Leonard evden hızlıca çıktı; arka sokakta olan Clifford’ın evine doğru ilerledi. Clifford’ın evinin kapısına sertçe tekme atarak içeri daldı. Clifford şaşırarak: Kardeşim ne oldu, kötü bir şey… Leonard, Clifford’ın sözünü bitirmesine izin vermeden yüzüne sertçe bir yumruk attı: Kötü bir şey mi? Kötü bir şey ne diyorsun lan sen! Babama gidip her şeyi ötmüşsün ya şerefsiz! Senin yüzünden bir masumun canına kıymam gerekiyor şimdi haysiyetsiz! Lan ben sana kardeşim dedim, dostum dedim, sırdaşım dedim ve sen bana ihanet mi ettin? Clifford, Leonard’a tekme atıp onu kendinden uzaklaştırdı: Annen ölüyor lan, annen! Değersiz bir aptalın canını almaktan ne kaybedersin? O kızla sen bir ilişki düşünebiliyor musun aptal, kendine gel! Ama "Ben beceriksiz aptalın tekiyim," diyorsan önümde durma, ben hallederim. Hem böylece baban senden boş yere medet ummaz; gerçek korsan kim, tahtını devretmesi gereken kişi kim daha iyi anlar! Leonard öfkeyle Clifford’ın boğazına yapıştı: Demek en başından beri amacın buydu, değil mi şerefsiz? En başından beri istediğin şey benim hayatımdı. Senin derini yüzeceğim lan, duydun mu beni şerefsiz? Göreceksin, her şey bittikten sonra ayaklarıma kapanıp benden aman dileyeceksin. Seni bağışlamam için bana yalvaracaksın ama ben önce senin derini yüzüp sonra parçalarını köpekbalıklarına yem edeceğim! Clifford öfkeyle Leonard’ın suratına yumruk attı: Kendi beceriksizliğini bana yöneltme sakın! Çocukluğumdan beri sen ve senin rezilliklerinle, gereksiz egolarınla, üst perde saçmalıklarınla hayatımı geçirdim. Bu zamana kadar sizin pisliğinizi temizlemekten sıkıldım! Clifford’ın dudakları sinsice kıvrıldı: Bak görüyorsun ya sevgili kardeşim, arkanı toplamadığımda neler olduğunu… Leonard sinirle, "Sen bittin!" diyerek Clifford’ın evinden çıktı. Arkasından hâlâ Clifford’ın kahkaha sesi geliyordu. Yumruklarını sıkarak fısıldadı: Sana bu yaptıklarının bedelini ödeteceğim ama önce annemi kurtaracağım. Bana yalvarışlarını dinleyeceğim, ayaklarıma kapanacaksın… Leonard hızlıca çarşıya gitti, çarşıda japon bir yaşlı çiçekçi vardı sürekli japonyadan sakura çiçeği getirtiyordu ailesini kaybettikten sonra japonya dan ayrılıp bu küçük kasabaya yerleşip çiçekçilik yaparak hayatını devam ettiriyordu çiçekçiye girdi. Çiçekçi kadına: iyi günler Bayan, sakura çiçeği var mı elinizde? Satıcı kadın gülümseyerek yanıtladı: Çiçeği alan güzellik şanslı olmalı, senin gibi bir yakışıklı delikanlıya sahip olduğu için. Elindeki sakura demetini Leonard’a verince Leonard gülümsedi: Teşekkür ederim bayan. Gümüş sikke kesesini vererek "Üstü kalsın," dedi ve dükkandan çıktı. Ardından bildiği bir şifacının dükkanına girdi: Beni iyi dinle. Bana koku yoluyla öldürebilecek güçlü bir zehir hazırla. Yoksa ülkenin hazinesinden altın ve gümüş sikkeleri yürüttüğünü herkese anlatırım, büyük ihtimalle de meydanda asılırsın. Özetle; ya zehri hazırlarsın ya da ölürsün! Şifacı korku dolu bir tonla sordu: Zehri hazırlarsam çeneni kapalı tutacağını nereden bileyim? Leonard sinirle çıkıştı: Söylemeyeceğim dediysem söylemeyeceğim. Ama biraz daha beni sorgularsan herkes öğrenecek, emin ol! Şifacı burnunu kapatarak elinde küçük bir şişeyle geldi: Bunu koklatacağın yere dök. Yarısı bile birini öldürebilir. Zehrin işe yaradığını kan gelince anlarsın. Eğer bir insanda deneyeceksen ağzından ve burnundan kan gelecek, aynı zamanda vücudu titreyecek. Eğer hayvanda deneyeceksen gözünden ve burnundan kan gelir. Ona göre çok dikkatli ol. Leonard başını salladı. Şişeyi ve buketi alıp kayığa doğru ilerledi; son hazırlığını bitirip okyanusa açıldı. Alice ile hep vakit geçirdiği yere geldi. Sakura demetine son kez baktı; ağzını ve burnunu koluyla kapatarak şişeyi çiçek demetine döktü. Boş şişeyi cebine koydu, çiçek demetini kenara bıraktı ve kolunu indirip temiz havayı içine çekti. Ne kadar pişman olsa da yapması gerektiği için bütün soğukkanlılığını kullandı: Güzel sakuram, neredesin? Alice suyun yüzeyine çıktı. Kollarını kayığa yaslayarak: Kaptan hoş geldin! Seni çok özledim, yokluğun çok sıkıcıydı… Sakura demeti dikkatini çekti: Kaptan bu ne? Çok güzel görünüyor Leonard gülümseyerek: Sensin güzel sakuram. Hep merak ediyordun, işte sakura çiçeği. Senin için benim güzel, tatlı sakuram. Alice hayranlık dolu bir şekilde Leonard’a baktı:Senin gibi mükemmel birini hak edecek ne yaptım ben sevgili kaptanım? Seni çok seviyorum, her şeyden çok seviyorum yakışıklı kaptanım! Alice eline çiçek demetini alıp çiçeklerin kokusunu içine çekti. Kötü hissetmesine rağmen koklamaya devam etti. Leonard ciddiyetle Alice’in hareketlerini izliyordu. O an Alice dayanamayarak bir çığlık attı. Leonard, Alice’i kayığa çekip kanlar içinde titreyen bedenine sarmalandı. Gözleri dolu bir şekilde: Özür dilerim sakuram, özür dilerim... Böyle olmasını istemezdim. Annem için kuyruğun lazımdı, böyle bitmesini istemezdim tatlı, güzel sakuram. Affet beni, lütfen affet… Alice anın şokuyla, sevdiği adam tarafından ölümünün geldiğini anladıktan sonra zorlukla konuştu: Haklıymışsın kaptan... Yakışıklı kaptanım, güzel sakuranın yakışıklı kaptanı... Haklıymışsın, insanların hepsi aynıymış. Senin gibi biri de öldürürmüş sevdiğini, değil mi kaptanım? Alice son nefesini vermişti. Leonard gözyaşlarıyla Alice’in cesedinin başında ağlamaya devam ederken kayığın yanına bir korsan gemisi yaklaştı. Leonard ayağa kalkıp olayı anlamaya çalıştı. Clifford gemiden inip kayığa çıktı, sinsice gülümseyerek:Üzgünüm kardeşim ama ne bu dünyanın ne de Kelvin amcanın senin gibi ezik, aptal birine ihtiyacı var. Şu haline bak; annen ölmüş ve sen hâlâ annen için gerekli ilacı getireceksin… Kahkaha atarak devam etti: Daha doğrusu ağlamaktan getiremeyeceksin! Benim derimi yüzecektin, değil mi sevgili kardeşim? Bana öyle demiştin.Clifford kılıcını hızla Leonard’a sapladı ve kulağına doğru fısıldadı: Sana acıyorum. Diğer tarafta yalnızlık çekme diye anneni ve babanı önden gönderdim. Şimdi izninle, yapmam gereken bir lordluk var.
Bölüm 5
NEFRETİN TOHUMLARI
Bölüm sonu
3 yorum
❤️
Eline sağlık❤️
1YanıtDestekkkk
