Hoş geldinizzz
Bir hafta içinde tüm kitabı bitirip yayınlamayı planlıyorum. Yorumlarınız ve beğenileriniz için çok teşekkürlerr
*****************
Cuma günü okuldan sonra bizimkilerle takıldığım için fazlasıyla yorulmuştum. Akşam olunca yemek yiyip uyudum.
Cumartesi günü de öğretmen anne ve eczacı babanın kızı olmanın dezavantajı ile sabahın sekizinde kahvaltı için uyandırıldım.
Yaz kış, cuma cumartesi denmeden o sofra için uyandırılırdık. Belli yaştan sonra vücut makineye mi dönüşüyor ne oluyorsa artık annem ve babam asla uykulu görünmüyordu.
Ben zaten kahvaltı yapmayı sevmeyen biri olarak elime aldığım çay bardağı ile uyukluyordum. Sabahın köründe kimin midesi uyanıyordu ki?
“Dün üstteki komşu geldi bizim eczaneye.”
Gözlerimi kırpıştırarak ayılmaya çalıştım hemen.
“Bizi pazar akşamı çaya çağırdılar. Ben de hanıma söylerim size haber verir dedim.”
Babam ve anneme sormadan onun adına karar vermeme huyu. Allah’ım sen konuyu biliyorsun.
“Tamam. Ben konuşurum eşiyle. Adı neydi onun?”
“Gonca,” dedim özel ilgi alımda olduklarını belli etmemeye çalışarak.
“Geçen yemek götürdüm ya onlara. O zaman söyledi.”
“He iyi bari,” dedi annem çok takılmayarak. Tabii Melih çözmüştü her şeyi. Umarım LGS’de bu zekan işine yarar canım kardeşim.
Bana sinsi bakışlar atan Melih’e hayırdır der gibi bakıp annemleri dinlemeye devam ettim.
“Geçen sene kalp krizi geçirmiş adam. Ameliyat olmuş. Hanımı da o da öğretmenmiş. Ameliyattan sonra daha sakin bir yere taşınmak istemişler.”
Bu bilgilerin hepsi babamdan çıktı. Annemle oturur hayatlarında olan en küçük değişikliği bile konuşurlardı.
“Yazık adama. Genç bir de. Allah şifasını versin.”
Ve masadan büyük bir “Âmin,” yükseldi.
“Balkondaki çiçeklerden mi götürsek acaba Sıla? Sever mi?”
Balkondaki çiçeklerin tamamı benimdi. Annem hiç sevmez çiçek büyütmeyi. Ben büyütürdüm o havasını atardı sadece.
“Olur bence,” diyerek çayımdan bir yudum daha aldım.
Yarın büyük gün demek!
****************
Beğendiniz mi bölümü 🔫
Diğer bölüme geçmedennn beğeninnnn
Bir sonraki bölüme geçebilirsiniz







