Kullanılan ifadelerin anlamları;
Aqualor - deniz altı krallığı
Pesteva - prenses
Nerai - deniz kızı
Aurba - deniz erkeği
Besta - Dünya
Aboro - Su altı halkı
Polo veya polono - aqualor polisi
Aurba hariç diğer kelimeleri yazıldığı gibi okuyabilirsinizz
Aurbayı Aruba diye okumayı tercih edebilirsinizz ben yazarken öyle yapıyorum çünkü, isterseniz sizde öyle okuyabilirsinizzzz
⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓
Eskiden bir pestava yaşardı. Adını bütün Aqualor tanırdı.
Aqualor'un bütün Aboroları Pestavaya çok güvenen, seven ve belki de sevgiyi fazla kaçırıp aşık olan canlılardı. Nerailer, Aurbalar, yengeçler, balıklar, su kaplumbağaları, deniz atları ve niceleri hepsi bu nazik, sevecen, samimi ve Bestalar güzeli bu pestavayı canları pahasına severlerdi.
Aqualorda bütün canlılar kan bağı olmasa da sevgi bağı ile birbirlerine bağlılardı. Aqualorda bütün canlılar sevgiyle büyür, sevgiyle ölürdü. Aşkını arar aşkıyla veya aşk sandıklarıyla yüzyıllarca süren ömürlerini harcarlardı.
Aborolar aşkı hayatlarının amacı zannederlerdi. Aşk Aborolar için kutsaldı. Aşk onlara doğumdan ölüme kadar anlatılan tek şeydi. Hayatlarının en önemli şeyinin aşk olduğunu sanırlardı.
Pestevada öyleydi. Aşkı hayatının amacı sanmıştı. Ne tesadüf ki tahta çıkma töreni zamanı yaklaştığında artık evlenmesi gerektiği zamanlarda bir Aurba ile tanışmıştı.
Tanıştığı Aurbaya ilk zamanlarda merhamet etmiş sonra da birbirlerine aşık olmuşlardı. Ya da pestava öyle sanmıştı...
Aurbanın tek amacı onun tahta çıkmasını engellemesiydi. Anlatılan efsanelere göre her iki canlı da birbirini sevmeliydi. Sevdiğinden emin olduktan sonra ona gerçek aşk öpücüğü vermeliydi. Emin değilse yapmayı dahi düşünmemeliydi...
Eğer seven kişi sevdiğinin onu sevmediğini anlayamayacak kadar aptalsa lanetlenirdi. Pestava Elias'ın onu sevmediğini anlayamayacak kadar sevmişti onu. Ve gerçek aşk öpücüğü vermek istemişti. Lakin kendi dahi anlayamadan lanetlenmişti.
Henüz dudakları dudaklarındayken teni yeşile dönmüş solungaçları çıkmış kaşları kaybolmuştu. Lanetlenmişti.
Elias'ın onu kandırdığını ancak çok sonradan anlamıştı. Aqualor'un Ponoloları onu çoktan yüzyıllarca belki de hayatının sonuna kadar hapsedileceği adaya götürmeye başlamıştı bile. İşte o zaman son bir gözyaşı damlası aktı Pestavanın gözünden. Tanrıya yalvarırken ağladı. Tanrı'ya sığındı. Lakin bir cevap alamadı. Ardındansa yüzyıllarca ağlamadı.
Pestava o gün içinde bir şeyler kaybetti.
Birincisi aşka olan inancını.
İkincisi merhamete olan inancını.
Üçüncüsü Tanrı'ya olan inancını.
Dördüncüsü tiksinti hariç tüm duygularını.
Beşinci benliğini...
________GİRİŞ SONU_________
Bir anda atmak geldi içimden umarım seversinizzzz