İçeriğe geç

Sırlar sarayı

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Sırlar sarayı

Bölüm 2

Bir doğumun ve bir Ölümün günü

2.Bölüm

Doğum günümü bilmediğimiz için buraya geldiğim ilk günü, yeni hayatıma doğduğum ilk günü, doğum günüm kabul ettik. Yani 7 Mayıs. burası yani Kronos Krallığı beni resmen İçine çekti. buraya çok alıştım. gün boyu Arthur amcanın kitapçısında çalışıyorum ve günün geri kalanında bolca ansiklopediler okuyup not alıyorum. günüm dolu dolu geçiyor, Artur amca bir dediğimi ikiletmiyor. son bir ayda dövüş sanatları kursların için tonla yatırım yaptı. Ayrıca iki senedir burada yaşamama rağmen Kronos Krallığı Kral ve kraliçesini ilk kez göreceğim. Bahar şenliklerini duyurmak için halkın karşısına çıkacaklar. 22 yaşına bastığın doğum günümde Kral Hermes ve kraliçe Arisi göreceğim. Bu benim için gayet güzel bir doğum günü hediyesi. ancak sabah, Arthur amca bana çalışma odasını hediye etti. Ve artık bir çalışma odam bile var.

Halk karşısına çıkacakları zaman kasabaya indim ve kalabalık arasında karıştım. sonunda yüksek bir alkış sesi yükseldi ve dikkatimi kürsüye verdim. önce kraliçe Aris göründü, kıvırcık kumral saçları ve masmavi gözleriyle adeta güzellik tanrıçasına benziyordu.

Ve arkasından gelen kişi... yüzünü gördüğüm an gözlerimin karardığını hissettim. nefes alışverişim ve nabzım hızlandı. sanki bir an kalabalığın sesi kesildi. Beynim zonkluyordu. sarı saçları ve hayvanını andıran vahşi bakışları ile bay rekabet tam karşımda... Kral Hermesin yerinde....

o an parçalar birleşti. antik Yunanca'da olan Hermes ismi 12 Olympus tanrılarından olan "Hermes Trismegistus" tanrısının isminden geliyordu ayruca,Tanrı hermes'in sembolleri yarış ve "rekabet" idi, bu da Kral hermes'in Bay rekabet olduğunu gösteriyordu. bunca zaman bana işkence ve zulüm eden yaratık Koskoca Kronos krallığının kralıydı...

Peki neden? neden Ben??

sorularıma cevap vermeden ölmeyeceğim.

Sendeleyerek ve hızlı nefesler vererek kalabalığın içerisinden zorla çıktım. hızlı adımlarla kitapçıya yürüdüm. Arthur amcanın bana inanacağını biliyordum. Olanları teker teker anlattığımda, Arthur amcanın gözlerinde ciddi bir öfke vardı. Bana inanacağını biliyordum...

"Arthur Amca, benim sonork sarayını sızarak kim olduğumu öğrenmeye ve İntikam almaya ihtiyacım var"

sözlerim bu şekilde bitirdim Arthur amca gülümsedi, şaşırmıştı.

"sonuna kadar destekçinim."

planını anlattım Arthur amca yaşlı dişleriyle tekrar gülümsedi ve çok zeki biri olduğumu söyledi Gerçekten mutlu oldum. bu planı sadece bilgilerim ayakta tutabilirdi. ansiklopedilerimden birkaçını son kez okumaya koyuldum.

Yaklaşık bir saat sonra içeri bir müşteri girdi. genç bir kadın oturup bir dergi okumaya başladı. stresini atması için derin nefesler aldım ve birden kadının karşısına çıktım bağırarak konuştum.

"Merhaba güzel bayan! Ben kronos'un en Bilgin falcısıyım! Bana ücretsiz olarak İstediğini sorabilirsin!!"

kadın duruşunu değiştirdi. gülümseyerek sordu, "Şey... ben 7 aylık hamileyim... acaba bebeğimin cinsiyetini bilebilir misin??"

Kadına yaklaşıp karnına dokundum. karnı alta değil, Üste doğru şişikti. Yani...

" erkek olacak. Tebrik ederim! "

kadın elim tuttu, kocaman gülümseyerek hızlıca ayağa kalktı ve uzaklaştı. ilk falımı baktıktan sonra - ki bakmadım- Bir sonraki müşterinin bulmak için sokağa çıktım. rastgele bir genç seçtim.

"Merhaba genç beyefendi! Ben Kronos Krallığının en bilgin falcısıyım! Bana istediğini sor, cevabını ücretsiz vereyim!!"

Bağırarak konuştuğum için olacak ki, herkes bize bakıyordu. Amacım da buydu. Ancak nedense gencin yüzü düştü.

"Ne kadar ömrüm kaldı falcı Hanım."

Neden bunu sorduğunu anlamak için genç çocuğu incelerken kollarında birçok Ben, kızarık, kabarma ve şişlik olduğunu fark ettim. bu molalin hali almış bir tür cilt kanseriydi. Cok acı çekiyor olmalıydı. az zamanı kalmıştı, Ona çok üzüldüm.

"falıma göre 2 sene ömrüm kalmış."

Çocuk başını kaldırdı, zoraki bir şekilde gülümsedi. ancak gözlerindeki acı görünüyordu. yalnızca falımın yanlış çıkmasını, gencin iyileşmesini istedim.

.................

aradan yaklaşık 2 ay geçti .kitapçıda her gün fal bakarak ünlendim. insanlar aralarında beni konuşuyorlardı, "geleceği gören kadın" gibi takma isimlerin bile çıktı .Aslında Tek yaptığım eski bilimcilerin kitaplarını okumak. son plan olarak bir şekilde halkın karşısına çıkıp siyasi zekanmı konuşturmaktı.

alışveriş yapmaya çıktığım sırada, Arkamdan bir kadın çığlığı yükseldi. arkamı döndüm. gencin biri kadının elindeki poşeti çalmış, kaçıyordu. hızıma her daim güvenirdim. koşmaya başladım, genci yakalayıp kolundan tutarak durdurdum ancak çocuk ona dokunduğum an bağırarak yere düştü. o sırada bu çocuğun 2 ay önce falına baktığım kanser olan kişi olduğunu fark ettim. yere oturan Çocuk birden ağlamaya başladı. yanına çöktüm çaldığı poşetin içine baktım. gözlerim doldu... poşette Ağrı kesici krem vardı. acı çekiyordu, ancak parası yoktu. çocuğa sarılmak için yaklaştığım sırada Biri gelip bize kılıç savurdu. anında ayaklanıp cebimdeki bıçak ile kılıcın karşısında geçtim. geri çekilip tekrar saldırdı, kılıcından son anda kurtuldum ancak yine henüz doğrulamadan tekrar hamle, yaptı saçlarını örten pelerini ve maskesi vardı. yalnızca koyu mavi gözleri görünüyordu. bu kadar iyi Kılıç kullanması afallamama sebep oldu. Ancak ben vücudumu ondan daha iyi kullanıyordum. kılıcını üzerime savurduğu sırada hızlıca eğildim ve bacağımı yarım daire şeklinde döndürerek çelme taktım. adam yere düştüğü sırada üstüne çıkarak ayağımla adamın elindeki kılıca tekme atıp uzaklaştırdım ve boynuna bıçak dayadım. maskeli adam birden konuşmaya başladı,

"sende onun hırsız ortağı falan mısın"

sinirlendim. çok acımasız biriydi.

"Hayır, bu çocuk cilt kanseri ve ağrı kesici çalmış başta ben de onu yakalamayı planlamıştım ancak hırsızlık yaptığı için öldürmeyi planlamadım."

Yerde yatan adam boğazına dayalı kılıcı umursamıyor gibi tok sesiyle konuşmaya devam etti,

"Sen kim olduğunu sanıyors-"

sözünü kestim,

"Asıl sen kim olduğunu sanıyorsun! Şövalye falan değilsin! genç birini hırsızlık yaptığı için öldüremezsin!"

Altımda duran adam sanki ölümle burun buruna değil gibi kıkırdadı, resmen alay ediyordu.

"o ufak ve çelimsiz vucüdünla gerçekten beni yendiğini mi sanıyorsun"

Çelimsiz mi?! Tam konuşmak için ağzımı açtığım sırada arkadan bir kadının cılız sesi yükseldi

"bu o kadın! Bilgin falcı! Bebeğimin cinsiyetini doğru bildi"

Bunu söyleyen kişi ilk fal deneyimini kazandığım kadındı, kucağında minik bir bebek vardı. Onun adına sevindim. Ardından bir ses daha yükseldi,

"evet! Bu kadın zengin olacağımı söylemişti, şimdi milyonerim"

Aslında tamamen şans eseri gerçekleşen bir durumdu. Neyse.

Ben bağırıp çağıran halka odaklanmışken, maskeli adam tek hamlede elimden kurtuldu ve bana alaycı bir gülümseme bahşedip kaçtı. Ben ise bu felaketi fırsata çevirmekle meşguldüm. Üzerime üşüşen halkı atlatıp bir bidonun üzerine çıktım.

"Kulak verin halkım!! ben Kronos Krallığının en bilgin falcısıyım! Şimdi söyleyeceklerimi ülkenin dört yanına duyurun! 3 gün sona en büyük gücümüz olan oryon denizi çekilecek! Bunu fırsat bilen Douwen Krallığı bize saldıracak! gerekli önlemler alınmaz ise savaş yakında! "

Ben konuşmamı bitirdikten sonra güçlü bir uğultu

Yükseldi. Hızlıca inerek uzaklaştım.

Ve şimdi geriye tek bir şey kaldı, beklemek......

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.