.
Kahveyi unutmuştum ve bu olağanüstü güzel kaliteli(!) makine sen durdurmadığın sürece çalışmaya devam ediyordu. Ve ben bal gözlü komutanı düşünürken bunu unutmuştum. Haliyle de kahve yere dökülmüştü.
Benim geldiğimi sadece üst düzey askerler bildiğinden timden veyahut herhangi bir askeri çağırıp
temizletemezdim.hoş tanısalardı bile benim hatamı başkasına yaptırmazdım.
Paspas ve gerekli birkaç malzeme için temizlik malzemesi odasına gitmem gerekiyordu. Ve ben de öyle yaptım, temizlik odasına gidiyorum.
Ben en üst katta temizlik odası ise en alt katta idi. Haliyle asansör fobimden dolayı da 6 kat inmem gerekiyordu. Aslında asansör fobim yok, bi görevde yaşadığım travmadan kaynaklı olarak binmeyi tercih etmiyorum.
Tam 3.kata geldiğimde karşımda aniden beliren bal gözlerle donup kalmış hatta adım bile atamamıştım. Bal gözler önümden geçerken göz kırpmıştı ancak yüzünde bulunan kamifüle ile gözleri dışında bir şey görmem imkansızdı.
Bal gözler önümden gideli yaklaşık bir 4 dakika olmuştu. Ben olayın şokunu hala atlatamamış bekliyordum. Göz kırpmıştı bir de değil mi?
Kendime gelip aşağıya doğru merdivenleri üçer beşer atlayarak indim. İnerken karşımda bulunan bir kaç askere çarpmış olsamda daha önemli olan benim kalbimin 200lere kadar çıkmasıydı.
Resmen heyecandan kalbim depar atmaya başlamıştı.
Bodruma inip kapıyı arkamdan kapatarak ışığı açıp kapıya yaslanmış elim kalbimin üzerinde hareketsiz duruyordum.
Yaklaşık bir 5dakika öylece kalbimin ritminin yavaşlamasını bekledim. Tam yavaşlıyodu aklıma tekrar o gözler gelince en başından hızlanıyodu.
Buraya geliş amacımı hatırlayıp paspası ve diğer malzemeleri alıp koşar adım yukarı çıkmaya başladım.
Tam yine 3.kata geldiğimde aşağı inen Doğu ve Seda ile göz göze geldik. Onlar bana anlamaz ve şaşkın bakarken ben onlara hafif bir mahçuplukla göz gezdiriyodum.
Gözlerimde bulunan mahçup luğunu temel sebebi onlara geldiğimi haber etmememdi.
Daha fazla göz temasını kullanmak yerine direkt olarak
Selamın hellooo
Dedim
Kanalın sm hesapları;
Whatsapp:Sırlı Ateş
Youtube;Sırlı Ateş
İnstagram;sirli_ates